AKTÜELHepoku    
Her Hafta width=3 Türkiye width=3 Dünya width=3 Toplum width=3 Kültür Sanat width=3
 
   
 

"Kadın Ozan" Ekolünde Hızla İlerleyen Ece Dorsay İkinci Albümü "kırmızı Karanlık"ı Yayınladı

"Kuralları Sarsmaya Çalıştığınız Zaman, Kapılar Kolay Açılmıyor"
Arda Uskan - Fotoğraflar: Leyla Yaman 


Marcel Proust, Albert Camus, Virginia Wolf'ların tedrisatından geçip, Cohen'den Tracy Chapman'a uzanan bir yolculukta direnen aykırı bir kadın ozan Ece Dorsay. 2002'de çıkardığı ilk albümü "Kum Saati"nden bu yana "eller havaya" dememiş. Yeni çıkardığı "Kırmızı Karanlık" albümünde de demiyor. Üstelik babasının adını soranların ağzına biber sürüyor.

O daha doğmadan yıllar önce annesi ve babasıyla arkadaştık. Annesi Leman ile Arkeoloji'de birlikte okudukBabası sevgili Atilla ile iseO hikâye daha matrak; '70'li yıllarda Atilla Dorsay, Cannes festivalinin gediklisi, ben ise acemisiAtilla ne yapmış etmiş, Alfred Hitchcock ile bir randevu koparmış, söyleşi yapacak ama fotoğrafçısı yok. Ben de elimde Nikon makinem ile Cannes sahillerinde bikinili popo arıyorum. Çok sonraları anılarını yazdığı bir kitapta, "Cannes'da Arda'yı bulmak Hitchcock ile randevu almaktan daha zor oldu" diye yazmıştı Atilla. Neyse adı geçen o röportajı alnımızın akıyla bitirdik de, Atilla'nın kitabıyla tarihe bir notumuz düşülmüş oldu. Şimdi aradan yaklaşık 30 sene geçmiş... Onların kızıyla söyleşi yapıyorum, iyi mi? İyi, hem de çok iyi.
l Önce şu rock konusuna bir açıklık getirelim. Herkesin ağzında "Ben rock'çıyım" lafıSen de rock'çı mısın Ece?
Evet, böyle diyebilirsin
l O zaman soralım: Nedir rock'çılık, nasıl olunur?
Bu benim için bir duruş ve bir tavır. Pop-rock filan da diyorlar ama kendime onu yakıştırmıyorum. Bir kadının şablonlara dayanmayıp, doğal hâlini seçmesi bile rock'çı bir durum. Bunu sadece müzikle açıklayamazsınız. Yazılarımda da aynı şey var. Muhalif yerlerde yazıyorum. Mesela azınlıkların haklarını savunan Kaos sitesinde. BirGün gazetesinde kültür sanat üzerine yazıyorum.
l Rock'ın felsefesi ne ola ki?
Bizde de, dünyada da biraz ayağa düştü bu sözcük aslında. MTV'de cilalanmış, seksapeli ön plana çıkarılan şarkılara, kliplere rock diyemiyorum. '68 kuşağının şarkıcıları, Janis Joplin, Jimi Hendrix, Woodstock konseriRock o zamanlar yaşanmış aslında. Şimdi her şey daha popülist oldu. Rock, bir şeylerden rahatsız olmak, muhalif olmak durumu. İlla politik olması gerekmiyor. Mesela ben de aşk şarkıları yazıyorum ama marjinal aşklardan da söz ediyorum.
l Her şey ticari oldu desene
Öyle bir genelleme de doğru olmaz. Mesela benim müziğimi Tracy Chapman'a benzetiyorlar. Birçok tarzdan etkileniyorum. Sert değilim, folk rock diyebiliriz benim türüme. Ozan şarkıcı ekolünden etkileniyorum. Örneğin Leonard Cohen gibi, kendi sözünü söyleyen ozan kadınlar az Türkiye'de. Bir kapı da ben açmak istiyorum.
l Bildiğim kadarıyla uzun süredir deniyorsun
ÖyleÇok çaba gösterdim. "Kum Saati" albümüm 2002 yılında çıktı. Sekiz yıl sonra ikinci albümüm "Kırmızı' Karanlık"ı yeni çıkardım.
l Herkes albüm çıkarmanın maddi zorluklarından söz ediyor
Bütün sözler ve müzikler bana ait. Gitarı, bas'ı ben çaldım. Daha çok akustik gitarın ağırlıkta olduğu şarkılar. Bütün bunlar maliyeti azaltıyor. Ama yine de büyük bir maddi sorumluluğun altına giriyorsunuz. İnternet, albüm satışlarını vurdu ama ben yine de bu durumdan şikâyetçi değilim. Bizim gibi alternatif şarkıcıların tanınmasına yol açtı. Bunca yıl pek çok şarkımı internet aracılığı ile insanlarla paylaştım.
l Bir kadın olarak rock dünyası içinde olmak zor mu?
En sevdiğim soru bu. Çok zor, çünkü erkek egemen bir müzik rock. Türkiye'de daha çok geçerli bu durum. Görüntü olarak, müzik olarak bazı şablonlar istiyorlar sizden. Bunların dışındaysanız hemen ötekileştiriliyorsunuz. İnternet sitelerinde giysilerim yüzünden pek çok eleştiri aldım. Benim ses rengim, tarzım farklı. Şarkılarını kendi yazan çok kadın olmadığı için benim durumum zamanla, önce bir şaşkınlığa sonra avantaja dönüştü. Farklı bir şey yaptığınız zaman başarıya ulaşmanız vakit alıyor.
l Kediler neyi anlıyor?
Evet, bu benim yeni albümdeki şarkımın adı. Bir aşk hikâyesi ama farklı bir duyguyla yazılmış. Hayvanların sezgilerinin daha güçlü olduğunu düşünüyorum. Bu çağda biz robotlaştık. Hayvansal içgüdülerimizi kaybettikNeden kedi derseniz, kedilerde bir bağımsızlık hâli vardır. Köpek sadıktır, kedi kendi başına buyruk. Birini sahiplenmez, özgür ruhludur. Bu şarkıda da, sahiplenici olmayan zarif bir aşkı anlatmak istedim ve bunu kedilerle daha güzel anlatabileceğimi düşündüm.
l Hem Fransız, hem İngiliz eğitimi almışsın
Dame de Sion'da sekiz sene Fransız eğitimi aldım.

Haberin devamını Yeni Aktüel dergisinin 220. sayısında bulabilirsiniz!


1   2   3  
 
 
Her hafta | Türkiye | Dünya | Toplum | Kültür Sanat | Yazarlar | Künye / İletişim | Bize ulaşın  
width=10
Turkuvaz Medya Grubu Copyright © 2003-2012 Tüm hakları saklıdır.
Turkuvaz Gazete Dergi Basım A.Ş.
Üretim ve Tasarım

Turkuvaz Medya Dijital