| |
|
 |
Kıyafetler Parlak, Yılbaşı Sönüktü
|
|
|
Bülent Cankurt - Tamer Turan
|
Kriz 2009 yılbaşı eğlencelerini de vurdu. En "in" mekânlar bile sinek avladı. Allahtan Melisa'nın Karaköy'deki partisi ile Park Şamdan'daki kutlama imdadımıza yetişti.
Şu münasebetsiz 2008 gitti. Tanrıya şükür, 2009'a ayak bastık şekerim. Yeni yıl dileklerimizde geçen yıllara göre ufak tefek değişiklikler yapmak durumundayım. Sana terörsüz, krizsiz, sağlıklı, mutlu, bol paralı ve seyahatli bir yıl diliyorum. Kendimle ilgili olarak bunlara ilaveten başka bazı dilek, istek ve temennilerim var ama söylersem olmaz. İçime doğdu, bu 2009 bize -bize derken Türkiye'yi kastediyorum- uğur getirecek. Sanki daha bir eğlenecek, gülecekmişiz gibi geliyor. Hadi hayırlısı artık. Aslında "2009'da neler olacak" sorusunu televizyonlarda astrologlara sordular. Onlar da benim gibi oybirliği ile nisan, mayıs aylarından sonra Türkiye'nin 2015'e kadar giderek daha iyi olacağını söylediler. Sakın gülme Nazoş, "İşiniz fallara mı kaldı" muhabbeti de yapma şekerim. Ayol 2008 gibi münasebetsiz bir yıldan sonra astroloji bile az vallahi. Her neyse Nazo, herşeye rağmen yeni yıla umutla girdik ama yılbaşı gecesi İstanbul'da hiç de parlak geçmedi. Bir kere her tarafı gençler işgal etmişti ayrıca hiç bir lokalde de çok parlak bir eğlence yoktu. Ama hakikaten de İstanbullular eğlenceye o kadar meraklı ki sabah 06.00'ya kadar Etiler, Ortaköy civarında araba kuyruğu vardı. Saat sabahın altısında şakır şakır yağan yağmur altında herkes çorba içmeye, kahvaltı etmeye sokaklara dökülmüştü. İşte böyle zamanlarda Türkiye'deki genç nüfusun ne olduğunu anlıyorum şekerim. Bana kalsa gençlerin arasında oyalanacaktım ama bizim kızlar Melisa ile Tuvana'ya söz vermişler. Çekiştire çekiştire beni Karaköy'deki eski Sümerbank binasına götürdüler. Biliyorsun ikisi bu yıl parti guruları olup çıktı. İçeriye girdim ki Dilruba Sarıyer, Nil Bentürk, Hande-Mehmet Gamgam, Deniz Berdan, Esra Üstünkaya, Çiğdem Kayalı. Yani epey şık ve keyifli bir topluluk vardı. Yeni yıla orada çığlıklar, öpücükler, şampanyalar arasında girdikten sonra Monik-Ceri Benardete aradı "Neredesiniz?" diye, rotayı doğru Park Şamdan'a çevirdik. Ay bu Monik benim yılbaşı uğurum, onunla iki kıkırdamazsam yılım iyi geçmez benim. Park Şamdan'a girerken kahkaha seslerini duyduk zaten. Celoş ile Şebo grubun simgesi olarak herkese maskeler dağıtmış. Yasemin-Cefi Kamhi, Leyla-Selçuk Atalık, Hülya-Cem Kalyoncu, Sennur Dinçkök, Zerrin Bilimer, Ceyla Gölcüklü, Şebnem-Sinan Dereli hepsi bir masadaydı. Maskeleri görünce kendimi tutamayıp kahkahayı patlattım. Herkes çok şıktı tabii. Ben de sırtı açık Michael Kors kıyafetim ve kumrala boyattığım yeni saçlarımla hiç de fena değildim Nazan. Tatlıdır, şampanyadır derken geceyi bayağı ilerlettik. İşin cılkını çıkaracağız ya, biz bir ara da İzzet Çapa'nın gönlünü yapmak için Long Table'a bile uğradık. Eee, sonra Mensure Özbek de sitem etti, oradan Kovva'ya geçtik. O da yetmedi, Mehmet Tuna telefon edince Etiler Şamdan'a girdik 15 dakika. Tam kızlar pes etmişti ki rotayı Les Ottomans'a çevirdik. Biz gittiğimizde herkes ya masalara çıkmış göbek atıyor, ya da eller havada şarkılar söylüyordu. Hayatım tahmin edebileceğin gibi kahvaltıyı bizim evde görkemli yılbaşı ağacımızı seyrederek yaptık. Bu seneki yılbaşı yorumunu da söyleyeyim. Orta direk gibi evde sofra kurup televizyon başında olsaydık daha parlak bir yılbaşı geçirebilirdik. Yine de fena değildi. Sana bol dedikodulu, eğlenceli, krizsiz, sevgilili ve klas bir 2009 diliyorum.
|
 |
|