AKTÜELHepoku    
Her Hafta width=3 Türkiye width=3 Dünya width=3 Toplum width=3 Kültür Sanat width=3
 
   
 

Çerkez Ethem'in Yeğeni Güner Kuban, Amcasını Ekranlara Taşıyor

"Doğum Günü Hediyem Jennıfer'dı"
Arda Uskan 


Bir kelebek gibi oradan oraya konan marjinal bir ömür yaşadı Güner Kuban. Ama eğitimi, mimarlığı, iş kadınlığı, politik görüşü hep cinsel tercihinin gölgesinde kaldı. O, "Türkiye'nin ilk deklare lezbiyeni"ydi. Şimdi de cesur bir dizi projesi ile karşımızda. Annesi Seher Hanım'ın İstiklal Savaşı'na paralel yaşam öyküsünde, önce milli kahraman, sonra vatan haini ilan edilen amcası "Çerkez Ethem muamması" da ilk kez ekranlara yansıyacak.

Çiçek Bar'ın kapısından girdiklerinde bütün gözler onlara çevrildi. Yanılmıyorsam 1986 yılıydı. Güner Kuban'ın yanında inanılmaz güzellikte sarışın bir genç kız vardı. Onlar bir köşeye otururlarken yanlarına çöreklenip barın genellikle erkeklerden olan müdavimlerini hasetten çatlattım. Lezbiyen olduğunu ilk gençlik yıllarından beri açıkça ortaya koyan, üstelik Çerkez Ethem'in yeğeni olan Güner'i, rahmetli Ercan Arıklı'nın isteği ile o hafta Nokta Dergisi'nin kapağına koymuştuk. O sıralarda Amsterdam'da Homolulu adlı bir gay kulübünün sahibiydi. Sevgili Gülay Göktürk, Paris'te başlayan söyleşiyi İstanbul'da bitirmişti. Asıl sürpriz Salih Memecan kapak fotoğrafını çektirmek için stüdyoya girdiği zaman yaşandı. Güner fotoğrafı o harika sarışınla çektirecekti. "Bu kim?" diye sorduk. "Jennifer" dedi. "Doğum günü hediyem!"
GÜNER KUBAN: O yıl doğum günümü İstanbul'da geçirmek istediğimi söylediğimde Homolulu'da çalışanlar; "Hediyen ne olsun?" diye sormuşlardı. Ağzımdan "Jennifer" sözcüğü dökülmüş ve hediyemle birlikte İstanbul'a gelmiştim. Kapak çekimini de birlikte yaptık.
- Şimdi güç bir işe soyunuyorsun. Projenin sorumlusu olarak, yapımcılığını A.R.S. Prodüksiyon'un, senaryosunu Erkan Birgören'in üstlendiği bir diziye başlıyorsun. Dizide Çerkez Ethem'i Sinan Albayrak canlandıracakmış. Annen Seher Hanım'ın yaşamını ele almanda Çerkez Ethem gerçeğini bir kez daha irdelemenin etkisi var mı?
Olmaz mı? Yaşam misyonum bu benim. Kurtuluş Savaşı tarihimizde, "Çerkez Ethem Olayı" diye nitelenen olayın üzerinden 88 yıl geçmiş bulunuyor. Bu zaman süresinde planetimizde birkaç defa sınırlar değişti, sistemler çöktü, duvarlar yıkıldı. "Vatana ihanetten idam" edilen Menderes ve arkadaşlarının itibarları iade edilerek devlet töreniyle cenazeleri anıt mezara kondu. Türkiye'de yaşayan vicdan sahibi insanların gözünde "Halk kahramanı" olmasına rağmen, "Çerkez Ethem olayı" da kamu vicdanını çok rahatsız etmektedir.
- Bu bir tür resmi tarihle hesaplaşma galiba
"Apoletsiz General - Çerkez Ethem" kitabının yazarı Turgut Türksoy, Ethem Bey'i; "Anadolu topraklarının gördüğü en dürüst, en kibar, en onurlu savaşçı" diye tanımlıyor. Ethem Bey Anadolu işgal altındayken direnişi başlatan önderdir. Burhan Bozgeyik "Süngünün ucuna takılarak Yunan tarafına atılmak" diye tanımlar. Resmi tarihin, "Çerkez ulusallığı anlamında hiçbir politika uygulamamış" olan Ethem Bey'in, Türkiye Kurtuluş Savaşı'nın kazanılmasında ve Türk Cumhuriyeti'nin kurulabilmesindeki gerçek öneminin anlatılmasında dürüst ve tarafsız olmasının zamanı geldi.
- Seher Hanım'ın Yıldız Sarayı'ndan sürgünlere uzanan öyküsü gerçekten çok ilginç. Savaştan sonra Çerkez Ethem ile birlikte sürgüne gönderilen 150 kişinin arasında annen ve baban Reşat Bey de var.
Annem kahraman diye alkışlanmayı da yaşamıştır, hain diye taşlanmayı daSeher Hanım ülkesi gibi; ölümle kalım, özgürlükle tutsaklık, kahramanlıkla hainlik arasında gerilen telde bir cambazdı. Tek amacı onurlu bir ülkenin, cesur bir kadını olmak ve her anne gibi çocuklarıyla birlikte yaşamaktı. Kısacası alkış tutan elleri de görmüştür, taş atan elleri de. Ne alkışla böbürlenmiş ne taşla yerinmiştir annem. Onu en çok üzen, alkış vuran ellerle taş atan ellerin aynı olması imiş. Tıpkı amcam Çerkez Ethem Bey gibi
- Nüfus kâğıdında doğum yeri olarak Atina yazıyor. Bu gönülsüz sürgünde beş yaşına kadar orada kalmışsın. Bir "hain ailesi" olarak ilk yıllarda Türkiye'de zorluk çektiniz mi?
Hem de nasıl! Bandırma bizim gelişimizin haberiyle çalkalanmıştı. Okuldan eve gelirken, "Vatan haininin kızı" çığlıklarıyla çok kovalanmıştım. O kadar hızlı koşmak zorunda kalırdım ki, eve her vardığımda kusardım. Arkamdan kapıyı her kapayışımda bir gün hain çocuğu olmadığımı kanıtlamaya ant içerdim. Evdekilerden saklamaya çalıştığım bu kovalama duyulduğunda ağabeyim beni okula götürüp getirmek zorunda kalmıştı.

spacer
 
1  2  
 
spacer
1   2   3   4   5  
 
 
Her hafta | Türkiye | Dünya | Toplum | Kültür Sanat | Yazarlar | Künye / İletişim | Bize ulaşın  
width=10
Turkuvaz Medya Grubu Copyright © 2003-2014 Tüm hakları saklıdır.
Turkuvaz Gazete Dergi Basım A.Ş.
Üretim ve Tasarım

Turkuvaz Medya Dijital