AKTÜELHepoku    
Her Hafta width=3 Türkiye width=3 Dünya width=3 Toplum width=3 Kültür Sanat width=3
 
   
 
Nobel'le

Orhan Pamuk: Bir Ödül Aldı Ve Hayatı Değişti

Nobel'le "geleceğe giden yolun tasviri"
Melda Davran - Nevra Yaraç Laçinok - Göksan Göktaş 


"Artık kimse bana Nobel'i sormayacak" diye kendine has üslubuyla sevincini dile getiren ve mutluluğunu ilk olarak, özel hayatında her şeyden önde gelen kızı Rüya ile paylaşan Orhan Pamuk'un yaşam öyküsüyle ilgili bilinmeyen kalmadı gibi. Yine de evrenselliğini çoktan kanıtlamış, onlarca dilde, yüz binlerce satan kitapların yazarının hayatındaki ayrıntılarında dolaştığımızda, tıpkı romanlarındaki gibi her köşeden çıkan şaşırtıcı bir detayla karşılaşmak mümkün.

Demirel'in "Meyve veren ağaç taşlanır" sözünü alaycı bir yorumla kendine şiar edinen Pamuk, Nobel'e giden süreçte, bazen siyasetle uğraştığı için yıpratıldığını düşünmüş, pek çok olumsuz eleştirinin hedefi haline gelip vatan hainliğiyle suçlanırken "İkinci Cumhuriyetçi Değilim"den tutun da "Pamuk Demirden Ağır" gibi başlıklarla çıkan haberlerin baş kahramanı olmuştu.
100 küsur yıl önce Manisa'dan İstanbul'a göç eden ve Nişantaşı'na yerleşen bir ailenin üyelerindendi Orhan Pamuk. 1950'lerde tek partili dönemin demiryolu ihalesiyle mal varlığını arttıran ve Nişantaşı'nda apartman yaptıran Pamuk ailesi Atatürkçü, CHP'li bir aileydi. Pamuk'lar 50'li yıllarda giderek büyüyen Demokrat Parti'ye her zaman uzak durmuştu. Pamuk ailesinin mirasının giderek erimesi ise yazarın çocukluk yıllarına rastlayacaktı. Bu yılları geçirdiği Nişantaşı, hayatının önemli duraklarından biriydi kuşkusuz. Sonraları güzel, renkli ilkbahar günlerinin içeri sızamadığı, Nişantaşı'ndaki apartman girişlerinin soğukluğunu ve yalnızlığını kendine has üslubuyla defalarca anlatacaktı.
Aile figürleri özellikle aile büyükleri ilginç, masalsı karakterlerdi ona göre. Tevfik Fikret okuyan, Pamuk Apartmanı'nın ana kraliçesi hayli karizmatik babaanne, Şişli'deki evinde uzun zamanlarını geçirip Tommiks'lerini okuduğu anneanne, yüksek tavanlı, yorgun mobilyalı modern apartman dairelerinin loş koridorları, uzun mu uzun yalnızlık saatleri, ağabey-kardeş boğuşmaları, işitilen azarlar, öfke krizleri, annesiyle geleceğine ilişkin yaptığı tartışmalar, el çenede kurulan gençlik hayalleri romanlarında tek tek yerlerini alacak, gündelik şehir hayatının en ince detayları, "öteki renkler"i Orhan Pamuk kitaplarında baş köşeye kurulacaktı.
Çevresinde çok sevilen, sayılan baba Gündüz Pamuk, Orhan Pamuk'un yaşamında önemli bir iz bırakacaktı. Yazmaya ve okumaya meraklı hatta bir zamanlar yazar olmayı düşlemiş, paraya önem vermeyen, eskilerin deyimiyle "çelebi" bir kişiliğe sahip Gündüz Bey sık sık oğlu Orhan'la edebiyat sohbetleri yapardı.
Kardeşi Şevket'le ilişkisiyse adeta zıt kardeşlere örnek gibiydi. Şevket Pamuk, ağabeydi, ailenin gözbebeğiydi, uyumluydu. Bu zıt kardeşlik durumu hayatı boyu devam edecek, Pamuk'un hayatına da meslek seçimine de yansıyacaktı.

Haberin devamını Yeni Aktüel dergisinin 67. sayısında bulabilirsiniz!


spacer
 
1  2  
 
spacer
1   2   3   4   5  
6   7   8  
 
 
Her hafta | Türkiye | Dünya | Toplum | Kültür Sanat | Yazarlar | Künye / İletişim | Bize ulaşın  
width=10
Turkuvaz Medya Grubu Copyright © 2003-2012 Tüm hakları saklıdır.
Turkuvaz Gazete Dergi Basım A.Ş.
Üretim ve Tasarım

Turkuvaz Medya Dijital