![]() ![]() |
![]() |
|
||||||||||||||
|
|||||||||||||||
![]() |
Yeni Aktüel Myanmar'da! Üstelik Hiçbir Yerde Göremeyeceğiniz Fotoğraflarla… Anadan doğma meydan okuma!
Myanmar'da 1988'deki demokrasi yanlısı ayaklanmadan 20 yıl sonra yaşanan en geniş çaplı gösteriler Ağustos'ta başladı ve 25 Eylül'de şiddetlendi. Dünya gündemi de Japon gazeteci Kenji Nagai'nin öldürülmesiyle Myanmar'a kilitlendi. Thierry Falise ve Cyril Blin, iletişim araçlarına getirilen sınırlamalar nedeniyle bilgi almanın neredeyse imkânsız olduğu Myanmar'a girdi, Yeni Aktüel için fotoğrafladı ve yazdı. Eski adı Burma, yeni adı Myanmar. Cunta lideri General Than Shwe'nin 15 Ağustos'ta benzin (yüzde 66), dizel (yüzde 100) ve doğal gaz (yüzde 535) fiyatlarını hoyratça arttırmasıyla başladı olaylar. Çünkü bu zamlar Myanmar'da günlük yaşamı neredeyse imkânsız hale getirmişti. Yeni düzenlemeyle sadece ulaşım için harcadıkları tutar Myanmarlılar'ın aylık maaşlarının dörtte üçüne denk geliyordu! Myanmar (1989'da cunta ülkenin İngilizce ismi Burma'yı Myanmar olarak değiştirdi) 1960'larda dünyanın en büyük pirinç ihracatçısıyken 1980'lerin sonunda dünyanın en fakir ülkelerinden biri haline geldi. Bugün 50 milyon olan nüfusun yüzde 90'ı yoksulluk sınırında yaşıyor. Cunta liderlerinin ülkenin zengin doğal kaynaklarından elde edilen gelire, deyim yerindeyse "el koyması" da isyanların tetikleyicisi oluyor. Ulusal bütçenin yüzde 40'ı orduya ayrılırken yarım milyon HIV pozitiflinin yaşadığı ülkede sağlık için ayrılan pay sadece yüzde 0,4! Tabii buna uyuşturucu kaçakçılığından gelen "kayıtdışı" gelir de ekleniyor. Özellikle hintmeşesi, yakut, yeşimtaşı ve uyuşturucu kaçakçılığı resmi ihracat rakamlarının iki katı gelir sağlıyor. 2006'da bu kayıtdışı gelir 3,56 milyar dolardı! Keskin şiddet, muğlak rakamlar... 19 Ağustos'taysa, 1988'deki gösterileri düzenleyen eski öğrenci liderlerinin oluşturduğu "Jenerasyon 88" grubunun üyeleri aşırı yükselen benzin fiyatlarını protesto için yollara düştü. Önce sakin başlayan yürüyüşler Demokrasi İçin Ulusal Birlik (NLD) üyeleri, öğrenciler ve halkın katılımıyla ses getirdi. 5 Eylül'den itibaren nüfusunun yüzde 90'ı Budist olan Myanmar'da ayaklanmaya destek veren rahiplerin katılımıyla hareket daha da güçlendi. 25 Eylül'de 30 bin rahip Yangon'un merkezinde yürüyüşe geçti. Kaldırımları dolduran kalabalığın alkışlarıyla birlikte sayıları 100 bini bulan rahipler Myanmar'da son 20 yılın en önemli protesto dalgasını yarattılar. Tehditlerin hedefi haline gelen cuntaysa hazırola geçti ve silahlarını ateşledi. Ekimin ilk haftası boyunca, Myanmar güvenlik güçleri sokaklarda kontrolü yeniden ele geçirmek için vargücüyle uğraştı. Ve sonunda güç kullanarak, korku salarak, göstericileri coplayarak, gerçek mermi ve göz yaşartıcı gaz kullanarak bu amacına ulaştı. Myanmar'ın iki önemli şehri Yangon ve Mandalay'da olağanüstü hal ilan edildi. Gösterilerin bastırılması sırasında, "US Campaign for Burma" adlı uluslararası sivil toplum örgütüne göre 200'e yakın insan öldürüldü. Buna karşın resmi açıklamalar sayının dokuz olduğunu söylüyordu. Uluslararası Af Örgütü en az 1500 tutuklama olduğunu açıkladı. Kayıp ve tutuklamalarla ilgili farklı rakamların nedeniyse güvenlik güçlerinin cep telefonlarını yasaklaması ve internete ulaşma yollarını sınırlaması; yani 'dış dünya' ile bağlantının kesilmesiydi Uluslararası toplum "sözle" tepki verdi Uluslararası toplum da şiddete seyirci kalmadı. Birleşmiş Milletler (BM) özel temsilcisi İbrahim Gambari acilen krizi çözmekle görevlendirildi. Ayrıca cuntanın en yakın müttefiki Çin ilk kez diktatörlerden açıklama istedi. Buna karşın, Myanmar Dışişleri Bakanı U Nyan Winse ise gösterileri şiddetle bastırma nedenlerini şöyle açıklıyordu: "Güçlü ülkelerin destek ve yardımını alan fırsatçılar, başlangıçta küçük bir budist rahip grubunun organize ettiği gösterilerinden faydalanıyor." Fransa Dışişleri Bakanı Kouchner de Myanmar'ın -Çin ve Hindistan da dahil- komşularını, "Myanmar'daki rejime artık hoşgörü göstermemeye" ve baskı dönemine son verilmesi için "baskı" yapmaya çağırdı. Kouchner basın açıklamasında "Yaptırımlar elbette güçlendirilebilir, fakat özellikle bölge ülkeleri eskiden yaptıkları gibi bu çeşit bir dikta rejimine artık hoşgörüyle yaklaşamaz" dedi. Güneydoğu Asya Uluslar Birliği (ASEAN) 27 Eylül'de Myanmar rejiminin muhaliflere karşı şiddete başvurmaktan vazgeçmesini talep ederek Yangon'da ölen göstericilerle ilgili olarak "sert tepkisini" dile getirdi. Gözlemcilere göre, prensip olarak üye devletlerin içişlerine karışmayan ASEAN'ın bu müdahalesi Myanmar rejiminin boyun eğmesi için can alıcı bir gelişme olabilir. Yeni bir 1988 mi? Bugün yaşananlarla 1988'deki demokrasi yanlısı ayaklanma arasındaki benzerlikler de çok önemli. 1987'de, Diktatör Ne Win'in ülkenin para birimini tedavülden kaldırması milyonlarca Myanmarlı'nın ekonomik varlığını sıfırladı. Bu ekonomik kriz bir yıl sonra Ne Win'in iktidarını düşürecek ayaklanmaların da tetikleyicisi oldu. "İnsanların yiyecek hiçbir şeyleri kalmadığı ve stokların tükendiği noktaya gelindiğinde askerlerin vahşi tepkisi yeni bir ayaklanmayı tetikledi" diyor Bangkok'ta yaşayan Myanmarlı bir muhalif olan Aung Naing Oo. Yerel gözlemcilere göre insanlar çok öfkeli. Myanmarlı siyasi analizci Win Min, Tayland'dan ülkesine bakarak şöyle diyor: "Geçici olarak kazanın kapağını kapatsalar da, isyan devam edecek."
|
||||||||||||||||
|
|||||||||||||||||
| Her hafta | Türkiye | Dünya | Toplum | Kültür Sanat | Yazarlar | Künye / İletişim | Bize ulaşın | |||
|