AKTÜELHepoku    
Her Hafta width=3 Türkiye width=3 Dünya width=3 Toplum width=3 Kültür Sanat width=3 vimjo alışveriş
 
   
 
Conta Rejimi!

Kasırganın Yıktığı Myanmar'da Doğal Gaz Boru Hatları Cuntayı Dimdik Ayakta Tutuyor

Conta Rejimi!
Nevra Yaraç Laçinok / 


Meteorolojik veriler bir hafta öncesinden uyarıyordu. Sonuç felaket oldu. Myanmar'ı vuran kasırga 100 bini aşkın insanı ölüme savururken, milyonlarcasını da evsiz bıraktı. Askeri yönetimin uluslararası yardımları kabul etmemesi de ikinci bir şok yarattı. Oysa dünyanın şaşkınlıkla izlediği bu durum, Myanmarlılar'a hiç de yabancı değil. Evlerini terk etmek, baskı ve şiddetle iç içe yaşamak ya da ölmenin olağanlaştırıldığı ülkenin yönetimine uygulanan yaptırımlarsa sonuç verecek gibi görünmüyor.

ABD Başkanı Bush, kasırgadan bir gün önce Hazine Bakanlığı'na Myanmar'ın kereste, inci ve değerli taş şirketlerinin varlıklarının dondurulması emrini verdi. Bush'a göre bu şirketler Myanmar'da 1962'den beri yani 46 yıldır iktidarda olan cuntanın ana gelir kaynağıydı. Üstelik insan hakları konusunda "hassas" olan ABD, uzun yıllardır uyguladığı yaptırımlarla Myanmar yönetimini "kınıyordu." Peki dünyanın başka yerlerine "demokrasi götürmeyi" misyon edinen ABD, Myanmar'da yaşananlara karşı yıllardır neden bu kadar etkisiz kaldı? İşte hikâyesi
Generaller yılda 1 milyar dolar kazanıyor!
Dünyanın en eski petrol üreticilerinden Myanmar, ilk varilini 1853'te ihraç etmişti. Ülkenin doğal gaz kaynakları da zengindi. Yaklaşık bir buçuk asır sonra bu zenginlik dev şirketlerin de ilgisine mazhar oldu. Fransız petrol şirketi Total, 1992'de Myanmar askeri yönetimiyle ilk sözleşmesini imzaladı. Tarihinin en büyük dış yatırımıyla tanışan Myanmar'da yaşam da bu tarihten sonra çok değişti. 1993'te Tayvan'a gaz ulaştıracak Yadana Boru Hattı Projesi'ne ABD'li Unocal da ortak oldu. Aynı dönemde Türkmenistan'dan Pakistan'a, Afganistan üzerinden gaz taşıması planlanan boru hattının mimarı Unocal'dan söz ediyoruz. SSCB'nin çekilmesiyle iç savaşın yaşandığı Afganistan'da bu hattın güvenliğinin sağlanması oldukça önemli ve güçtü. 1994'te ters yönden, yani Pakistan'dan gelip 1996'da başkent Kabil'i ele geçiren bir grubun istikrarı sağlayabileceği düşünülmüş ve Unocal yetkilileriyle Batı'nın desteğini alan bu grubun yetkilileri defalarca görüşmüştü. Hangi grup mu? Elbette Taliban!
Parantezi kapatıp Myanmar'a dönelim. 1995'te Total-Unocal ortaklığına Taylandlı PTTExploration & Production (PTTEP), bir yıl sonra da konsorsiyumun düzenleyicisi olarak Myanmar Petrol ve Gaz Şirketi (MOGE) katıldı. Total'in payı yüzde 31.25, Unocal'ın 28.25, PTTEP'nin 25.5 ve MOGE'nin de yüzde 15'ti. Nisan 2005'te başka bir ABD şirketi, 2001'e kadar şimdiki ABD Dışişleri Bakanı Condoleeza Rice'ın yönettiği Chevron, Unocal ve şirketin Yadana'daki haklarını satın aldı. Artık cuntanın doğrudan ortağı Chevron'du.
1997-98'de uluslararası yaptırımlar nedeniyle ekonomik kriz yaşayan cuntanın yardımına işte bu proje yetişti. 2001'de Tayland'a gaz satışı yılda 550 milyon dolar getirirken, 2006'da rakam dörde katlandı. 2007'nin sonundaysa toplam gelirin yüzde 75'i yani yaklaşık 1 milyar doları cuntaya gidiyordu
Projenin hayata geçirilmesi, öncelikle güvenliğin sağlanmasına bağlıydı. Afganistan'da Taliban'ın üstlendiği görev Myanmar'da askerlere düştü. Total ve MOGE arasında 9 Temmuz 1992'de imzalanan Üretim Paylaşımı Sözleşmesi'ne göre boru hattı bölgesinin güvenliğini Myanmar ordusu sağlayacaktı. Hazırlıklarsa daha önce başlamıştı. 1991'de bölgeyi "güvenli" hale getirmek için çiftçi ve balıkçı toplulukların yaşadığı alanlara binlerce asker yerleştirilmiş, köyler boşaltılmıştı. Evlerini terk etmeyenler ya da ormanda saklananlarıysa başka bir şey bekliyordu: Zorla çalıştırma!
Kendilerini öldüren mermileri taşıma görevi köylülerin!
1991'den bu yana boru hattı bölgesinde yaşayan köylüler daha doğrusu köleler, ordunun bütün ihtiyaçlarını karşılamaktan sorumlu. Nöbetçi kulübelerini onlar inşa ediyor, petrol şirketlerinin yaptığı fakat kendilerinin kullanamadığı yolların bakım ve onarımını onlar yapıyor. Görevleri bu kadarla sınırlı değil. Durum son derece ironik; kendi yaşamlarını sona erdiren askerlere ormanlardaki iki-üç gün süren yolculuklarında eşlik ediyor, hatta her an kendilerine yönelebilecek silahlarını da onlar taşıyor. Bölgenin mayınlarını da onlar temizliyor! Sonuçta halk, geçimini sağlayacak işlere vakit bulamıyor.
Şirketler sürekli sosyo-ekonomik programlarının yaşam standartlarını yükselteceğini iddia etseler de işler öyle yürümüyor. Eğitim ve sağlık koşulları oldukça yetersiz. Toprakları kamulaştırılan köylüler binlerce hektara, pirinç yerine rejim tarafından emredildiği üzere biyoyakıt üretiminde kullanılan zehirli "jatropha" bitkisini ekiyor. Son yaşadıkları felaketle açlık çeken insanlar için başka bir ironiyse, bu bitkileri satamamaları. Çünkü henüz cuntanın biyoyakıt üretimi yapacak tesisleri yok!
Özel ulaşım araçlarına sahip olanlar da, kamulaştırılan araba ya da kayıklarını askerleri taşımak için kullanıyor. 1994'ten beri bölgede araştırmalarını sürdüren ve raporlar yayımlayan Uluslararası Yeryüzü Hakları (EarthRights International-ERI) isimli kuruluşun "Enerjinin İnsan Maliyeti" isimli son raporunda yer alan bir Myanmarlı'nın sözleri durumu özetliyor: "Paradan bahsedemiyoruz bile, çünkü silahları var!" Yani askerler, bu hizmetlerin karşılığını şiddetle ödüyor!

Haberin devamını Yeni Aktüel dergisinin 150. sayısında bulabilirsiniz!


Conta Rejimi!
Köylüler Anlatıyor
"Planlanan Yeni Boru Hattı Konusunda Endişelerimiz Büyük"
"Dünyanın 12. en büyük ordusu"
1   2  
 
 
Her hafta | Türkiye | Dünya | Toplum | Kültür Sanat | Yazarlar | Künye / İletişim | Bize ulaşın  
width=10
Turkuvaz Medya Grubu Copyright © 2003-2010 Tüm hakları saklıdır.
Turkuvaz Gazete Dergi Basım A.Ş.
Üretim ve Tasarım

Turkuvaz Medya Dijital