![]() ![]() |
![]() |
|
||||||||||||||
|
|||||||||||||||
![]() |
Amerika Yalnız Başkan Seçmeyecek, Dünyanın Geleceğini Etkilemesi Beklenen İki Politikadan Birini De Tercih Edecek ABD Akla Karayı Seçiyor!
Kasım 2008'deki başkanlık seçimi ABD'nin yanı sıra dünya için de kırılma noktası! Irak'ta en az 100 yıl kalınacağını ve İran gibi diğer "terörist" ülkelere gerekirse savaş açabileceğini söyleyen Cumhuriyetçilerin adayı McCain seçilirse dünyayı zor günler bekliyor! Demokratların başkan adaylığı için Barack Obama ile Hillary Clinton'ın yarışmasıysa değişimin habercisi! Bush yönetiminin ulusal bir utanca imza attığına inanan sağduyu sahipleriyle, ezilenlerin desteklediği Obama seçilirse sadece ülkesi için değil, dünya için de değişime imza atabilir. Tabii karanlık güçler harekete geçmezse! 21. yüzyılın perdesi, çok yazıktır ki, insanlığın acılarını dindirmeye yönelik adımlarla açılmadı. Tersine, 19. yüzyılın toplumsal reformcu düşünürlerinden Jeremy Bentham'ın devasa panopticon (denetim evi) düşünün yüz yılı aşkın bir süre sonra tüm toplumları içine alacak biçimde gerçekleşmeye yüz tutmasıyla hayli umut kırıcı bir hal aldı. 11 Eylül 2001 trajedisi, bugünden bakıldığında, dünyaya daha fazla savaş, acı ve gözyaşı getirirken, hükümetlerin amansız kontrol arzularını inanılmaz boyutlara taşıdı. Öyle ki artık özellikle Londra'da sıradan bir çalışan binlerce kamera tarafından gözetlendiğini bilerek günlük yaşamını sürdürüyor. Güvenlik adına, Amerika Birleşik Devletleri'ne giriş ve çıkışlarda uygulanan bezdirici kontrol işlemleri küresel bir tedirginliği, daha doğrusu bir korku dalgasını her daim canlı tutmaya yarıyor aslında: "Hepimiz, her an, görünmeyen bir düşmanın tehdidi altındayız." "Fosil yağı" uğruna! Bu korkunun politikasını kararlılıkla üretip yürüten bir grup yönetici, başta ABD olmak üzere, egemen kültürlerde hayli masraflı ve bencilce bir oyunu günümüze dek taşımayı başardı. Ön safta George W. Bush, daha arkada ancak çok önceden bugünleri hazırlamış olduğu iddia edilen Dick Cheney ve şahinleri Ortadoğu'yu, Asya'yı kana bulamaya, muazzam bir coğrafyaya kâbus yaşatmaya bir an olsun ara vermediler. 11 Eylül sonrasında, gerçekle uzaktan yakından ilgisi olmayan istihbarat bilgilerine dayanarak toplumlarına tehlike duyuruları yapıp korkuyu günlük yaşamın bir parçası kıldılar. Afganistan ve Irak'a dehşet verici bir saldırı başlatarak terörizme savaş açtıklarını bildirdiler. Her iki ülkede de taş taş üstünde kalmadı, kargaşa o toplumları yok etti ve kalıntılarını ufalamaya devam ediyor. Hedeftekilerden biri bile yakalanamadı, terör elbette ki durmadı. Bu arada, küçük bir ayrıntı ortaya çıkıverdi. Irak petrolünün önemli bölümünü Cheney ve Bush ailesinin bağlantılı olduğu şirketler kontrol ediyordu. "Fosil yağı" için ne çok can! McCain, George W. Bush'u aratır! Sekiz yılda dünyanın çehresini alabildiğine değiştirmiş olan söz konusu aktörler için olsun, yeryüzünün yaşamsal sorunlarına çözüm umudunu koruyanlar açısından olsun, Kasım 2008'deki ABD başkanlık seçimleri ciddi bir kırılma noktası anlamını taşıyor. Anayasa gereği bir daha seçilemeyecek olan Bush ve ekibinin yerine Cumhuriyetçi Parti adayını epey zaman önce belirlemiş durumda. Arkansas Senatörü John McCain, rahip Huckeby karşısında partisinin "kazanan tüm delegeleri toplar" anlayışı uyarınca yarışı çarçabuk önde tamamlamayı bildi. Savaş gazisi, aileden militarist McCain için yapılan en ılımlı yorumlarda bile George W. Bush'tan yaka silkenlerin onu aramak durumunda kalabileceği türünden ifadelere rastlanıyor. Ülkenin entelektüelleri McCain'in başkanlığa seçilmesinin Amerika'nın zaten pek parlak olmayan dış dünyadaki algılanış biçimini geri dönülmez biçimde bozacağından endişeli. Bununla birlikte, eğitim düzeyi yüksek olmayan, sıradan insan toplulukları McCain'le ülkenin güvenlik sorunu yaşamayacağını düşünüyorlar. Geleneksel sağ görüşlü, muhafazakâr kimlikli eyaletlerde McCain'in salt kahramanlık söylemiyle bile oy kazanabileceği düşünülüyor. Başkan olursa Irak'a yerleşecek! Aylar önce sonuçlanan ön seçimlerde Cumhuriyetçilerin adayı olan McCain, Demokratların kıyasıya geçen ön seçiminin sonuçlarını olabildiğince sakin bir biçimde bekliyordu. Ne var ki katıldığı birkaç televizyon programında yorumcuları azarlamakla yetinmeyip onlara bağırmaya başlaması Cumhuriyetçi kanatta endişe uyandırdı. Zira George W. Bush gibi sevimsiz bir başkan bile böyle bir hoşgörüsüzlük örneğiyle çıkmamıştı kamuoyunun karşısına. İç politikadaki kartopu misali büyüyen, sosyal sağlık sigortasına bir türlü geçilememesi, petrol fiyatlarının önlenemez yükselişi, doların değer kaybetmesi ve eşikten el sallayan mortgage krizi gibi sorunlarla ilgili somut çözüm önerilerini "henüz" sunmayan McCain'in Irak'tan hiçbir zaman çıkmama (en azından 100 yıl kalmayı telaffuz ediyor) ve İran gibi diğer "terörist" ülkelere gerekirse savaş açma gibi söylemleri, onun yönetime gelmesi durumunda dünyayı daha da kötü günlerin bekleyeceğini gösteriyor. Hemen hemen her yönden başarısızlıkla geçen sekiz yıllık Bush döneminin ardından, Demokratların yeniden yönetime gelme noktasında avantajlı oldukları kabul ediliyordu. Nitekim Illinois senatörü Barack Obama ile New York senatörü Hillary Rodham Clinton'ın partinin adayı olmak için yarışmaya başlaması bir değişimin habercisi olarak sayılabilirdi. Amerikan tarihinde ilk kez bir kadın ile siyahbir politikacı başkanlık yarışına girecekti. Bu açıdan bakıldığında Demokratların bir cazibe merkezi oluşturması kaçınılmazdı. Oysa bir süre sonra iki adayın kıyasıya giriştiği yarışın uzun soluklu olarak başkanlık mücadelesinde partiye zarar verebileceği anlaşıldı. İki dönemlik First Lady'lik deneyimini zamanı geldiğinde öne sürebilmek adına eşinin her fırsatta yanında duran Hillary Clinton, güven veren teknokrat kimliğiyle, adaylık için hayli sıkı bir hazırlık çalışması yürüttüğünü düşündürüyor. Bununla birlikte ön seçim sürecinde Obama'ya gayet sert bir üslupla saldırması, tabloyu lehine çevirebilmek adına "gerekirse" İran'ı vurabileceğini açıklaması onun diyelim körleştirici bir hırsın pençesinde oluşuyla yorumlandı. Hele yarışı Obama'nın kazanacağının ufukta görünmesiyle birlikte, bazı Hillary yandaşları da dahil olmak üzere, Demokratların ağır toplarından gelen "çekilme" çağrılarını kesin ve kararlı bir tutumla geri çevirmesi hiç kuşkusuz McCain cephesinde memnuniyetle karşılanmış olmalı. Clinton, son oy kullanılana, son söz söylenene dek yarışı sürdüreceğini açıkladı. Bu da hiç değilse Demokratların tek aday çevresinde toplanıp artık seçimlere odaklanmasını güçleştirecek gibi görünüyor. |
|
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| Her hafta | Türkiye | Dünya | Toplum | Kültür Sanat | Yazarlar | Künye / İletişim | Bize ulaşın | |||
|