AKTÜELHepoku    
Her Hafta width=3 Türkiye width=3 Dünya width=3 Toplum width=3 Kültür Sanat width=3
 
   
 
İslami 'Prozac  Toplumu'

Sonunda Dindar Kesimde De Antidepresan Kullanımı Patladı

İslami 'Prozac Toplumu'
MURAT YALNIZ / 


Psikiyatr Sefa Saygılı'nın söylediği gibi, birkaç sene öncesine kadar İslami kesim, ruhsal sıkıntılarını Allah'a sığınarak aşmaya çalışıyor, antidepresan kullanmayı iman zaafı olarak görüyordu. Gelinen noktayı Yeni Aktüel'e değerlendiren İslami kesimin önde gelen entelektüel, sosyolog ve psikiyatrlarına göre bu ani değişikliğin birkaç nedeni var: Sermayeleşmeyle birlikte kapitalizmin 'dünyevi' değerleriyle daha fazla dirsek temasına girmek; yeni jenerasyonun geleneksel dinsel öğelerle değişim arasında sıkışması; özellikle 28 Şubat'tan bu yana siyasal İslam ile laik cephe arasındaki bitmeyen rejim ve türban kavgalarının odağında olmak… Kısacası amel etmek ile iman etmek arasındaki mesafenin açılmasının getirdiği çelişki ve huzursuzluk…

Elizabeth Wurtzel, antidepresanlar refakatinde yoluna devam edebilen depresyonun esiri iç dünyasının fırtınalı süreçlerini yazdığı kitabı "Prozac Toplumu"nu 1994'te piyasaya sürdüğünde; 1986'da Eli Lilly firmasınca üretilen ve kısa sürede dünyayı saran (namı diğer "mutluluk hapı") Prozac nezdinde antidepresanların farmakolojik boyuttan çıkıp vardıkları sosyolojik halin en şık biçimde adını koyuyordu aslındaYıllarca, kapitalist hayatın girdaplarında ruhsal bağışıklık sistemi çöken insanların sığınabileceği tek liman olarak sunuldu antidepresanlar. İnsanlar antidepresan kullandıkça; yaşanması doğal, basit sıkıntılarla bile başedebilme yeteneğini kaybettiler. Bu yeteneklerini kaybettikçe de daha fazla antidepresan bağımlısı oldular.
Antidepresanların aslında "plasebo" adı verilen şekerli su tabletlerinden daha fazla bir yarara sahip olmadıklarını, hatta intihar eğilimini arttırdıklarını ortaya koyan araştırmalar bile, bu hapların iktidarını sarsamadı. Sadece Prozac, bugüne kadar dünyada 54 milyondan fazla insan tarafından kullanıldı.
Antidepresan çılgınlığı 1990'ların başından itibaren Türkiye'yi de sardı. Ama dindar kesim uzunca bir süre bu furyadan uzak durduZira, hem 'iman' faktöründen dolayı depresyonla yolları daha az kesişti hem de kesişse bile değil antidepresan kullanmak, psikiyatrların kapısının önünden geçmediler. Sıkıntılarını psikiyatr yardımıyla çözmeye çalışmaktansa Allah'a sığınmayı tercih ettiler; şifa olarak imanın yerine ilaç ikame etme ihtimalinden hep tedirgin oldular. Bir 'sınav' olarak gördükleri dünyevi hayatta, terleten sorular karşısında, iradeyi kısmen devre dışı bıraktığına inandıkları antidepresanlardan medet ummayı iman zafiyeti olarak algıladılar. Ama İslami kesimin rağbet ettiği psikiyatrlardan Sefa Saygılı'nın da Aktüel'e dediği gibi, değişimle birlikte bu direncin kırılması ve dindarlarda antidepresanlara bakışın esnemeye başlaması, "artan ihtiyaçlarıyla" birleşince birkaç yıldır antidepresan kullanımı dindar kesimde de adeta patladı.
Gelinen noktayı Yeni Aktüel'e değerlendiren İslami kesimin önde gelen entelektüel, sosyolog ve psikiyatrlarına göre bu ani artışın birkaç nedeni var: Sermayeleşmeyle birlikte kapitalizmin 'dünyevi' değerleriyle daha fazla dirsek temasına girmek; yeni jenerasyonun geleneksel dinsel öğelerle değişim arasında sıkışması; özellikle 28 Şubat'tan bu yana siyasal İslam ile laik cephe arasındaki bitmeyen rejim ve türban kavgalarının odağında olmalarıKısacası amel etmek ile iman etmek arasındaki mesafenin açılmasının getirdiği çelişki ve huzursuzluk

Tercihleri, dine uzak olmayan psikiyatrlar
Dindar kesimin yolu psikiyatra daha fazla düşse de, 'uzman' konusunda halen oldukça seçici davranıyorlar. Internet forumlarında birbirlerine, inanç faktörünü gözetecek dindar ya da en azından dini kavramlardan uzak olmayan psikiyatrların tercih edilmesi tavsiyesinde bulunuyorlar. Örneğin, cemaat.com adlı internet sitesinde, "İnandığınız gibi yaşamazsanız, yaşadığınız gibi inanırsınız" hadisinin altında Rukiye Çetin'in yazdığı şu satırlar çok şey anlatıyor: "Elbette Müslüman duyarlılığı taşıyan psikolog ve psikiyatra ihtiyacımız var. Müslüman'ın vücudu hastalandığı gibi duygu-düşünce-davranış üçlemesinde de arızaları olabilir. Çevremden yüzlerce rahatsız dindar sayabilirim. Obsesifi de var, majör depresifi de, kimlik bunalımlısı da, güvensizi de... Hayattaki imtihanlar bazen öyle ağırlaşır ki abandone oluruz. Halihazırda bir gönül rehberimiz de yoksa, yardıma ihtiyacımız olur. Çünkü bu kez soru bilmediğimiz yerden çıkmıştır. Bozulan sistemimizi normale döndürecek müdahaleleri ise bugün işte bu profesyoneller (psikolog ve psikiyatrlar) yapıyor. Bu, modern hayatta ortaya çıkan kimsesizliğimizin doğurduğu bir ihtiyaç. Arkadaşlarım içinde boşanma aşamasına gelmemiş, psikoloğa gitmemiş, antidepresan kullanmamış insan sayısı ya bir ya ikidir. Bunlar, dindar insanlar"

spacer
 
1  2  
 
spacer
1   2   3   4   5  
6  
 
 
Her hafta | Türkiye | Dünya | Toplum | Kültür Sanat | Yazarlar | Künye / İletişim | Bize ulaşın  
width=10
Turkuvaz Medya Grubu Copyright © 2003-2012 Tüm hakları saklıdır.
Turkuvaz Gazete Dergi Basım A.Ş.
Üretim ve Tasarım

Turkuvaz Medya Dijital