| |
|
 |
Sırra vakıf olmak
"Belki sır denince, adının ağırlığıydı sırrı bu kadar derin ve karmaşık yapan. Sır çok basitti ve bu basitliği hayatına indirgeyen sırra vakıf olabiliyordu..."
Bu aralar "The Secret" isimli kitabı okuyorum. Nisan ayının başında "Demek ki öğrenmemiz ve keşfetmemiz gereken bir sırrımız daha varmış" diyerek, isminden ve reklamından etkilenip, sipariş ettiğim ancak okumaya yeni fırsat bulduğum kitaptan bahsediyorum. Sırlara bayılırım; gizlenmiş, içinde ciddi güçler bulunan olgu ve olaylara oldum olası merakım fazladır. (Eee beş gezegenim 8. evde toplanmış, uçmuyorum ya ona dua edelim.) Dedim ya, sırlar benim ilgi alanım, bakalım kitap bizlere sır adı altında ne özlerden, ne keşiflerden bahsedecek, hayatımıza ne anlam katacak, diyerek daldım o meşhur "SIR"rın içine... Daldım ve gördüm ki sır dediğimiz şey aslında açık ve aleni olanın ta kendisi. "Her şey zıddıyla açığa çıkar" diyen Mevlana ne güzel söylemiş. Aslında her şey zıtların birbiri içinde olma durumu. Sır dediğimiz şey gerçeklerin üstü kapalı hali, açık da olsa, kapalı da olsa gerçekliğinden bir şey kaybetmeyen hakikat. Bunları neden anlatıyorum? Çünkü kitabı elime aldığımda şok geçirdim; yıllardır bildiğimiz fakat zaman zaman uygulamaktan kendimizi alıkoyduğumuz gerçekleri anlatıyordu kitap, çok yalındı. Belki sır denince, adının ağırlığıydı sırrı bu kadar derin ve karmaşık yapan. Sır çok basitti ve bu basitliği hayatına indirgeyen, sırra vakıf olabiliyordu... Kitabın özetine gelinceHayata dair düşünce sistemimizi yeniden oluşturmamız gerektiğini, hislerimizin kontrolüyle, hayatımızın yönetimini rahatlıkla elimize alacağımızı söylüyordu kitap. İşte sır buydu! Tabii bu devirde insanların en çok etkilendikleri ve uğruna güç çekişmelerine girdiği paraya ve değerli her şeye nasıl sahip olunur kısmı kitabın ve her şeyin büyüsünü bozmuyor değildi. Ama olsun, o da hayatın bir gerçeği değil mi zaten!?
|
 |
|