| |
|
 |
1978'de İtalya Başbakanı Aldo Moro'yu Öldüren, Kızıl Tugaylar'ın Lideri Ve Ömür Boyu Hapse Mahkûm Marıo Morettı'den Yeni Aktüel'e İtiraflar!
"Şu Kesin Ki Biz Kaybettik"
-Aldo Moro'nun kaçırılmasına gelelimdeyiminizle "devleti kalbinden vurmak" istiyordunuz. Hukuk sistemine, sermayeye, polise saldırmıştınız ve Aldo Moro'nun kaçırılmasıyla da devlete saldırmayı hedefliyordunuz. Bunu başardınız mı? Sözünü ettiğiniz saldırılar önemli tabii ama bizim için asıl önemli olan hükümlülerin durumuydu. 1970 ve 80'lerde bizden ve diğer sol örgütlerden 2 bin 500 solcu hapse girmişti. Soruşturmaları sürenlerin sayısıysa 120 bindi. Tabii bunlar devletin resmi rakamları. Hedefe ulaşmak ve devletle ortak bir dil yakalamak için anlaşma ve diyalog arayışımız vardı. Ne var ki bu ortak dili bulamadık.
"Devlete karşı silahlı mücadelenin tek sonucu olabilir" - Aldo Moro'nun öldürülmesi BR için dönüm noktası oldu diyebilir miyiz? Bunun sebeplerinden birini de devletin uyguladığı baskının çok artması olarak düşünebilir miyiz? Aslında baskı daha önceden başladı. Aldo Moro'yla birlikte anladık ki devlete karşı silahlı mücadelemizin sadece tek sonucu olabilir; ya kazanacağız ya da BR hareketi ve tüm sol hareket çökecek. - Komünistler ve Hıristiyan Demokratlar'ın (DC) Aldo Moro'yu kurtarmak için BR ile diyaloğa açık olmamalarını nasıl değerlendiriyorsunuz? Moro'nun belirttiği gibi NATO'nun devlet üzerinde bir baskısı söz konusu muydu? Moro'nun siyaset dışına itilmesi BR açısından meselenin asıl önemli olan noktasını oluşturmuyordu. Moro, en önemli partinin başkanı olarak devletle BR arasında aracı olabileceğini düşünüyordu ancak devlet bu diyaloğu kabul etmeyeceğini kesin bir şekilde ifade etti. Moro'yu da şaşırtan bu yanıt şu anlama geliyordu: "Yanıtımız ancak askeri olabilir!" Yolsuzluk skandalıyla ilgili DC'li politikacıların yargılanması gerekiyordu. Moro kaçırılmasından bir - iki ay önce parlamentoda kimsenin DC'yi yargılayamayacağını söylemiş ve politikacıları koruma altına almıştı. Ama BR, Moro'yu kaçırarak DC'yi yargılamayı başardı. Ayrıca Moro'nun kaçırılması devletle diyalog kurmanın mümkün olmadığını da gösterdi. Bundan böyle devletin cevabı ancak askeri olabilirdi. - Başlangıçta devletin sizi dinleyeceğini düşünmüş müydünüz? Evet. Ancak DC ve PCI'nin yönetimi bizimle herhangi bir anlaşma ve uzlaşma istemedi. "Eylemlerin politik karşılığı yoktu artık!" - BR hareketinin sonu neden ve ne zaman başlıyor? Yeni yasalar çıkaran hükümet, tüm sol hareketlere karşı son derece baskıcı bir tutum aldı. Hapishane yapısı değiştirildi, tek hücreli cezaevleri kuruldu. Hatta dönemin başbakanı Francesco Cossiga şunu söylemişti: "Önümüzdeki birkaç sene için demokrasiden söz edemeyiz! Olağanüstü hal yasalarına ihtiyacımız var çünkü olağanüstü hali yaşıyoruz." İkinci neden, kapitalizmin yapısının değişmesiydi. Bugün globalizm denen süreç 70'lerde başlamıştı. BR değişimi anlamış ve 1977'de bu yeni süreç üzerine yazılar yayımlamıştı. Biz bu değişimi globalizm olarak değil "çokuluslu şirketlerin emperyalist devleti" olarak adlandırmıştık. Yeni süreç yalnızca İtalya'da değil birçok yerde yaşanmaktaydı. Üçüncü olarak da işçi sınıfının değişmesini söyleyebiliriz. Sınıf hareketine başladığımız fabrikalar artık aynı değildi. Örneğin Pirelli artık aslen kurulduğu yerde değil, Fiat da eskisi kadar güçlü değildi. Artık yıllarca yüzdüğümüz suda yüzmediğimizi gördük. - Sınıf mücadelesinin sonu mu gelmişti yani? 1981'de BR'nin Fransa'da, RAF ve Action Directe ile kurduğu "antiemperyalist" pakt ne anlama geliyordu? Biz savaşı kaybetmiştik. 1980'li yılların başında hapse giren solcuların sayısı artarken bize katılan insanların sayısının azaldığını gördük. Yeni yanıtlarımız, yeni fikirlerimiz yoktu. Bu durum yalnızca bizim için de geçerli değildi. Avrupa'da bu yıllarda devrim hakkında yeni bir söz söyleyebilen kimse yoktu. Bu tüm sol hareketin sonuydu aynı zamanda. - BR tarafından örgütün hızla bir şiddet döngüsüne girdiği, birçok yanlış ve haksız eylemde bulunulduğu ve kitleler açısından eski saygınlığını yitirmeye başladığı söylendi. Sizce BR hareketi ne zaman bitmişti? 1981'de ben hapse girdikten birkaç ay sonra BR üç önemli eylem gerçekleştirdi. Napoli'de DC'nin yerel yöneticisi Ciro Cirillo, Venedik yakınlarında petrokimya tesisi müdürü Giuseppe Taliercio ve Milano'dan Alfa Romeo'nun yöneticisi Renzo Sandrucci kaçırıldı. Bu üç kaçırma eyleminin üç farklı sonucu oldu. Benim için önemli olansa artık BR'nin yaptığı eylemlerin politik bir karşılığı olmadığını anlamaktı! Bu üç eylem ne sınıf ne kitleler tarafından anlamlı bulunmuş ne de ilgi toplamıştı. Bu noktadan sonra, resmi olarak olmasa da kendi kendime "Artık BR kendi sonuna gelmiştir" dedim! - BR'den ayrılan gruplar birkaç yeni örgüt kurmuşlardı. Militanların da büyük bir çoğunluğu BR'nin bittiğini açıkladı. Bu süreç resmi olarak nasıl gelişti? Büyük bir örgüt krize girdiğinde bazıları çözümü dışarıda arar ve küçük organizasyonlar eşliğinde yeni bir yol tutmaya çalışırlar. Biz parti değildik, 'bekle ve gör' anlayışıyla çalışmıyorduk. Karar almalı ve savaş vermeliydik. Savaşmak için savaşmıyor, öldürmek için öldürmüyorduk. Bizim için her saldırı politik bir amaç taşıyordu. 1980'lerin ortalarında bazı militanların hâlâ eylem yürütmesine rağmen artık yapılan saldırıların hiçbir politik karşılığı olmadığını gördük. 1986'da BR'nin tüm yönetici kadrolarının bulunduğu bir davada örgütün artık var olmadığını açıklayan ortak bir metin yayınladık. - Tutuklu militanlarla dışarıdakiler arasında yaşanan bir gerilim söz konusu. BR bu gerilimin altında ezildi uzun zaman. Sizin açınızdan hapishaneden yani 'içeriden' bakmanın farkı ne? 27 yıldır hapisteyim. İçeride neler olup bittiğini çok iyi biliyor, dışarıyı da görebiliyorum. Örneğin bir grev ya da saldırıyıbu eylemlerin politik anlamını kavramanız çok güç. 'İçeride' her türlü eyleme iki kat anlam biçiliyor. Çünkü dışarıdaki yoldaşların senin için her şeyi yapacağına ve kısa bir zamanda kurtarılacağına inanmak istiyorsun. Ama bu bir illüzyon, içeriden gerçekliği bulanık görüyorsun yani. Normalde hapisteki militanlar karar almazlar. Ancak 1986 yılında BR'nin tüm yönetici kadroları içerdeydi. Renato Curcio, Barbara Barzerani, Piero Bertolazzi ve ben bu davada birlikteydik. İki yıl boyunca dışarıda olanlar eylemlere devam etti. Ancak bu eylemler bizim açımızdan artık bir şey ifade etmiyordu. Sadece örgüt değil, nesnel gerçeklik de çok değişmişti. Artık devam etmek için bir sebep kalmamıştı.
| Haberin devamını Yeni Aktüel dergisinin 141. sayısında bulabilirsiniz! |  |
|
 |
|