| |
|
 |
Prof. Dr. Nilüfer Göle
"Abdullah Gül: Hem kendisi hem Türkiye hak ediyor"
"Tayyip Erdoğan siyaseten ilginç ve güçlü bir çıkış yaptı, 12 Eylül sonrasında oluşan, parti liderliğinden başbakanlığa, başbakanlıktan cumhurbaşkanlığına giden geleneği de bozdu. Siyasetin kişisel egoyu ve iktidar kavgasını aşabilen boyutunu gösterdi. Tayyip Erdoğan ve Abdullah Gül ikilisi böyle bir tablo çizdiler. Bu tablonun hem parti içi hem de Türkiye açısından olumlu, uzlaştırıcı bir katkısı olabileceğini düşünüyorum. "Abdullah Gül'ün adaylığını sadece siyasi iklimi yumuşatma açısından değil, bilgisi ve nitelikleri açısından da değerlendirmek gerekir. Dışişleri Bakanlığı'ndaki, AB müzakereleri sırasındaki performansı, Avrupa ülkeleriyle olan temasları ciddi bir tecrübe birikimidir. Türkiye'nin dünyayla bütünleşmesi açısından hangi kesimden gelirse gelsin yerel bir ismin yerine, dünya ülkeleriyle temas halinde olabilen, o dili konuşabilen (sadece İngilizce anlamında değil), bilgi dilini konuşabilen bir kişinin Cumhurbaşkanlığı, içinde bulunduğumuz kritik dönemde avantajdır. Türkiye'yi dünyadan uzaklaştırmak isteyen niyetlerin oluşturduğu tehdide karşı Cumhurbaşkanlığı'nın daha aktif bir rol üstlenmesi gereken bir dönemdeyiz. Kısacası, bu adaylığı Abdullah Gül'ün hem kendisi hem de Türkiye hak ediyor. "Cumhuriyet ve demokrasi konusuna gelirsek, bu adaylığın Türkiye'nin de olgunlaşması anlamına geleceğini düşünüyorum. Cumhuriyet'in çocukluk hastalığı diyebileceğimiz, 1960 darbesinin aşılması için bir fırsattır. 1960 darbesi henüz kırılgan bir cumhuriyetin prensipleriyle halk demokrasisinin biraraya gelemeyeceği korkusunu ifade ediyordu. Atatürkçülük ile Kemalizm'in aynı şey olmadığını düşünüyorum. Kemalizm kavramı bu dönemde Cumhuriyet'i, asker-aydın ikilisinin "koruma tekeline" almasına işaret ediyordu. O günden beri, Cumhuriyet'in halktan "sakınılacak" bir şey olmadığını içimize sindirmeye çalışıyoruz. Kemalist olmadan Atatürkçü prensiplere sahip çıkılabilir. Yani Cumhuriyet devam eder ama daha demokratikleşir. Bence bugün Abdullah Gül'ün adaylığıyla Türkiye bu olgunluk imtihanını veriyor. Cumhuriyet'in olgunlaştığı, artık çocukluk hastalığını aşabileceğimiz, Cumhuriyet ve demokrasi arasındaki gerginliğin bittiği umudunu veriyor. Atatürkçülüğün ille de Kemalizm'le sınırlı kalamayacağı, sadece sol aydınların, laik kadınların, askerlerin korumasında olması gerekmediğine işaret ediyor. Muhafazakâr Türkiye'nin de Cumhuriyet resmi içinde olduğunu hatırlatıyor."
|
 |
|