![]() ![]() |
![]() |
|
||||||||||||||
|
|||||||||||||||
![]() |
Benazir Butto Babasıyla Aynı Sonu Yaşadı, Oğlu Da Onun İzinde. Örnek Çok Ama Soyağacı Bilimine Ve Uzmanlara Göre Ailemizin Kötü Kaderinden Kurtulmak Mümkün Aile kaderi diye bir şey var!
Benazir Butto'nun babasıyla çok yakın yaşlarda ve aynı şehirde ölmesi bir tesadüf mü? Kennedy'lerin, Menderes'lerin benzer sonları yaşaması ve aile üyelerinin hep acılarla iç içe olmaları kader mi? Antalya'da 23 yıl önce beş yaşındaki kızlarını trafik kazasında kaybeden ailenin, 23 yıl sonra dört yaşındaki kızlarını aynı yerde trafik kazasında kaybetmesi rastlantı mı? Yoksa kaderimiz aile mirası mı? Yeni Aktüel'in görüştüğü 'soyağacı bilimi'nin öncüsü Fransız psikanalist Anne Schützenberger'e göre ailenin kolektif bilinci kişinin bilinçaltını etkiliyor. Ama bu yöntem sayesinde insanın ailesinin kötü kaderinden kurtulması da mümkün! "Babamın öldüğü yaştayım!" Son röportajlarından birinde böyle demişti 27 Aralık günü suikastla öldürülen Benazir Butto. Pakistan'ın eski başbakanlarından Benazir Butto, yıllar önce babası Zülfikar Ali Butto'nun asıldığı Ravalpindi kentinde öldürüldü. Butto'nun yine siyasetle ilgilenen ağabeyi Murtaza 1996'da faili meçhul bir cinayete kurban giderken, diğer kardeşi Şah Nevaz 1985'te Fransa'daki evinde ölü bulundu. Şimdi de 19 yaşındaki oğul Butto annesinin partisine başkan seçildi. Hindistan'ın ünlü ailelerinden Gandiler'in de kaderi kötü yazılmıştı sankiİndira Gandi 1984'te, Sih korumaları tarafından vurularak öldürüldü. Ardından Rajiv Gandi 1991'de bir kadın intihar bombacısının saldırısıyla, ağabeyi Sanjay Gandi'yse uçak kazasında yaşamını yitirdi. Onlarca filme konu olan Kennedy ailesinin yaşadığı acıların en simetrik olanıysa iki suikasttı. ABD'nin 35'inci Başkanı Demokrat Parti lideri John F. Kennedy'nin 1963'te bir suikast sonucu öldürülmesinden beş yıl sonra Demokrat Parti'nin başkan adayı Robert Kennedy de bir Arap göçmeni tarafından vurularak hayatını kaybetti. En parlak iki üyesini suikast yüzünden kaybeden Kennedy ailesinin kaderi kötü yazılmıştı; 1950'lerden bu yana uçak kazası yüzünden iki, uyuşturucu yüzünden bir, trafik kazası yüzünden de bir kurban verdiler. Ailenin bir ferdi kazada sakat kaldı, birinin kanserden bacağı kesildi. Türkiye'deyse kötü kaderin kurbanı olanların başında hiç şüphesiz Menderes ailesi gelir. 17 Eylül 1961'de idam edilen eski Başbakan Adnan Menderes'in oğlu Yüksel Menderes intihar etti. Ortanca oğlu Mutlu Menderes trafik kazasında hayatını kaybetti. Aydın Menderes ise geçirdiği trafik kazası sonucu ölümden döndü, felçli kaldı. Türkiye'nin en önemli siyasetçilerinden Bülent Ecevit, 2006'da 81 yaşındayken, Danıştay üyesi Mustafa Yücel Özbilgin'in cenazesi sonrası üzüntüye dayanamayarak beyin kanaması geçirip felç olduktan sonra hayatını kaybetti. Ecevit'in babası Prof. Fahri Ecevit de, CHP Milletvekiliydi ve partisi 1950'de seçimi kaybedince çok üzüldü; beyin kanaması geçirdi, felç oldu ve 51 yaşında vefat etti. Bu tip olaylar sadece ünlü veya politikayla ilgilenen ailelerin başına gelmiyor. Antalya'da 23 yıl önce beş yaşındaki kızlarını trafik kazasında kaybeden ailenin, 23 yıl sonra bu kez dört yaşındaki kızlarını aynı yerde trafik kazasında kaybetmesi; Ankara'da bir ailenin iki oğlunun dört yıl arayla ama aynı yaşta, aynı okulda, aynı öğretmenin dersinde kalp krizi geçirip ölmesi; Konya'da yaşayan üç kişilik Bilgi ailesinin fertlerinin doğum tarihinin aynı gün olması gibi İster istemez şu soru geliyor akla: Aile kaderi diye bir şey var mı? Dünyanın dört bir yanında, insanların kökleriyle, aile geçmişleriyle, soyağaçlarıyla geçmişe oranla daha çok ilgilendiği aşikâr. İşte bu merak, açıklanması zor tesadüfler ve psikolojinin biraraya gelmesiyle, son 20 yılda Türkçe'ye 'soyağacı bilimi' olarak çevrilen 'psychogkavramı ortaya çıktı. Ailenizin kötü kaderinden kurtulabilirsiniz! Saygın psikoloji dergisi Psychologies de, Aralık 2007 sayısında "Aile kaderi diye bir şey var mı" başlığı altında 'soyağacı bilimi'ni işledi. Özellikle Fransa'da büyük ilgi gören bu metodun yaratıcısı da bir Fransız, Nice Üniversitesi'nde klinik psikoloji profesörü olan psikanalist Anne Ancelin Schützenberger1980'lerin başlarında ortaya koyduğu çalışmasıyla Schützenberger, her ailede var olan ama çoğu zaman konuşulmayan bir 'hesaplaşma' sisteminin, bireylerin ailedeki rolünü ve ailevi yükümlülüklerini belirlemesinden yola çıkıyor. Schützenberger, bir ailede farklı kuşaklara mensup isimlerin, doğum günlerinin, travmalarının, acı olay ve hastalıklarının, ölümlerinin tekrarlanmasını takip ediyor. Ortaya 'gadı verilen bir soyağacı çıkarıyor. Şu an 88 yaşında olan ve hâlâ çalışan Schützenberger'e göre aile kaderi diye bir şey var ve bu soyağacı çalışması sayesinde kişi aile kaderinden kurtulabilir: "Bizi istediğimiz gibi yaşamaktan alıkoyan, aileden taşınanlardan kurtulup bağımsızlaşabiliriz. Çocuklarımız varsa, onlara aile mirasımızdan ve kendimizden en iyi yanları aktarabiliriz." Psikoloji ve psikiyatri çevrelerinde başlarda çok eleştirilen ancak bugün pek çok meslektaşı tarafından izlenen Schützenberger, karşılaştığı zorlukları şu sözlerle anlatıyor: "Psikanalistler beni deli sandı. Ben grup analizi yapıyorum, psikodrama uyguluyorum. Soyağacı yöntemi de, ne her derde deva bir şey ne de evrensel bir anahtar; sadece insanların tarihlerini ve köklerini araştırırken rahatsızlıklarında kaynağa varabilmek ve bütünü görebilmek için faydalandıkları bir araç." |
||||||||||||||||
|
|||||||||||||||||
|
|||||||||||||||||
| Her hafta | Türkiye | Dünya | Toplum | Kültür Sanat | Yazarlar | Künye / İletişim | Bize ulaşın | |||
|