| |
|
 |
E-mail Hakkında Her Şeyi Bildiğinizi Mi Düşünüyorsunuz? Siz İyisi Mi "gönder" Demeden Önce Bu Yazıyı Bir Okuyun!
E-mail kullanma klavuzu
Günün büyük bir zamanını e-mail'le geçiriyor ve onsuz yaşadığınız günlerin nasıl olduğunu hatırlamakta zorluk çekiyor musunuz? Peki ya "e-mail" kullanmanın inceliklerinden haberdar mısınız? Biraz bile tereddütte kaldıysanız işte sizin için "e-mail"in kitabının kapağını açtık!
California Berkeley Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nin alım koordinatörü 7 bin kişiye şöyle bir e-mail atar: "Kabul edildiğinizi bildirerek tebriklerimi sunarım." Ancak tam da "gönder" butonuna bastığı anda yaptığı hatayı fark eder. Zira mesaj bu 7 bin kişinin yalnızca 500'ü için geçerlidir!.. Bu ve bunun gibi hatalar hepimizin başına gelebilir. İşte tam da bu sebepten dolayı The New York Times'ın editörü David Shipley ile Hyperion Kitapları'nın Başkan Yardımcısı ve The New York Times'ın eski gazetecilerinden Will Schwalbe baş başa verip bir kitap çıkarttılar: SEND. Türkçe anlamıyla, Gönder! İkilinin özellikle altını çizdiği detayları sizin için irdeledik.
"Alo? Mail'iniz sağ salim yerine ulaştı" E-mail'in doğum hikâyesi 1960'lara uzanıyor. O yıllarda Amerika'nın askeri üssü Pentagon'da, bilgisayarların iletişim kurabileceği bir sisteme ihtiyaç duyulmaya başlar. Bunun için Savunma Bakanlığı'nın araştırma projesi DARPA'ya başvurulur. DARPA, 1969'da ARPANET adı verilen projeyi tamamlar. İlk bağlantı kurulur. Eğer network başarılı olsa gelen ilk mesaj "Login" olacaktır ancak bilgisayarlar henüz bu durumu kaldıracak güce erişmediğinden sadece "Lo" yazılmışken bağlantı kesiliverir! Proje sorunsuz olarak ancak 1971'de tamamlanır. Bilgisayar mühendisi Ray Tomlinson aynı odada bulunan ve ikisinin de kullanıcısının kendi olduğu bir sistemle mesaj yollar. Ama tuşlara gelişigüzel basarak yazdığı bir mesajı yolladığından tarihe geçen resmi bir cümle ya da kelime bulunmuyor. 1983 yılına kadar iyice geliştirilen network sistemi bu yıldan sonra sivil kuruluşların da kullanımına açılacaktır. Ve hikâyenin en ilginç kısmı da şu: Bugün farkında bile olmadan yüzlercesini gönderdiğiniz mail için o günlerde 500 karakterlik bir mesaj başına 45 cent alınıyordu! Tabii bir de aracı şirket mail sahibini telefonla arayarak mesajın yerine "sağ salim" ulaştığını bildiriyordu!
"Mektubun asıl katili telefondu!" Shipley ve Schwalbe'nin Send adlı kitaplarında sürekli altını çizdikleri bir şey var: E-mail, mektubu öldürmedi. Çünkü telefon bunu zaten çoktan yapmıştı! Schwalbe bunu kendi hayatından verdiği bir örnekle açıklıyor kitapta: "90'ların başında yayınevinde müdürken günde 50, bazen 60 telefon görüşmesi yapıyordum. Tabii ki bir e-mail bile okumuyordum. Şimdi yine aynı işi yapıyorum. Ama bir farkla: Bu sefer günde ancak 10-15 telefon görüşmesi yapıyorum. Çünkü geri kalan her şey e-mail kutumda!"
| Haberin devamını Yeni Aktüel dergisinin 127. sayısında bulabilirsiniz! |  |
|
 |
|