| |
|
 |
Yeni Aktüel Sınır Kaçakçılarıyla Mayınlı Arazide
Her kaçak malın patikası farklı!
|
|
|
Yazı ve fotoğraflar: BORIS MABILLARD
|
İran-Irak sınırında trafik sıkışık. Her gün binlerce şişe içki at üzerinde sınırdan geçerken, Kuzey Irak'ın güvenliğinden sorumlu Peşmergeler kaçakçılığı organize ediyor. Diğer taraftaysa Devrim Muhafızları yasadışı gelirden pay istiyor… Türkiye'de en çok tartışılan bölgeden çok özel fotoğraflarla sınır kaçakçılığı!
Çeviren: NEVRA YARAÇ LAÇİNOK
İslami yasaları titizlikle uygulayan İran, katı bir içki yasağı dayatıyor. Tabii bu buzdağının görünen yüzü, çünkü büyük şehirlerinde hiç zorlanmadan alkol bulabiliyorsunuz; parasını ödeyin yeter! İran, Kuzey Irak ve Türkiye arasındaki Hacı Ümran köyü civarında cereyan eden yoğun alkol kaçakçılığı, mollaların ülkelerinde bile herkesin şeriatın izinden gitmediğinin işareti. Burası pisliğin, at dışkılarının ve çadırdan depoların dünyası. Her şey uykuda gibi; sessizlik hâkim. Çadırların arkasındaysa bütün şehri sarhoş etmeye yetecek binlerce şişe alkol gizli! En iyi kalitede viski ve votka: Absolute, White Horse, Black&WhiteBu şişeler imkânsız gibi görünen bir yolculuğa çıkmaya hazır! Peki ya onları taşıyacak olanlar nerede? Sabahın beşinde, hummalı bir hareketlilik gecenin sessizliğini aniden bozuyor ve tüm sabah boyunca sürecek bir koşuşturma başlıyor. Uykulu, donuk bakışlı karanlık adamlar kasaları sürüklüyor. Büyük yolculuk için her şey tam olmalı. Şişerlerle dolu kutuları varış noktasına ulaştırmak için üç yüz metre tırmanılacak!
Peşmergeler organize ediyor! Günün ilk ışıkları sarp yamaçlara vururken, atlılar da dağdan iniyor. Önce beş, sonra on, yirmi derken kısa sürede yüz kadar binek hayvanı dağın eteklerinde mola veriyor. İran'dan at üzerinde iki saat yol tepip gelenlerin önemli bir işi var: Alkol şişeleriyle dolu kolileri atlara yüklemek. Ama önce ısınmak için çay içiyorlar. Yola koyulmadan güç toplamak içinse adamlar bisküvi, atlar da kuru ot yiyor. Malların sınırdan geçişi iyi organize ediliyor. On ya da on ikişer şişelik altı karton hayvanlara sıkıca bağlanıyor. Yol dik olduğundan kimse yükünü riske atmak istemiyor. Atsız olduğundan daha şanssız yaya kaçakçılarsa yürüyerek geliyor ve izdiham nedeniyle şişeleri kırılınca sayıp sövüyorlar. Yola çıkma vakti yaklaştıkça tansiyon da yükseliyor. Gitme zamanı. Bu riskli yolculukta devrim muhafızlarına yakalanmamak gerekiyor. Alkol kaçakçılığı İran'da ölüm cezasına götürebilir, ama kazanç da bu riske değer. Markalı bir şişenin değeri Irak'ta on dolardan biraz fazlayken, sınırın öbür tarafında, özellikle de Tahran'da ikiye katlanıyor. Fakat bu yolculukta otuz şişe yükü olan bir taşıyıcı otuz dolar kazanırken, kârın büyük bölümü kaçakçılığı organize edenlere kalıyor. İlginç olansa hazırlıkların Peşmergeler'in denetiminde yapılması. Onların görevi karmaşayı düzene sokmak. Bununla birlikte hiçbir şey resmi değil, şayet kulaktan kulağa yayılırsa Tahran buna gücenebilir! Güvenlik şefi Rozgur de olan bitenin duyulmasını istemeyenlerden. Bölge yabancı gözlere kapalı. Özellikle de gazetecilere"Güvenliğiniz için hiçbir şey görmediniz ve bölgeyi hemen terk etmelisiniz. Asla bilmemeliler, bu çok tehlikeli" diyor Rozgur.
Günde 50 bin şişe alkol! En tepede, kayalarda hâlâ karlar duruyor. Burası yazın ortasında bile beyaz. Geç kalanlar mal almak için kampa inmekte acele ederken, önce gelenler dağların arasındaki küçük patikada toplanıyor. Kimsenin bu karlı manzarayı hayranlıkla izleyecek hali yok, çünkü işleri çok zor. 35-50 kilogram ağırlığındaki şişeleri taşırken dik yamaçta sığırlar gibi nefes alıyor, sabah güneşinin altında damla damla ter döküyorlar. Bu bölge, Saddam Hüseyin'in ordusunun bıraktığı kötü hatıralarla dolu. Bombalar ve özellikle de mayınlar var! Çayırlar aslında en küçük yanlış adımı bekleyen ölüm pusuları. Nefesi tükenen Mirza pes ediyor ve biraz soluklanmak için durmak zorunda kalıyor. Burada İran mermileri altında ölen arkadaşını hatırlayıp hüzünleniyor. İranlı askerler bazen kaçakçıların peşine düşüyor. Tabii kurallara uyulmasını sağlamaktan çok bahşiş için. Hatta askerlerin bazıları bu yasak faaliyete göz yummanın karşılığında belli bir yüzde istiyor. Pek de misafirperver olmayan bu yüksek sınır, sadece coğrafi haritada gösteriliyor; ne dikenli teller ne de gözetleme kulesi var. Savaşın hatırası olan mayınlara rağmen, dağların arasındaki geçit yerel nüfus için her zaman bir gelir kaynağı olmuş. Türkiye, İran ve Irak arasındaki bu dağlar, yasadışı malların geçiş noktası: Afganistan'dan gelen uyuşturucu, silah, sigara ve bugün de bir alkol nehri! Gece Mirza, yakındaki ateş ve ışıkları gösteriyor. PKK'nın çadırları duruma göre sınırın iki tarafında da olabiliyor. Karanlık ve fotoğraf çekmek imkânsız; kimse burada neler olduğunu görmüyor.
|
 |
|