| |
|
 |
KDP Liderinin Irak'ın İşgalinden Sonra Kullandığı "Milliyetçi" Söylem Türkiye Kürtleri Üzerindeki Etkisini Arttırdı
Barzani Nakşi hüc releri canlandırıyor
|
|
|
Ferhat ÜNLÜ / Alİ Kemal ERDEM
|
"Türkiye Kerkük'e karışırsa biz de Diyarbakır'a karışırız" sözleriyle tepki çeken Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) lideri Mesut Barzani'nin gerginliği arttıran açıklamaları, KDP'nin Türkiye'deki nüfuzunun ne olduğu sorusunu da beraberinde getirdi. Nakşibendiliğin Halidi kolundan olan Barzani'nin popülaritesinin artması, 20 yıldır uyuyan Türkiye'deki KDP hücrelerini yeniden uyandırabilir.
Türkiye'de henüz PKK'nın ortaya çıkmadığı 1960'lı yıllarda gizlice örgütlenmiş etkili bir yasadışı parti vardı: Türkiye - Kürdistan Demokrat Partisi (T-KDP). 1961 yılında Bağdat'a karşı ayaklanan Mustafa Barzani'nin etkisinde gelişen bu illegal hareket, 1980'lerin başlarından itibaren PKK silah zoruyla Doğu ve Güneydoğu'da güçlenince popülaritesini yitirdi. Hatta Barzani yanlılarının 1983 yılında Türkiye'deki tabanını, gizli görüşmeler sonucunda Apoculara devrettiği ileri sürüldü. T-KDP adı ya da daha açık bir ifadeyle Türkiye'deki Barzani sempatizanlığı, 1980'lerden itibaren yirmi yıllığına âdeta unutuldu. Ancak durum, ABD'nin Irak operasyonunun başladığı 2003 yılında değişti. Kürtler üzerindeki etkisini arttıran Barzani, sık sık Türkiye'yi kızdıran açıklamalar yapıyor. Son olarak El Arabiya Televizyonu'na verdiği demeçte, "Türkiye Kerkük'e müdahale ederse biz de Diyarbakır'a karışırız" diyen Barzani'nin açıklamaları büyük tepki topladı. Gerginliği körükleyici bu açıklamalar, Habur Sınır Kapısı'nın kapatılması başta olmak üzere bir dizi tedbiri gündeme getirdi. Kuzey Irak Bölgesel Yönetimi Başkanı Mesut Barzani'nin sözleri bütün bu siyasi tartışmaların ötesinde, ayrı bir anlam da taşıyor. Türkiye'deki Kürt nüfusunu kullanarak Güneydoğu'yu karıştıracaklarını ima eden Barzani'nin bu tehdidi, "etnik ve siyasi nüfuz" konusunu gündeme getiriyor. Barzani'nin önümüzdeki dönemde Türkiye'de siyasi nüfuzunu artırıp artırmayacağını araştırdık ve ilginç sonuçlara ulaştık. Buna göre Barzani, "milliyetçi" ve "Kürdi" denebilecek açıklamalarıyla İran, Suriye ve Türkiye'deki kimi Kürtler'in sempatisini topluyor. Ancak bu sempati, Türkiye'deki Kürtler üzerinde siyasi etkinlik sağlamak için yeterli değil. Bununla birlikte Barzani'nin, genel seçimde Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde nüfuz alanı oluşturmaya çalışacağı belirtiliyor. İddialara göre bu etkinliğin sağlanmasında tarikat ve aşiret ilişkilerinin önemli rolü olacak! Zira sosyolog Müfit Yüksel'in verdiği bilgilere göre Barzani Nakşiliğin Halidi kolundan bir aileye mensup. AKP gibi güçlü sağ partilerin içinde de Nakşi geleneğe bağlı milletvekilleri bulunduğu biliniyor. Barzani yanlısı Hak-Par'da politika yapan bir yetkili -adının açıklanmaması kaydıyla- artık Demokratik Toplum Partisi (DTP) yandaşları arasında bile Mesut Barzani'ye duyulan sempatinin arttığını söylüyor. Aynı yetkiliye göre Barzani'ye sempati duyanların oy vereceği parti, AKP olacak. Zira Barzani'nin, kendi yandaşı olan partileri desteklemek yerine güçlü bir partiye yandaşlarını yerleştirmek gibi bir tercihi var. Barzani'nin Türkiye'nin iç işlerine karışmamak için hiçbir zaman açık bir şekilde seçime yönelik bir mesaj vermeyeceği, ancak AKP'ye sıcak mesajlar gönderebileceği ileri sürülüyor. Kürt aydın Ümit Fırat, Kürtler'in büyük çoğunluğunun ille de bir Kürt partisi kurmak peşinde olmadığı ve bunun da AKP'nin oyunu arttırdığı görüşünde. Fırat "Barzani Türkiye'deki Kürtler'e 'Gidin şu partiye oy verin' dediği zaman bütün Kürtler buna riayet etmeyebilir ama Barzani'nin çok üzerine gidilirse 'Hepimiz Barzaniyiz' gibi bir tepki gelişebilir" görüşünü ileri sürüyor. Barzani ailesine yakınlığıyla bilinen eski milletvekili Haşim Haşimi ise PKK'nın Türkiye'de KDP'nin siyasi mirasına konduğu görüşünde. Haşimi, özellikle muhafazakâr Kürtler'in 1960'lı yıllardan başlayarak Barzani grubuna sempati duyduklarını söylüyor. Haşimi, KDP'nin tabanının son üç yıldır yaşanan gelişmelere bağlı olarak yeniden genişleyeceği yorumunu yapıyor. Haşimi'ye göre bunda, 2003'ten bu yana -Öcalan'ın resmi teze yakın duruşuna karşın- Barzani'nin "milliyetçi" ve "Kürdi" söylemi benimsemesi etkili olacak.
|
 |
|