![]() ![]() |
![]() |
|
||||||||||||||
|
|||||||||||||||
![]() |
Önce Fransa'yı Sonra Avrupa'yı Sarsan, Yeşil Gazeteci Nıcolas Hulot Paris'te Yeni Aktüel'in Sorularını Yanıtladı... "Cumhurbaşkanı adaylarını ikna etmek sanayicilerden zor!"
Cumhurbaşkanlığına aday olsaydı, iki Fransız'dan birinin desteği Nicolas Hulot'nun arkasındaydı. "Çevre Sözleşmesi" kampanyasında 780 bin imza topladı. Cumhurbaşkanı adaylarına çağrıda bulunarak "İmzalamazsanız aday olurum" dedi ve ırkçı aday Le Pen dışında tümüne dediğini yaptırdı. Tek kişilik baskı grubu gibi çalışan ve 5 maddelik "Çevre Sözleşmesi"ne uygun yaşayan Hulot, "Çocuklarımıza bir balık için, su için, toprak için savaşmayacakları bir dünya bırakmak gerek" diyor. Global ısınmanın etkileri Avrupa'da da kendini hissettiriyor. Paris'te kaldığım yedi gün boyunca sıcaklık gündüz 24 derecenin altına inmedi. Parisliler şaşkın, Seine Nehri kıyısına yarı çıplak yayılmış, ellerinde kitapları, bir yandan mutlulukla güneşleniyor, bir yandan da aralarında cumhurbaşkanlığı seçimlerini tartışıyordu. En sevdikleri siyasi kişilikse yeşil gazeteci Nicolas Hulot. Oysa siyasete atılmadı bile, sadece beş maddelik bir Çevre Sözleşmesi hazırladı ve Fransa'da yer yerinden oynadı. Bu yüzden Avustralya'dan Japonya'ya kadar birçok ülkeden gazeteci onunla konuşabilmek için sırada bekliyor. Ama Gökşin Sipahioğlu bize aracılık edince akan sular durdu. Çünkü Sipahioğlu'nun yeşil gazetecinin kalbindeki yeri ayrı. 19 yaşındayken SİPA Press'in kapısını çalıp Afrika'ya çocuk askerlerle röportaj yapmaya gitmek istediğini söyleyen gazeteci adayına güvenen Sipahioğlu, ona bir fotoğraf makinesi ve biraz da para vererek Afrika'ya yollamış. "Bana gazeteci olma şansını tanıyan Gökşin'dir, hayatımı değiştirdi" diyen Hulot, şimdi dünyanın kötü kaderini değiştirmek için uğraşıyor. Hulot sorularımızı dışarıda sıcaklık 28 dereceyi gösterse de ısısı 18 dereceye ayarlanmış, yeşil dev ağaçlarla kaplı Doğa ve İnsanlık İçin Nicolas Hulot Vakfı binasında özel üretilen bio-greyfurt suyunu içerken yanıtladı. - Hazırladığınız sözleşmeyi cumhurbaşkanı adaylarına imzalatmayı nasıl başardınız? Hiç kolay olmadı. 18 yıldır kendimi bu savaşa adadım. Bu kelimeyi kullanmayı sevmiyorum ama savaştan başka bir şey değil. Politikacıların ekolojik sorunlara gözlerini kapatmalarına karşıPolitikacılardan önce Fransızlar'ın çevre konusuna duyarlılık kazanması için yazılar yazdım, fotoğraflarla göstermeye çalıştım, televizyon programımda anlattım, konferanslar verdim. Bunun hepimizin savaşı olduğunu insanların anlaması lazımdı. Bu haklı ve geri dönüşü olmayan bir savaş. Çevreyi kirletmek bireysel ya da küresel çapta "Yapma" denerek önlenemez. Bilgi ve bilinçle olur. Yıllar süren bir çaba sonucu destekçilerin artmasıyla, arkadaşlarımla birlikte karınca gibi çalışarak, anaokulundan sendikalara kadar uzanan konferanslarla, televizyon programlarıyla beslenen yoğun bir çalışmayla Fransızlar'ı çevre konusunda hazırladım. Çevre sözleşmesinin politikacılardan kabul görmesinin sebebi, arkasındaki toplum desteğiydi. Kamuoyu duyarlı hale gelmişti. Bunu başardıktan sonra, cumhurbaşkanlığı adaylarına hazırladığım sözleşmeyi kabul ettirmek zor olmadı. Düşünebiliyor musunuz, Fransa'da ilk kez bir imza kampanyası 780 bine ulaştı. Oysa 100 bini geçmez. Bu bir rekordu. - Nasıl bir tavırla karşılaştınız? Politikacılara demagojik bir şekilde yaklaşmak, onlara "Bu konuda hiçbir şey yapmadınız" demek yerine, "İşte size bilimsel, üzerinde çalışılmış, istatistiklerle desteklenmiş, çözüm sunan bir sözleşme. Üç yıldır 20 uzmanla Fransa'da araştırmalar yapıyoruz. Elimizde önemli araştırmalar, sonuçları ve çözüm önerileri var" dedim. Verileri sundum. Önce hemen imzalayıp kurtulmak istediler ama onları veriler üzerinde çalışmaya zorladım. - Çalıştılar mı? Hepsi değil. Mesela Jean Marie Le Pen bu paktı imzalamadı. Diğer adaylara iki seçenek sundum. Ya sözleşmeyi imzalarsınız ya da bu sözleşmeyi uygulamaya koyabilmek için ben aday olurum. İş bir anda öyle büyüdü ki Le Pen dışındaki bütün adaylar kapılarını bana açmak zorıunda kaldı! - Hangi aday daha çok sahiplendi bu ekolojik paktı? Nicolas Sarkozy epey uğraştırdı. Liberallerin ekolojiye sahip çıkması daha zor, çünkü liberalizmin doğasına aykırı. Ekoloji ve liberalizm birbiriyle çatışan iki kavram. Sarkozy ve Bayrou'nun yaklaşımı SRoyal'den daha az yapıcıydı. Ama objektif olursak, Sarkozy'nin geçmişine bakarsak, çevre duyarlılığı açısından yol kat ettiğini söyleyebiliriz. Sarkozy cumhurbaşkanı olursa, Royal kadar çevreye duyarlı politikalar üretmeyecek ama bu ekolojik pakta imza attığı için sorumluluğu olacak ve dünyanın geleceği için hiç değilse beş yıl daha kaybetmeyeceğiz. - Adaylar söz verdikleri halde, bu çevre sözleşmesinin şartlarını yerine getirmezlerse yaptırım gücünüz var mı? Tek başına gücüm sınırlı ama arkamda Fransız halkı var. Harekete geçirebileceğimiz en azından 750 bin insan var. Hükümeti kurarken verdikleri sözleri unuturlarsa, bu seçimlerin arkasından genel seçimler gelecek ki işte o zaman siyasete atılabilirim ve bir partinin tarafında yer alabilirim. Bu ciddi bir yaptırım gücü olur. Şimdilik bunu yapmayı istemiyorum, bir güven ilişkisi içindeyiz. Ama kesinlikle nahif bir beraberlik olarak görmeyin bunu. Stratejik birliktelik diyebiliriz. Adayların dünyanın, çocuklarının geleceğiyle ilgili verdikleri sözlerle oynayabileceklerini düşünemiyorum. |
||||||||||||||||||
|
|||||||||||||||||||
|
|||||||||||||||||||
| Her hafta | Türkiye | Dünya | Toplum | Kültür Sanat | Yazarlar | Künye / İletişim | Bize ulaşın | |||
|