| |
|
 |
Karamsar Günlerde En Çok Aranan Şeyin, İyimserliğin Peşine Düştük! İlacını Ve Yan Etkilerini Bulduk…
İyimserlik öğrenilebilir, işte müfredatı
GEO dergisi mayıs sayısında iyimserlik konusuna geniş yer ayırdı. Her geçen gün iyimserlikte kuraklığın arttığı bir dünyada yaşadığımız gerçeği bizi de bu konunun göbeğine çekti. Haberi hazırlarken Türkiye'de en çok satan kitapların "iyimserlik arayışına" ilaç olma iddiasıyla yazıldığını gördük. Şimdi sıkı durun size "iyi" bir "sır" vereceğiz! Zira hayatı yönlendiren ve belki içimizde saklı bir "sır" olarak iyimserliği uzmanlarla masaya yatırdık.
1998'de iyimserliğe "pozitif psikoloji" adını vererek bilimsel bir statü getiren Pennsylvania Üniversitesi'nden Prof. Martin Seligman, "Geçen yüzyılda 'uygunluk' ve 'yetenek' akademik başarının anahtar sözcükleriydi. Ama ben, iyimserlik kavramı olmadan yeteneğin çok az şey ifade ettiği kanısına vardım" diyor. Seligman'a göre, iyimserler başarısızlığa uğramalarını daha ziyade uzun sürmeyecek bir olay olarak görüp suçu geçici koşullarda ya da dış etkenlerde arıyor; başarılarını da karakter özelliklerine ve yeteneklerine bağlıyorlar. Böylece fiyaskoları atlatmaları daha kolay oluyor. Karamsarlar ise kendi başarılarını rastlantıya ya da istisnai bir duruma bağlayarak küçümserken; yenilgilerinde "Çok aptalım, hiçbir şeyi beceremiyorum" düşüncesine saplanıyor. Uzmanlar, iyimserliğin yaklaşık yüzde 25'inin doğuştan geldiğini tahmin ediyor. Geri kalanı ise henüz bebekken giriyor bünyeye. Davranış Bilimleri Enstitüsü danışman psikoloğu Eda Arduman bir annenin sergilediği en ufak hareketin bile bebeğinin ileriki yaşamında iyimser ya da kötümser olmasına neden olabileceğini anlatıyor. Arduman'a göre bebekler çevrelerindeki her türlü hareketi algılıyor. Bir bebeğin heyecan duyduğu anın doğru frekansta paylaşılmasının onun ilerideki hayatında bakış açısını değiştireceğini söyleyen Arduman bunu şöyle örnekliyor: "Bebeği ayağını ağzına götürüp güldüğünde onunla birlikte gülmek yerine bağıran, azarlayan bir anne çocuğunun ilerde küçük şeylerden duyacağı hazzı azaltır." Uzmanlar iyimserliğin sonradan da öğrenilebileceği konusunda hemfikir. Buna göre iyimser veya kötümser kişilik çocukluk yıllarında oluşsa da sonradan değiştirilebiliyor. Toplum psikolojisi uzmanı Prof. Dr. Çiğdem Kağıtçıbaşı, çocukluk döneminde fazla eleştirilen, kendini eksik hissettirilen kişilerin ergenlik döneminde yaşanan özgüven eksikliğiyle birlikte karamsar olduklarını anlatıyor. Kağıtçıbaşı'na göre cesaret ve yüreklendirmeyle büyütülen çocuk iyimser oluyor.
İyimserlik yeteneğe destek oluyor Martin Seligman'ın yaptığı bir dizi araştırmada tüm katılımcıların başarı ve zeka testleriyle ölçülen yetenekleri birbirine yakın çıkmış. Bu sonucun ardından iyimserlerin ve kötümserlerin nasıl gelişim gösterdikleri gözlemleyen Seligman şu sonuca varmış: Yenilgilerden sonra iyimser sporcular diğerlerinden daha kısa sürede kendilerini toparlayarak yeniden formlarının zirvesine çıkabiliyor; olumlu tutum içindeki sigortacılar ise daha yüksek başarı oranlarına ulaşıyorlar; üniversiteye yeni başlamış iyimserler o güne kadar elde ettikleri başarıları katlıyor. Kötümserler ise başlangıçtaki potansiyellerinin altına düşüyor. Martin'e göre araştırma sonucu yetenek ve iyimserlik arasındaki bağı açık olarak ortaya koyuyor.
Hayal kırıklığı ve narsisizm tuzağı Sorularımızı yanıtlayan Prof. Dr Nevzat Tarhan "İyimserliğin yaşam felsefesi haline gelmesi iyileştiricidir. Pencereden bahçeye bakarken olumlu düşünen insan ağaçlara, kuşlara, çiçeklere bakar; karamsar kişiler çöplere, kazılmış yerlere" diyor. Tarhan'a göre toplumun şanslı olarak nitelendirdikleri insanlar aslında pozitif düşünmeyi başaranlar oluyor. "İyimserliğin çıkış noktası kişinin psikolojik kaynaklarını tanıyarak harekete geçirmesidir. Fakat bu kaynakları bilinçsiz olarak kullanmaya çalışmak risklidir. Örneğin insan kişisel gelişim kitaplarını okuduğunda kendisini iyi hisseder, fakat bir müddet sonra sosyal muhakemesi bozulmaya başlar. Kendini beğenmiş, pasif-agresif, egosundan daha büyük bir şey tanımayan bir kişiye dönüşebilir. Bu, pozitif psikolojinin suistimalidir. Pozitif psikoloji engellenmesi gereken bir şey değil, faydalı bir yaklaşım. Evet insan kendini tanımalı, geliştirmeli ama kendi kendinin doktoru olmaya çalışmamalı." Kişisel Gelişim Merkezi uzmanlarından Mümin Sekman da aynı fikri savunuyor. İyimser düşünmenin başarı için gerekli olduğunu ancak tek başına yeterli olmadığını anlatan Sekman iyimserlik ve kötümserliğin kadın ve erkeğin uzlaşmazlığına benzetiyor. "İyimser göğe bakmaktan yerdeki çukurları fark etmez. Kötümser ise yerdeki çukurları aramaktan ufku göremez."
| Haberin devamını Yeni Aktüel dergisinin 95. sayısında bulabilirsiniz! |  |
|
 |
|