| |
|
 |
Uludağ - İstanbul arası yorulduk!
Uludağ aşkımız depreşti, bayramda üç günlüğüne dağdaydık. Dönüşte DRUM'un muhteşem "Mevlana-Simyacı" konseri için Lütfi Kırdar'a koşturduk.
İstanbul kış mış, bayram, yılbaşı dinlemiyor, eğlence doludizgin devam ediyor. Her hafta yeni bir yer açılıyor, ortaya yeni bir trend çıkıyor. Yani Nazancığım, bütün yorgunluklarına rağmen burası hiç de çekilmez bir şehir değil. Önce sana geçen hafta söz verdiğim gibi bayramdaki Uludağ'ı anlatayım... Bayramın ilk gününü İstanbul'da geçirdikten sonra ertesi gün doğru dağa geçtim. Vallahi şekerim, Meloş olmak da bayağı zor. Hem dostları kırmayayım, hem olanları kaçırmayayım, haberleri alayım diye sıcaktan soğuğa, golften kayağa dolaşıp duruyorum. Allah'tan Picno Jenol'ler, C vitaminleri yüklüyorum da bünyem dayanıyor. Bir kere dağda bizimkilerden pek kimse yoktu. Bu sefer Uludağ bana eski Uludağ gibi gelmedi hiç. Nerde o eski dağ nerde şimdiki... Çoluğunu çocuğunu kapan, kayak bilen bilmeyen kalkıp gelmiş, ortalık mahşer yeri gibi, kalabalık kıyamet... Her şeye rağmen kendine has eğlence tarzıyla dağ hareketli ve keyifliydi. Eğlence deyince aklıma Gülay Kamaz geldi Nazocuğum. Ayol kızı bilirsin kelimenin tam anlamıyla arı gibi çalışmayı seven, boş duramayan biridir. Hani bu kış ortalarda pek görünmüyor demiştim sana. Meğerse şimdilerde Yazıcı ailesinin sahip olduğu Uludağ'daki 26 odalık butik otel Grand Yazıcı Mountain Hotel & Club'ın işletmeciliğini üstlenmiş. Nasıl bir izzet ikramla ağırladı bizi anlatamam. Senin de kulakların çınlamıştır mutlaka, hepimiz şömine önü sohbetlerinde bol bol dedikodu yaptık. Başka kim vardı dersen, Hayri Kozakçıoğlu neredeyse tüm ailesiyle dağdaydı. Eşi, çocukları ve torunlarıyla keyifli bir bayram geçiren eski valinin aile saadeti, görülmeye değerdi doğrusu. Dağda Tuğçe-Bülent Çavuşoğlu çiftine de rastladım. İkisi orada kaldığım sürece pistten inmediler hayatım. Hayretler içerisinde kaldım. Ayol insan bir mola verip iki lokma bir şeyler içip, biraz sohbet etmez mi? Öğrenciyken İsviçre'deki kayak kamplarında bize ettikleri işkenceyi onlar dağda kendilerine yaptılar. İşkencecilerden biri de Bahar Şer'di. Gülay'la yaptıkları iddialı tavla maçlarından arta kalan tüm zamanını pistte geçirdi. Ekrem-Efsun Başarır, Esra Üstünkaya ile oğlu Üstün, Mustafa Sandal ile sevgili Emina Türkcan, Pelin-Varol Kaynar ile oğulları Emre ve her zamanki gibi Ender-Gülşah Alkoçlar kızlarıyla dağdaydı. Aslında dağın gece hayatı da iyiydi ama, üç günü atlatır atlatmaz hem iki lokma insan yüzü göreyim hem de tebdil-i mekânda ferahlık vardır diye geri döndüm. İyi ki de dönmüşüm ayol, yoksa DRUM (Dialogue, Respect, Understanding through Music)'un Mevlana Yılı'nı muhteşem bir organizasyonla kapattığı daveti kaçırabilirdim Nazan. Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı'nda çok güzel bir davet oldu. Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın desteği ile düzenlenen gecede, piyano virtüozu-kompozitör Sabri Tuluğ Tırpan'ın Paulo Coelho'nun "Simyacı" adlı kitabından esinlenerek, Mevlana için bestelediği "Mevlana Simyacı Senfonik Şiiri", Sertab Erener söyledi. Ona semazenler de büyüleyici bir gösteriyle eşlik etti şekerim. Anlayacağın Nazo, Zeynep-Nazlı Dereli kardeşlerin evsahipliğinde Mehveş Emeç, Özalp Birol, Siren Ertan Çarmıklı, Ali Karacan, Semiramis Pekkan ve daha bir sürü dostla mükemmel bir akşam geçirdik. Ay bayram mayram derken gene bana dedikodu yaptırdın hınzır kız.
|
 |
|