| |
|
 |
İç tutulması
Bir zamanlar aşka düşerdim Ama şimdi yalnızca ayrı düşüyorumYapabileceğim hiçbir şey yokBu bir tam yürek tutulması" Total Eclipse of the Heart, Bonnie Tyler
Hiç içinizin tutulduğu oldu mu? Hani en önemli yerinde tartışmanın, aklınızdan geçenleri söyleyemediğiniz... Veya toplantı yapılırken, birden ortama yabancılaşıp avaz avaz bağırmayı istediğiniz... Hani en güzel noktaya ulaşmanıza ramak kalmışken her şeyden vazgeçtiğiniz... Eminim en azından bir kere yaşamışsınızdır tutulmayı, boğazınıza düğümlenmiştir çıkması en gereken sözcükler; ve sonra en azından bir kere bağrılmıştır hem de avaz avaz, belki toplantı odasında değil de en sevdiğiniz ve incitmekten en korktuğunuzun yanında... Ya da istemeseniz bile yaşadığınız olaylar öyle bir noktaya sürüklemiştir ki sizi dönüp gitmek en iyi çözüm gibi gelmiştir... Çok sakinken içinizin bağırdığı olmuştur değil mi? Ya da kalkıp gitmek isterken oturduğunuz... Birine seni çok seviyorum ben, demek isterken susmayı tercih ettiğiniz... Yağmurdan sonraki doluya tutuldunuz mu hiç? Veya tutulan güneşi ve ayı izlerken hayatınızdaki sizi siz yapan tutulmaları geçirdiniz mi aklınızdan? Sözlüye aniden kalkan öğrenci misali aklınızdaki her şeyin uçup gittiği oldu mu?.. Peki yüreğinizin tutulduğu?.. Tutulmalar her zaman zorlar insanı; alıkoyuverir olması gerekenden... Ele geçirir, sanki bir yumruk yemişçesine kilitler iç organları... Yaşamla teması sorgular, acımasız bir hakim gibi... Ruhu sıkar, büker ve şekillendirme ustasından daha marifetli bir kalıba sokar. Öyle bir kalıptır ki bu, sadece bilinmez bir stres ve sıkıntı hissedersiniz, nelerin değişeceğini bilmeden yolunuza devam ettirir sizi... İşte tutulmalar böyledir, kilitli olanı açmak ve çözmek için kilitler seni... Yaşantımızdaki bizi saran tutulma anlarını düşünürsek, ay tutulmuş, güneş tutulmuş çok mu? Belki onlar da kendi kaderleri için tutuluyorlardır kim bilir?..
|
 |
|