AKTÜELHepoku    
Her Hafta width=3 Türkiye width=3 Dünya width=3 Toplum width=3 Kültür Sanat width=3 Yazarlar
 
   
 
Almanya Ve Avusturya'da Türklerin Yaşadığı Binalarda Çıkan Yangınların Ardından Yeni Aktüel Neonazileri Araştırdı, Liderleriyle Konuştu

"Erdoğan İle Aynı Fikirdeyiz!"
Carolıne Bruneau 


Almanya'da 2005-2006 yıllarında çoğu yaralanmayla sonuçlanan 1047 ırkçı olay polis kayıtlarına girdi; ırkçı saldırılar yüzde 14.6, ırkçı şiddet içeren suçlar yüzde 9.3 arttı. Aşırı sağ partilerin oyları da giderek yükseliyor. Almanya Ulusal Demokrat Parti'nin (NPD) sözcüsü Klaus Beier ise, Köln'de Türklere "Almanca öğrenin ama Türk kalın" diyen Başbakan Erdoğan'ın sözlerini yorumladı: "Onunla aynı fikri paylaşıyoruz. Türkler memleketlerine dönmeli, eminim çoğu bunu istiyor!"

Alevlerle sarılı tuğla binanın camından atılan ve son anda bir polis tarafından yakalanan bir bebekBu korkunç görüntü bir karnaval akşamı beşi çocuk dokuz kişinin canına mal olan Ludwigshafen yangınında hafızalara kazındı. Yangının kurbanlarının hepsi Güney Almanya'nın bu küçük sanayi şehrinde yaşayan Türk vatandaşlarıydı.
Ankaralı polislerin de yardımıyla Alman emniyeti tarafından yürütülen soruşturmanın ilk bulguları olayın nasıl çıktığını çözmeye yetmedi. Ama iki küçük kızın tanık ifadesi olaydaki kuşkuları artırıyor. Sekiz yaşındaki Bedriye ile 9 yaşındaki Aylin, bir adamı binanın zemin katının girişinde eski bir bebek arabasını ateşe verirken gördüklerini söylüyordu. Alman yetkililer gerçek suçluyu bulabilmek için bugünlerde şüphelinin robot resmini dağıtmayı düşünüyor. Ama kim tarif edecek?

Irkçı saldırının gölgesi
Solingen'in gölgesini taşıyan olay, Türk toplumunu olduğu kadar Almanların da tüylerini ürpertti. Almanya'nın kuzeybatısındaki küçük Orta Çağ kasabası Solingen'de 1993 yılında Neonazilerin kundaklamasıyla çıkan yangında iki küçük kız, bir genç kız ve iki kadın yaşamını yitirmiş, olay Almanya'daki Türk toplumunu derinden sarsmıştı. Birkaç ay sonra tutuklanan dört suçlu ise olay tarihinde reşit olmadıkları gerekçesiyle sağlanan indirimler sonucu 1995'te 10 ile 15 yıl arasında değişen hapis cezalarına çarptırılmıştı. Suçluların hepsi Hitler dönemine atıfla Neonazi olarak adlandırılan aşırı sağcı bir grup üyesiydi.
Anayasayı Koruma Kurulu'nun (Verfassungsschutz) aşırı grupların faaliyetleri üzerine artan takibine rağmen, Almanya'da ırkçı saldırı ve suçların sayısı sürekli kabarıyor: 2005-2006 yıllarında çoğu yaralanmayla sonuçlanan 1047 ırkçı olay polis kayıtlarına girdi. Aynı dönemde ırkçı saldırılar yüzde 14.6, ırkçı şiddet içeren suçlarsa yüzde 9.3 arttı. Rakamlar devleti yönetenleri kaygılandırıyor. Aynı rakamlar aşığı sağcı partilerin nüfuzlarını her geçen gün artırdığını da gösteriyor.
Geçmişinden dolayı -ya da geçmişine rağmen- Almanya hâlâ birçok Batı Avrupa ülkesi gibi aşırı sağcı akımların filizlendiği bir ülke. Ulusların kimliklerini koruduğu bir Avrupa isteyen bu gruplar kendi tarihlerini yüceltme, yabancı düşmanlığı ve dış güçlerin etkilerine karşı tavır gibi ortak paydalarda buluşuyor. "Anavatanlardan oluşan bir Avrupa istiyoruz" diyor mesela Almanya aşırı sağının en büyük partilerinden Almanya Ulusal Demokrat Parti (NPD - Nationaldemokratische Parti Deustchland) sözcüsü Klaus Beier.
"Bizim istediğimiz, yabancıların evlerine dönmesi. Entegrasyonun filan işe yaradığı yok: Alman her zaman Alman, Türk ise her zaman Türk'tür" diye ekliyor 41 yaşında olmasına rağmen çocuk görüntüsüne sahip bu Doğu Almanya kökenli adam. Söylevleri birilerini cezbediyor olacak ki 2004'te ilk defa NPD seçimlerde beklenmedik biçimde yüzde 9.2 oy alarak Saksonya eyalet parlamentosuna 12 vekil sokabildi. Partinin 7300 üyesinin talebini özetleyen sloganları ise son derece basit: "İş, aile, vatan!" Bu, İkinci Dünya Savaşı'nda işgalci Naziler ile işbirliği yapan Fransız Vichy hükümetinin de sloganıydı
NPD, 1964 yılında kurulduktan sonra Batı Almanya parlamentosuna girmek için 1969 yılına kadar beklemişti. Parti, bu parlamento deneyiminin ardından iki Almanya'nın birleşmesine kadar siyaset sahnesinden silindi. Birleşme, partiye yeni bir soluk verdi. Parti, Saksonya'nın ardından 2006 yılında Mecklembourg-PomEyaleti parlamentosuna oyların yüzde 7.3'ünü alarak girmeyi başardı. Başkanlığını 1996 yılından beri Udo Voight'un yürüttüğü NPD, Berlin Belediye Meclisi'ne beş üye sokmayı da başardı. Voight, "Reich'ın Berlin'inde" yakaladıkları bu başarıdan son derece gururluydu.
Bu çıkışlar sayesinde Alman aşırı sağ partilerin ünü de artıyor. Elbette ülkenin Nazi geçmişine dönmesini açıkça talep etmiyorlar. Çünkü savaş sonrasında Nazilerin ırkçı vahşetinin ortaya serilmesiyle ülkenin içine düştüğü suçluluk duygusuna geri dönmesini istemiyorlar.
Klaus Beier'in şu sözleriyse Almanya'da neden başarılı olduklarını kısmen de olsa açıklıyor: "Doğu Almanlar, Batı Almanya'dakiler gibi beyin yıkamaya maruz kalmadı. En azından orada gazetelerin neler yazdığına inanmıyorlar."
Bu arada NPD gücünü artırmak için bir başka radikal hareket olan Almanya Halk Birliği (DVU-Deutsche Volks Union) ile ittifaka da girdi. Bir mağazalar zinciri sahibinin mirasçısı 'zenginsever' Gerhard Frey'in oyuncağı olan DVU, Güney Almanya'nın müreffeh burjuva kenti, Hitler'in karargâhı Münih'te 1971 yılında dernek olarak kurulmuş, 1987 yılında partiye dönüşmüştü. DVU ilk seçim başarısını 1991 yılında, NPD ile ittifak halinde girdiği seçimde Bremen parlamentosuna altı üye sokarak tattı. Bu başarı sayesinde parti üyelerinin sayısı kısa sürede 26 bine çıktı. DVU, asıl başarısını ise 1998 yılında Saksonya Anhalt Eyaleti parlamento seçimlerinde oyların yüzde 12.9'sıyla 16 milletvekilliği elde ederek gösterdi. DVU, Brandebourg parlamentosuna da 2004 yılında NPD ile yaptığı ittifak sonucu girmeyi bildi.

spacer
 
1  2  
 
spacer
1   2   3   4   5  
6   7  
 
Her hafta | Türkiye | Dünya | Toplum | Kültür Sanat | Yazarlar | Künye / İletişim | Bize ulaşın  
width=10
Turkuvaz Medya Grubu Copyright © 2003-2010 Tüm hakları saklıdır.
Turkuvaz Gazete Dergi Basım A.Ş.
Üretim ve Tasarım

Turkuvaz Medya Dijital