AKTÜELHepoku    
Her Hafta width=3 Türkiye width=3 Dünya width=3 Toplum width=3 Kültür Sanat width=3
 
   
 
Şiddet

Dünyanın Pek Çok Ülkesinde Hâlâ Taşlanarak Öldürülen Kadınlar Var!

Şiddet "kültür"lü bir şey!
SEMİN GÜMÜŞEL / 


ABD'de her 15 saniyede bir kadın dayak yerken, İslam hukukunun geçerli olduğu ülkelerde zina recm, yani taşlayarak öldürmeyle cezalandırılıyor. Recmin ceza kanunlarında yer aldığı ülkeler arasında İran, Sudan, Birleşik Arap Emirlikleri, Pakistan ve Afganistan var. İslam Hukukuna Bağlı Yaşayan Kadınlar Ağı'nın (WLUML) 26 Kasım'da İstanbul'da başlattığı "Kadınların Öldürülmesini ve Taşlanmasını Durdurun" kampanyası için İstanbul'a gelenlerden İran, Pakistan ve Nijeryalı üç kadın, kadınların ölmemesi için verdikleri mücadeleyi Yeni Aktüel'e anlattı.

7Nisan 200717 yaşındaki Iraklı Du'a Khalil Aswad, Sünni bir erkeğe âşık olduğu için taşlanarak öldürüldü. Nisan 200722 yaşındaki İranlı Nejat, evlilik dışı ilişkide bulunmakla suçlanınca babası onu canlı canlı gömdü. Temmuz 2007Pakistanlı, 35 yaşındaki Sumaira Bibi alt kasttan birisiyle evlendiği için yeğeni tarafından öldürüldü. Temmuz 2007Türkiyeli 19 yaşındaki Yasemin Kınık, erkek arkadaşı ile kaçarak evlendikten sonra boşanmak isteyince kendi babasının kurşunlarına hedef oldu. 3 Ağustos 200711 yaşındaki Iraklı Sara Jaffar Nimat, bedeni taşlarla ezilmiş ve yakılmış olarak bulundu.16 Ağustos 2007Hindistanlı Saroj, sevgilisiyle kaçtığı için kuzeni ve kardeşi tarafından boğuldu. Eylül 200722 yaşındaki Suriyeli Zehra Al-Azza, tecavüze uğradığı için erkek kardeşinin bıçak darbeleriyle öldü. Jafar Kaini ise bir erkek. O da 5 Temmuz 2007'de İran'da küçük bir kasabada recm edildi. Suçu, 15 yıl önce âşık olduğu, iki çocuğunun annesi Mokarrameh Ebrahimi ile birlikte olmaktı. Tanıştıklarında, Mokarrameh yıllardır eve uğramayan kocasının yerine çocuklarına bakabilmek için çalışıyordu. Aşk ve korku dolu hayatları kaçarak geçti. 11 sene önce yakalandılar. Ne nikâhları, ne de iki çocukları yetmedi ilişkilerini meşrulaştırmaya Mokarrameh de hapishanede ve recm edileceği günü bekliyorMokarrameh gibi dokuz kadın daha var İran'da
Benzer kaderi paylaşan kadınlar için kurulan İslam Hukukuna Bağlı Yaşayan Kadınlar Ağı (WLUML), "din" kisvesi altında ayrımcılığa, şiddete maruz kalan kadınların sesi. Onları geçen yıl, Irak'ta şeriatın kabul edilmemesi için düzenledikleri uluslararası kampanyalarından hatırlamak mümkün! Aynı grup bu sene, 26 Kasım'da , dünyanın pek çok bölgesinden katılımla İstanbul'da "Kadınların Öldürülmesine ve Taşlanmasına Son" adlı küresel kampanyayı başlattı. Kampanyanın amacı, dini ve kültürel dayatılan "cinsel davranış normları"na aykırı davranmakla suçlanan kadınların öldürülmesine son vermek! İşte bu kampanyanın iham aldığı; İran, Pakistan ve Nijerya'da kadınların öldürülmemesi için büyük mücadele veren, pek çok kadını ölümden kurtaran, tehditlere rağmen yolundan vazgeçmeyen üç kadının hikâyeleri

Uluslararası baskının çok büyük yardımı oluyor!
Shadi Sadr, genç bir İranlı avukat. Hayatın hukuken ve toplumsal anlamda kadınlar için çok zor olduğu İran'da boyun eğmeyen kadınlardan2002'den beri, İran'da recm cezası alan kadınlar için hukuksal mücadele veriyor. Mokarrameh de müvekkillerinden biri. 15 yaşında gazetecilik yapmaya başlayan Shadi Sadr, İran'ın devrimci gazete ve feminist dergilerine yazılar yazmış yıllarca. Sansürün çok sıkı uygulandığı İran'da özellikle kadın hareketi için yeni bir soluk olan internetten o da faydalanmış. 2002'de İran'ın kadınlara hitap eden ilk internet haber sitesini (www.womeniniran.org), 2006'daysa kadın ayrımcılığının önlenmesi için Women's Field (www.meydaan.org) web sitesini kurmuş. Sekiz yıldır avukatlık yapan Sadr, 2005'te de kadınlara ücretsiz hukuki danışmanlık hizmeti vermek üzere RAAHI adlı merkezi oluşturmuş. Elbette kolay olmamış bu çalışmalar, kurulduktan iki yıl sonra, Mart 2007'de, 32 kadın hakları eylemcisini tutuklamış ve RAAHI'yi yasaklamış devlet. Sadr da 17 gün hücre cezası almış ama vazgeçmemiş. İran'da recm olaylarının sürmesi Sadr'ı 'Taşlanmayı Sonsuza Dek Durdurun' kampanyasını başlatmaya itmiş: "2006'dan bu yana süren kampanya ile recm yasasının yürürlükten kaldırılmasını ve İran'da zinadan dolayı taşlanmaya mahkûm edilmiş dokuz kadın ve iki erkeğin hayatlarını kurtarmayı hedefliyoruz" diye anlatıyor. Başarılı da olmuş; ölüm cezasına çarptırılmış kadınların ücretsiz avukatlığını yapan Sadr, pek çoğunun hayatlarının kurtarılmasını sağlamış.
Sekiz yaşındaki kızı ile birlikte Tahran'da yaşayan Sadr'a üstlendiği davalardan, yürüttüğü kampanyalardan dolayı korkup korkmadığını soruyoruz: "Evet bazen korkuyorum ama kendi kızımın geleceği dahil bütün kadınlar için bu çalışmaları sürdürmeliyiz" diyor, "bu davalar insanı psikolojik olarak da çok etkiliyor. Her seferinde 'bu son' diyorum ama yapamıyorum." Sadr, uluslararası kamuoyuna şöyle sesleniyor: "İran'da muhafazakârlar tarafından en çok dile getirilen argüman, uluslararası kampanyaların İran gibi ülkelerde işe yaramadığı ve tam tersi yönde etki yaptığıAma bu doğru değil, gerçekten etkisi oluyor. Uluslararası kamuoyu bu kampanyalara karşı duyarlı olmalı ve baskı oluşturmalı!"

Din ve kültür kadını cezalandırmak için kullanılıyor
Farida Shaheed, Pakistan'da kadın hakları için 25 yılı aşkın bir süredir çalışan en önemli aktivist ve sosyologlardan. Müslümanlık Şartlarına Bağlı Kadınların Yetkilendirilmesi Konusunda Araştırma Programı Konsorsiyumu'nun (WEMC) Başkan Yardımcısı ve Shirkat Gah Kadın Kaynakları Merkezi'nin Koordinatörü. Shaheed, Pakistan'da binlerce kadını ve kadın davalarının erkek müttefiklerini eğiterek, yasaları ve politikaları değiştirmeyi amaçlayan çok önemli bir hukuk bilinci programı geliştirmiş. Pek çok uluslararası kuruluşa danışmanlık yapan Shaheed, aynı zamanda Pakistan hükümetinin Kadın Kalkınması Pencap Görev Kuvveti üyesi. 2005'te Nobel Barış Ödülü'ne aday gösterilen bin kadından biri olan Shaheed, hayatının büyük bölümünü Pakistan'da köy köy gezerek ve yüz yüze yapılan eğitim, bilinçlendirme çalışmalarında geçirmiş.
Shaheed, onca yıllık saha çalışması üzerine, kadına yönelik şiddette din dışında çok önemli bir noktaya değiniyor: Kültür! Shaheed'e göre, "Biçimi, zamanı ve mekânı ne olursa olsun, cinsiyet kaynaklı şiddet her zaman 'kültür' argümanlarıyla meşrulaştırılıyor. Çünkü her toplum sürekli olarak yeniden üretilen bir kültür tarafından biçimlendiriliyor. Fakat egemen kültür olan ataerkil kültür şiddeti kabul edebiliyor. Müslüman toplumlarında kadınların gördüğü zulmün belirleyici faktörü dinin kendisi değil, esasen Müslüman toplumlarında da her yerdekinden farklı olmayan, fakat bir 'Müslümanlık' havası altında ifade bulan, aile ve akrabalık yapıları, devlet inşa etme projeleri ve karar verme süreçleri gibi ataerkil sistemler ve yapılarDünyanın her yerinde erkeklerin canla başla sahip çıktığı ataerkillik, her türlü dini yorumlama üzerindeki erkek tekelini yansıtan bir prizmadır. Ataerkilliğin teşvik ettiği genel şiddet kültürüne meydan okumak ne kadar etkili olursa, cinsiyet kaynaklı şiddete meydan okumak da ancak o kadar etkili olur!" Shaheed'den kadın hakları açısından 20 yıl önceyle bugünü karşılaştırmasını istiyoruz: "Bizim WLUML ile ilk toplantımız 1986 yılındaydı" diyor "o kadar eski! O zamanlar elbette her şey daha zordu. Ben Pakistan'da kendi organizasyonumu kurduğumda sadece dokuz kadındık ama bugün kadın sorunları için çalışan erkek siyasetçiler bile var."

Haberin devamını Yeni Aktüel dergisinin 127. sayısında bulabilirsiniz!


1   2   3  
 
 
Her hafta | Türkiye | Dünya | Toplum | Kültür Sanat | Yazarlar | Künye / İletişim | Bize ulaşın  
width=10
Turkuvaz Medya Grubu Copyright © 2003-2012 Tüm hakları saklıdır.
Turkuvaz Gazete Dergi Basım A.Ş.
Üretim ve Tasarım

Turkuvaz Medya Dijital