| |
|
 |
Yıldız Sarayı Kütüphanesi'ndeki 911 Albümden Seçilen Fotoğraflarla Oluşturulan Yadigâr-ı İstanbul, Sadece Kentin Geçmişine Değil Bir Döneme De Tanıklık Ediyor
İşte kaybolan İstanbul!
İkinci Abdülhamit döneminin İstanbul'unu yansıtan ve Prof. Dr. Nurhan Atasoy tarafından hazırlanan Yadigâr-ı İstanbul adlı albümde giyimden mimariye, gündelik yaşamdan dönemin doğal güzelliklerine dek kaybolan İstanbul'u bulmak mümkün! Albümde Yıldız Sarayı'ndan karakollara, cuma selamlığından kadınların Kâğıthane'de piknik yapmalarına kadar tarihe karışmış birçok "sahne" yer alıyor.
Yıldız Sarayı Kütüphanesi bünyesinde bulunan ve içinde toplam 36 bin 535 fotoğraf barındıran 911 albümlük koleksiyondaki 39 fotoğraf albümünden seçilen 265 İstanbul fotoğrafıyla, altı albümden seçilen 12 İstanbul panoramasının yer aldığı çalışma Yadigâr-ı İstanbul adıyla gün ışığına kavuştu. Sanat tarihi uzmanı Prof. Dr. Nurhan Atasoy'un yaklaşık 30 yıllık emeğinin ürünü olan Yadigar-ı İstanbul, Akkök Yayınları tarafından lüks bir cilt ve baskıyla okurlara ulaştırıldı. Yadigar-ı İstanbul albümündeki fotoğraflar yaklaşık bir asır önceki İstanbul'a tanıklık etmenin yanı sıra, aradan geçen zaman içinde ortaya çıkan değişimin büyüklüğünü de gözler önüne seriyor. Kıyafetlerden mimariye, gündelik yaşantıdan kentin doğal güzelliklerine kadar bir dönemin panoramasını yansıtan albümde öküzlerin çektiği bir faytonla Kağıthane'de sefaya çıkan hanımları görmek de mümkün, Tarabya, Boyacıköy ve Büyükdere karakolhaneleriyle Şişli Hamidiye Etfal Hastahane-i âlisini de Eserin önemli bir özelliği de İstanbul'da yaşayanların yaşadıkları çevrenin eski halini görürken belki de her gün önünden geçip gittikleri çok önemli sanat eserlerinin ilk kez farkına varacak olmaları. Sağlıksız yapılaşma ve bilinen diğer nedenler yüzünden bazı yapıların "ıskalanması" Nurhan Atasoy'un bile başına gelmiş. "Mesela Kasımpaşa her zaman geçtiğimiz yer. Orada bir kışla var, birçok insan o kışlanın varlığının farkında değil. Ben de ilk baktığım zaman, bu bina da gitmiş vah vah, dedim. Sonra baktım ki yerinde duruyor ama etrafı öyle bir sarılmış ki, gitmiş! Tabii aynı durumun tersi de geçerli Yadigâr-ı İstanbul sayesinde. Fotoğraflarda görülen bazı yapılar artık yok. Onlardan biri de Tophane Kışlası! Aradan geçen süre içinde yer değiştirenler de var. Örneğin Nusretiye Camisi'nin muvakkithanesi ve sebili önünden geçen yol yüzünden yer değiştirivermiş. Nitekim Atasoy da bu albümdeki fotoğraflar sayesinde her gün gördüğümüz ve yapıldığı günden beri orada sandığımız bazı yapıların daha önce nerede olduklarını görme olanağı sağlayacağını söylüyor. Ve fotoğraflara nasıl bakılması gerektiği hakkında şu bilgiyi veriyor. "Fotoğraflarda gördüklerinizi olduğu gibi kabul etmeyin. Şimdi nasıl? Eskiden nasılmış? Bunları karşılaştırarak bakmak lazım. Boğaz'a o gözle bakmak lazım. Boğaz'ın bazı kısımları bu kötü yapılaşmaya rağmen bugün daha güzel. Birçok korular Abdülhamit devrinde oluşturulmuş. Bu korular o fotoğraflar çekildiğinde kel tepelerden ibaret!" Atasoy'un en çok dikkatini çeken konuysa devrin zenginliğiyle fakirliği arasındaki büyük fark. Örneğin ahşap karakolların hemen hepsinin "zavallılığına" karşın Haydarpaşa Karakolu'nun çok zarif olduğunu söylüyor Atasoy. Halkın yaşantısıyla saray yaşantısı arasındaki fark da fotoğrafların ele verdiği önemli bir bilgi. Atasoy bu konuda da "Abdülhamit kızının fotoğrafını Avrupa'daki bir hükümdarın annesine gönderiyor hediye olarak. Ama onun yanında sokaktaki halk, kadınlar fotoğraf çektirmek istemiyor. Saray tabii ki her ülkede önde gitmiştir. Onu buradaki fotoğraflarda da görüyoruz" diyor.
| Haberin devamını Yeni Aktüel dergisinin 86. sayısında bulabilirsiniz! |  |
|
 |
|