| |
|
 |
Tok Bir Karın, Mutlu Bir Aile, Uyumlu Ruhlar…
Mentawaili Bir Aile Tarafından Evlat Edinilen "batılı" Yusuf Ijsseldijk
- 15 yıl önce Mentawaili bir aile tarafından evlat edinildiniz. O süreci anlatır mısınız? Bu gizli bir tören. Ailenin geri kalanının ayinlere katılma hakkı yok. Törenin amacı benim ruhumla aileninkini uzlaştırmaktı. Birarada yaşanabilirliği garanti altına almak için nesneler de dahil yeni gelenler, varolan ruhlarla uzlaşmak zorunda. Bu kuralın atlanması mutsuz bir ruha ve hastalığa neden olabilir. Mentawaililer çok sık dışardan evlat ediniyorlar. Bu, diğer klanlarla ve benim durumumdaki gibi çok uzaktaki dış dünyayla ittifak oluşturmanın bir yolu. - Topluluğun günlük yaşantısına nasıl katkıda bulundunuz? 1990-93 arasında aile yeni bir Uma inşa ediyordu. Yapım aşamasında zamanın büyük bölümü odun toplamakla ve çatı için de sago ağacı yapraklarını hazırlamakla geçti. Ben de iskelet ve tabanın çivi kullanılmadan birarada durması için rotin (hint hurması dalı) toplama ve hazırlık çalışmalarına katıldım. Bu arada kız çocuklardan biri evlendi. Bu dönemde ayinleri, tartışmaları izledim; ama bir katılımcıdan ziyade gözlemci olarak. - Mentawaililer'den ne öğrendiniz? Karşılıklı uyum ve saygı. Kadın, erkek, küçük kız ve erkek çocuklar hatta yeni doğmuş bebekler, herkes aynı muameleyi görüyor. Diğer bir ders de maddecilik ve kazanma hırsının olmamasıydı. Doymuş bir karın, mutlu bir aile, uyum içindeki ruhlar dünyası; Mentawaililer'in üç dayanağı bunlar. -Onlar sizden bir şey öğrendi mi? Muhtemelen fazla bir şey değil, çünkü ben sürekli onlar üzerinde mümkün olan en az etkiyi bırakmak istedim. Uma'nın geleneksel şekilde inşa edildiğinden emin olmalıydım. Ve işler yolunda gitmiş gibi görünüyor... Ayrıca onlara kültürleri için önemli olan şeyler hediye ettim. Geleneksel gong (zil), aletler, kumaşlar... Ama asla para değil! En çok gururlandığımsa, Uma'nın Mentawai kültürünün en kutsal ve güçlü fetişlerinden biri olan yeni bir jaraik'e sahip olmasıydı. Jaraik, kıyıdaki mangrov ormanlarından getirdiğim özel bir tür ahşap. Birçok turist, araştırmacı ya da film ekibi bu jaraik için çok para önerdi fakat asla alamadılar! - Adayı neden terk ettiniz? Ayrılmayı hiç düşünmüyordum aslında. Fakat hepatitle birlikte sıtma geçirip ölümle burun buruna geldiğimde karar verdim ki, birinin bana göz kulak olması gerekli. Evlenmeli ve Mentawaililer'le zaman geçirmek için bir iş bulmalıydım. Otel işletmeciliği işine girdiğimde gidip onları görecek çok fazla vaktim olmadı. Beş-altı yıl gidemedim. Birkaç yıl sonra döndüğümdeyse babamın öldüğünü öğrendim ve bu beni derinden yaraladı. Sonra ailemin geri kalanını en az iki yılda bir ziyaret edeceğime söz verdim. Şimdi de buradayım. - Mentawaililer'in geleceğini nasıl görüyorsunuz? Aslında on yıl öncesine göre daha aydınlık. Bunun en önemli nedeni, Endonezya'nın sosyal ve ekonomik krizinin ardından potansiyel olarak rahatsız edici şeylerin kaybolması. Rotin ve sandal ağacı ticaretiyle adada sago fabrikasının kuruluşu sadece çevre üzerinde ciddi etkiler bırakmadı; halkı parayla tanıştırarak maddecilik ve kıskançlığı da getirdi. Mentawaililer yavaş yavaş içinde yaşadıkları çevreyi kirletmeye başladı. Merkezi hükümet de aynı dönemde onları hükümet köylerine yerleşmeye ikna ederken modern bir hayat tarzını da dayatıyordu. Bunun arkasındaki motivasyonlardan biri de Java'daki aşırı nüfusu Siberut'un bir bölümüne yerleştirecek büyük göç projesiydi. Bu Mentawai kültürünün sonu demekti. Ekonomik ve sosyal kriz sago fabrikasının kapılarını kapamasına ve göç projesinin rafa kaldırılmasına neden oldu. Bu süreçte Mentawai'nin çok özel kültürü hakkında yerel, ulusal ve uluslararası bilinç arttı.
|
 |
|