AKTÜELHepoku    
Her Hafta width=3 Türkiye width=3 Dünya width=3 Toplum width=3 Kültür Sanat width=3
 
   
 
Absürdün Allen'iyeti



Absürdün Allen'iyeti

Woody Allen 1988'den bu yana ilk kez seyircilere değil, okurlara yönelik bir ürün koyuyor ortaya: "Sırf Anarşi". Kitapta yayımlanan hikâyeler yepyeni zamanlarda, insanın her şeyi paraya, güce çevirmeye uğraşırken sergilediği kadim hallerinin trajikomik formlarını konu ediniyor.

Woody Allen'ın gelip İstanbul'da bir film çekmesini ister miydiniz? İstanbul Büyükşehir Belediyesi sponsor olsa, 2010'da Avrupa kültür başkenti olacak bu nadide şehrimiz gişelerin sultanı oluverse nasıl olurdu? Allen, son filmi Vicky Cristina Barcelona'yı, adı geçen şehirde çekti. Filmin sponsoru sosyalist Barcelona Belediyesi, Allen'a 1,3 milyon dolardan fazla para ödendiğini itiraf etti. Lakin Barcelona halkı filmin bu şehirde çekilmesinden o kadar da mutlu olmadı. Belediyenin bu "tanıtım faaliyeti"ne zamanında itiraz etmedikleri için pişman olduklarını söyleyenler bile oldu. Zira, şehri bir stüdyo dekoru gibi kullanan Allen parayla yetinmemiş gemi de azıya almıştı. Şehrin muhafazakâr muhalefeti, belediyeyi Allen'a "devlet başkanlarına yakışır kıyaklar çekmekle" eleştirdi. Katalan sinemacılar Allen'a verilen para ve ayrıcalıklarla Katalan sinemasının ondan çok daha iyi ürünler ortaya koyabileceğini söylediler. Sıradan Katalanlar ise sırf Allen film çekebilsin diye Barcelona'nın İstiklal'i Las Ramblas'nın günlerce kapatılmasından rahatsızlık duyduklarını beyan ettiler. Barcelona Belediyesi, "Öyle demeyin Almodovar'ın Annem Hakkında Herşey'i çekilirken de sokakları kapattık" diye savundu kendini. Son tahlilde Allen hiç kimseyi memnun edemediği gibi, Barcelona'dan çok memnun da ayrılamadı...
Bu hikâyeyi, Allen'ın Sırf Anarşi (Siren Yayınları, Çev: Sıla Okur) adlı kitabına giriş babında anlatmak istedim. Çünkü 1988'den bu yana ilk kez Allen seyircilere değil, okurlara yönelik bir ürün koyuyor ortaya. Kitapta yayımlanan hikâyeler yepyeni zamanlarda, insanın her şeyi paraya, güce çevirmeye uğraşırken sergilediği kadim hallerinin trajikomik formlarını konu ediniyor.
"Tanrı Uçar, İnsan Şaşar"da "new age" tarz-ı hayata müstehzi bir bakış fırlatıyor Allen. Kısa yoldan köşeyi dönmenin yolunu çakralarda, enerjilerde vs. arayan, o esnada başka hiçbir şey için katlanamayacağı aşağılamalarla halleşen bir zavallının tilki misali kürkçü dükkânına, bir türlü varlığını doyuramadığı karısına dönüşünü öykülendiriyor.
"Tandır Fidyesi", Hindistan'da "ışık dublörü" olarak çalışan bir figüranın haydutlarca kaçırılmasının ardından, Kolombiya'da çekilecek bir başka tehlike dolu film setine gönderilmek üzere menajeri tarafından kurtarılması şeklinde gelişen bir kıssadan hisse. "Tat Hücrelerin Ne de Ölümcül Tatlım" gıda krizine gönderme yapıyor, ama buradaki açlık tam seyirlik...
Allen'ın hiç de ilginç sayılamayacak, zira artık temsilcisi oldukları kalabalıklar dört bir yanı sarmış kahramanlarının ortak noktasını şu cümleler çok güzel özetliyor: "Dürüstlük göreli bir kavramdır ve en doğrusu bu kavramın Jean-Paul Sartre veya Hannah Arendt gibi üstün beyinlere bırakılmasıdır. Kış rüzgârı acı acı eserken ve tek barınma şansı İkinci Cadde'ye yerleştirilecek bir karton koli olarak karşıma çıkarken, ilkeler ve yüce ülküler, sifonu çekilmiş klozetteki su gibi döne döne yok oluyordu. Nobel kazanma planımı bir süreliğine erteleyerek yaratıcılığımı Moe Bottomfeeder'ın emrine sundum". "Çok Şükür Sattım" adlı hikâyenin kahramanı bir "altın yumurtlayan metin"ler yazarı olmaya böylece karar veriyor. Yahudi bir cemaatin dua yazarı oluyor: "Otuz yaşındayım ve tepem açılıyor ya Rab! Bana saçlarımı geri ver ve açılan bölgelerimi tütsü buhuruyla kutsa!" "İsrailoğullarının kralı olan ey yüce Tanrım, on kilo vermek için aylarca boşa çabaladım. Kurtar beni şu yağlardan ve koru beni nişastalarla karbonhidratlardan!" Şu duası ise açık artırmada en yüksek fiyatla satın alınır: "Bayram et ey İsrail, borsa yükseldi! Elin Nasdaq'a da erişir mi ya Rab?"
Allen'ın, bu hikâyeleri sık sık kendisinin de kahramanı olduğu yeni iş, yaratıcılık ve sanat ortamlarından aldığı ilhamla yazdığı ortada. Sonuçta ABD'li bir sinema ikonu olarak buna benzer binlercesinin içinden geçtiğini tahmin etmek zor değil. Zaten yazıya başlarken anlattığım hikâye de benzer bir öz taşıyor.

Haberin devamını Yeni Aktüel dergisinin 177. sayısında bulabilirsiniz!


1   2  
 
 
Her hafta | Türkiye | Dünya | Toplum | Kültür Sanat | Yazarlar | Künye / İletişim | Bize ulaşın  
width=10
Turkuvaz Medya Grubu Copyright © 2003-2012 Tüm hakları saklıdır.
Turkuvaz Gazete Dergi Basım A.Ş.
Üretim ve Tasarım

Turkuvaz Medya Dijital