AKTÜELHepoku    
Her Hafta width=3 Türkiye width=3 Dünya width=3 Toplum width=3 Kültür Sanat width=3
 
   
 

'Televizyon Şurası' Dizileri Değerlendirdi Ve Uyardı!

"Dizi sektörü batacak"
SİNEM BARKIN 


Televizyon eleştirmenleri Yüksel Aytuğ (Yakından Kumanda / Sabah), Memet Güler (Bizim Ekran / Vatan), Bekir Hazar (Yeni Şafak) ve Sina Koloğlu (Reyting Canavarı / Milliyet) ile dizi enflasyonunu masaya yatırdık. Toplantıdan çıkan ortak sonuç şu: Dizi sektörü aslında çöküşe gidiyor! Üstelik sadece oyuncu bazında 5 bin 500 kişi çalıştığı için bu sosyal sıkıntı yaratacak!

Kısa süre önce Sabah Gazetesi'nde yayımlanan yazı dizisinde okudunuzSıradan bir dizinin tek bölüm maliyeti 150 bin YTL'den başlıyor. Reytingi yüksek bir dizide 30 saniyelik reklamın fiyatı 60 bin YTL'yi buluyor. Yapımcının kazancı/kâr marjı ise yüzde 20 civarında. Senaryo ekiplerinin kazancı 7 bin - 60 bin YTL arasında değişiyor. Oyuncu ücretleri ise 70 bin YTL'ye kadar çıkabiliyor. Pasta yaklaşık 600 milyon YTL büyüklüğünde. Pastanın büyüklüğü dört bir yanımızın dizilerle sarılmasına sebep oluyor. Tüm ulusal kanallarda 100'ün üzerinde yeni dizi yayına girdi. Hepsinin başarılı olması ve standartları tutturması elbette mümkün değil. Sektör giderek büyüyen bir kargaşa yaşıyor. Bu gidişe dur demek için yapımcı, yönetmen, kanal temsilcileri ve program müdürlerinden oluşacak bir medya şurasının toplanıp ne yapıyoruz sorusunu cevaplamaları ve kötü gidişin önüne geçilmesi gerekiyor. Sektörün sorunları ve alınması gereken önlemleri televizyon eleştirmenleriyle konuştuk. Bu da bir nevi "medya şurası televizyon birimi" provası oldu
- O kadar çok dizi var ki takip etmekte zorlanıyoruz. Dizi sektörü nasıl bu noktaya geldi ve nereye gidiyor?
YÜKSEL AYTUĞ: İnsanlar sosyalleşme eksiklerini diziler aracılığıyla kotarıyor. Kişi her dizide yakın çevresi veya kendisi ile ilgili bir karakter bulup özdeşleşiyor. Paylaşamadığı sorunlarını karakterler üzerinden çözmeye çalışıyor. Bana göre dizi seyretmek sosyalleşmenin dijital hali. Bir an önce kanal yöneticilerinin duruma bakıp biz nereye gidiyoruz demesi lazım. İnsanların başı döndü; reklam arası dizi izlemeye başladılar.
MEMET GÜLER: Hayalleri besliyor diziler. Lüks evler, lüks arabalar gösteriyorsunuz; insanlar da kendilerini bunlarla özdeşleştirip hayallerini diziler üzerinden gerçekleştiriyor.
BEKİR HAZAR: Türkiye'de televizyonculuk yapılmıyor artık. Bu bir ticaret. Ekran karşısındaki izleyici kadın ağırlıklı, dizilerin artması da kadın seyircinin sömürülmesinden başka bir şey değil.
SİNA KOLOĞLU: Teleon dönemini hatırlarsınız; bir furya yaşandı ve kötü bitti. O birinci dönemdi. Şimdi ikinci süreç gelişiyor. Hüsranla bitecek ama yaşanması gerekiyor. Sektörün dibe vurup çıkmasını bekleyeceğiz. Sabahtan akşama kadar dizilerle uğraşanlar bu gidişatı görmüyor mu?
l Gençlik dizisi, mahalle dizisi, mafya dizisi gibi tutan birçok yapım ekrana benzerlerini getiriyor. İzlenir olmak için benzer unsurları kullanmak şart mı?
S.K.: Bir dizi izliyoruz; üçüncü bölümünde yeni dizinin fragmanı veriliyor; 15 gün sonra yeni dizi başlıyor diye. Bu kanalın yöneticisi kendi dizisine güvenmemiş oluyor. Ama çark böyle dönüyor. Bu sezon böyle gidecek ve çoğu dibe vuracak.
Y.A.: Kurtlar Vadisi'nin karşısına benzer bir dizi koyarak sorunu halledemezsiniz. O dizinin karşısına cazip bir kadın programı koymalısınız. Prime time'da insanlara alternatif sunmalısınız. Kurtlar Vadisi'nin karşısına Kuzey Rüzgârı'nı koymak videoculuk. Ramazan'dan sonra dizi atağı olacak. Diziye boğulacağız. Belli ki sektör fazlasıyla para getiriyor. Oysa Gölgeler, Yaşamdan Dakikalar gibi programları reklamla ödüllendirip program üretmek gerekiyor.
M.G.: Dünyada herhangi bir yerde sokakta kavga varsa insanlar oradan uzaklaşır. Bizdeyse benzer dizilerin üzerine gidilerek sektör kaosa sürükleniyor. RTÜK burada devreye girmeli. Kurtlar Vadisi'ne dur derken, Köprü'ye de yol vermemesi lazım. Standart varsa uygulaması da olmalı. RTÜK'ün partilerden bağımsız olup öyle hareket etmesi gerekir.
Y.A.: Evet, bizde kavgayı görünce dört şerit birden tıkanıyor. Her türlü baskı ve sansüre karşıyım ama, RTÜK'ün bazı konularda doğru yaptığını düşünüyorum. Çünkü güzergâh yanlışsa trafik polislerinin de çıkıp düdüğü çalması lazım. Bir tarafı durdurup öbür tarafa yol vermezlerse hepimiz kavşakta birbirimize gireceğiz.
S.K.: Kanallar hiç oralı değil, yayınlansın, neyse cezası veririz diyor. O şirket batacak, o patron öbür patronun kafası kesilecek, en sonunda rayına oturacak. Bu sürecin tamamlanması gerekiyor. TRT'nin de çok güzel dizileri, programları var. Neden tutmuyor? Şov eksik. Agresif yayın yapmıyor.
B.H.: Kan, kin, nefret, ihanet sinemamızda! Özel kanalların bütün derdi diziler tutsun, birbirinden seyirci çalsın. Belli diziler öne çıkmayıp herkes birbirinden seyirci çaldığında ve diziler rekabet edebildiğinde sektör rayına oturacak.

Televizyonlara degüstatör lazım
- Bazı dizilerin rekabet şansı olmuyor ama. Kaliteli yapımların bile gözünün yaşına bakılmadan ikinci bölümden sonra kaldırıldığını görüyoruz
B.H.: Kötü giden diziyi ikinci bölümde yayından kaldırmak yanlış. Biraz şans tanımak gerek. Devam edip etmeyeceğini en az altı bölümde hissettirir dizi.
Y.A.: Ben reytinge çok aldanmadan her dizinin 13 bölüm arkasında durmak gerektiğini düşüyorum. Sonuçta reyting dediğiniz şey neye göre nasıl ölçülüyor; güvenilir mi? Bütün ülkelerde bu ölçümler var. Önemli olan deneklerin toplumu doğru temsil etmesi. Bütün sistemi varoşa koyarsanız başka şey çıkar, Etiler'e koyarsanız başka şey. İzlenme oranlarının bütün kanalların denetiminden geçmesi gerekir. Avrupa Yakası dördüncü yılında. Bir Nişantaşı komedisinden on yıllık sit-com zor çıkartırsınız. Başka şeyler yapmak gerek. Belki de aynı ekiple bir Anadolu Yakası yapılmalı.

spacer
 
1  2  
 
spacer
1   2   3   4   5  
 
 
Her hafta | Türkiye | Dünya | Toplum | Kültür Sanat | Yazarlar | Künye / İletişim | Bize ulaşın  
width=10
Turkuvaz Medya Grubu Copyright © 2003-2012 Tüm hakları saklıdır.
Turkuvaz Gazete Dergi Basım A.Ş.
Üretim ve Tasarım

Turkuvaz Medya Dijital