| |
|
 |
65'lik Harrıson Ford'dan Indıana Jones Olur Mu?
Aksiyon Yaşta Değil Baştadır
Harrison Ford'un canlandırdığı serüveni seven arkeolog Indiana Jones, 19 yıl sonra serinin dördüncü filmi "Kristal Kafatası Krallığı" ile maceraperver sinemaseverle buluşuyor.
Seksenli yılların başıydı. Yani, kayıp efsanelerin süper çizgi romanı "İmkânsızlıklar Dedektifi" Martin Jacques Mystere'ın ve yardımcısı Java'nın -ki kendisi bugüne kadar yaşayan tek Neandertal, yani ilk çağ insanıdır- "Atlantis" adında bir çizgi roman olarak bilindiği yıllar"Atlantis"in ortadan yok olup yerini bizdeki adıyla "İmkânsızlıklar Dedektifi Martin Mystere"ın almasına kadar geçen sürede, birkaç eski dost çizgi romana talim edildi ve en sonunda "Conan"da karar kılındı. Efsane mevzularında eline su dökülecek bir kahraman değildi ve fakat "Martin Mystere"ın yanında Battal Gazi ile Arnold Schwarzenegger arası bir kahraman olarak duruyordu. Kayıp medeniyetler, zaman - mekân kaosu, yolu bu topraklardan geçen efsaneler, sonra ilk çağ insanı "Java" ile birlikte akılan sibernetik maceralar nere, "Kimeryalı Conan" nere? Kıssasından, Conan'ı tanrısı "Crom"a emanet edip dümeni eski "Atlantis" sayılarına kırma hissesi çıkardığımız vakit, Hollywood bilmeden de olsa "mutsuz azınlık" Atlantis mağdurlarını ihya etti. 1981'de gösterildiği her ülkede tozu dumana katan "Indiana Jones" serisinin ilk filmi "Kutsal Hazine Avcıları / Raiders of the Lost Ark"ın yolu Türkiye'den geçince tüm dünyada ne olduysa burada da oldu. Mistik mevzuların tam ortasında vuku bulan maceralar silsilesi sinema izleyicisini en zayıf yerinden vurdu. İlk filmin bugün hâlâ gözümüzde canlanan birçok sahnesi var. Misal "kamçılı adamımız" büyük kılıçlı bir savaşçıyla karşı karşıya kalır. Savaşçı kılıcını büyük ustalıkla kınından çıkarır, çevirir, çevirir, çevirir... Indiana Jones bu durumu izler ve adamın varyetesi bittikten sonra silahını çıkarıp tek atışla öldürür. Geyik olarak başlayıp sonra gerçeğe dönüşen bir habere göre bu sahne tamamen Indiana Jones'un yani Harrison Ford'un doğaçlamasıdır. Çünkü yönetmen Steven Spielberg bu sahnenin hemen çekilmesini istemektedir ve fakat Ford, o gün oldukça rahatsız olduğundan sahnenin çekilmesini ertelemek ister. Spielberg'in kararlılığı karşısında "Adam yine kılıcını çevirsin ama ben bugün dövüşemem, en iyisi çekeyim vurayım adamı" der. Sadece bunlar değil bugün herkesin dikkat kesildiği ama o yıllarda bolduğumuz çekim hataları da "Kutsal Hazine Avcıları"nda oldukça fazla. Kamyonla kovalamaca sahnesi, adam ezme ve uçurumdan adamın düşüşü bugüne kadar izlediğimiz en uyduruk sahnelerden biri olsa da bu konuda eline su dökülemeyecek en iyi sahne Indiana Jones'un denizaltıyla kaçma anıdır. Kahramanımızın içinde olduğu gemi bir Alman denizaltısı tarafından durdurulur. Indiana Jones'u bulamayan Almanlar denizaltıyla giderken o, denizaltının üstüne atlar, Akdeniz'i geçer, bir de (yok daha neler) Yunanistan'a varır. Denizaltı için Wolfgang Peterson'un "Das Boot" filmine bakabilirsiniz. Zira "Das Boot" filminde kullanılan denizaltı Indiana Jones'un Akdeniz'i üzerinde geçtiği denizaltıdır. Bütün bu absürdlüklerle birlikte kazandığı başarı üç yıl sonra serinin ikinci filmini getirdi. "Indiana Jones ve Lanetli Tapınak / Indiana Jones and the Temple of Doom" ardından 1989'da "Indiana Jones ve Son Macera / Indiana Jones and the Last Crusade" izleyiciyle buluştu. Dünya çapında 1 milyar 182 milyon dolarlık gişe hâsılatına ulaştı ve yedi dalda Oscar ödülünün sahibi oldu.
| Haberin devamını Yeni Aktüel dergisinin 150. sayısında bulabilirsiniz! |  |
|
 |
|