| |
|
 |
Türkiye Körler Federasyonu Başkan Yardımcısı Emin Demirci 657 Sayfalık "Bilgelik Mi, Çaresizlik Mi?" Adlı Kitabında Homeros'tan Âşık Veysel'e Körleri Anlatıyor
Kadıköy, körler ülkesi
- Türk ve İslam topluluklarında körlüğe bakış nasıldı peki? İslam, ihtiyacı olmadan dilenmeyi kesinlikle yasaklamıştır. İş bulamıyorsan, bir günlük geçimin için para isteyebilirsin ama iş, görmeyenlere gelince değişiyor. Çalışma gücü olmadığı düşünülüp anlayışla karşılanıyorlar. Körler olmalı ve dilencilik yapmalılar ki zenginler sevap işleyebilsin. Sadaka verebilsinler. Zenginler, evlerinde baş köşeye bile oturturlarmış körleri. Ayrıca yetişmiş bir sürü ünlü kör var. Köroğlu efsanesi bunlardan biri. Taptuk Emre de, Anadolu'nun yetiştirdiği en ünlü tasavvuf şairi Yunus Emre'nin hocasıdır. -Tarihteki ilk körler okulu 1785'te Avrupa'da açılmış. Yani Fransız ihtilalinden kısa bir süre önce. Ondan önce eğitim yok muydu? Neden bu kadar geç? Ne yazık ki yoktu. Şunun şurasında 300 yıl bile değil körlerin eğitimi konusu. Aydınlanmacılığın ürünü diyebiliriz körler okulları için. Bir eğitim veriliyor, müfredatı var. Diğer yandan Doğu ülkelerinde eğitim daha eski. Kahire'de M.S. 975'te körleri hafız olarak yetiştiriyorlardı. Batı'da ise 1700'lere kadar hiç olmamış. Hep bir karmaşa var. 1785'te Paris'te ilk körler okulu "Ulusal Genç Körler Kurumu" adıyla açılıyor, öğrencilerini mezun ediyorlar ama hiçbiri çalışamıyor çünkü halk onları aralarına kabul etmiyor. Okullarında kalıyorlar. Avrupa'da dahil, körlerin açık piyasada çalışması son 50 yıldır. Yani İkinci Dünya Savaşı sonrasına dayanır. -Türkiye'de durum nasıl?
| Haberin devamını Yeni Aktüel dergisinin 130. sayısında bulabilirsiniz! |  |
|
 |
|