![]() ![]() |
![]() |
|
||||||||||||||
|
|||||||||||||||
![]() |
Manevi Oğlu İlker Özdemir İle Hazırladığı Son "gürel" Albümü Vesilesiyle Konuştuk: "sevgililerim Bile Aysel'in Sınavından Geçerdi!" "İlker'den Hamileyim" Dedi. Kız Sağa Gitti, Ben Sola…
Türk popüler müzik âleminden bir ozan, bir "zamane dervişi" geçti! Ruhu bedenine büyük gelenler taifesinden olduğu için taşıdığı camdan kalbi korumak için yüzde yüz kendi dizayn ettiği Deli Aysel zırhıyla tanıdık onu. Ama "İçindeki sazlar başka söz başkaydı"… Gürel'in bugüne kadar bestelenmemiş şiirleri Sezen Aksu'dan Nilüfer'e, Yavuz Bingöl'den Timur Selçuk'a popüler müziğin değerli isimleri tarafından seslendirildi ve Çınar adında bir "saygı albümü" ortaya çıktı. Projenin gizli kahramanı, Gürel'in "manevi oğlum" dediği, albümün genel koordinatörü müzisyen İlker Özdemir yanında büyüdüğü Aysel'in iç dünyasını ve albümün hikâyesini anlattı! Ne yıkılırım ne sökülürüm / Bir çınar gibi göğe dururum / Ne hasret yıkar ne ayaz yakar / Baş eğmem bir tek yöne dururum / Rüzgârım çalar dallarım söyler / Gönlümü kırma sazdan olurum / Paye verip de paya pay katma / Çoğu istemem azdan olurum" Dünya hayatını, varoluşunun getirdiği melekelerle hep 'yüksek'lerde yaşayan, ruhu bedenine büyük gelenler taifesinden Aysel Gürel 'en yükseğe' çıkmasına ramak kala yazmış bu satırları! 'Bizim buralarda' yazdığı son şiir bu! Yine hep yaptığı gibi, az ama öz sözle çok şey anlatmış, arif olana çok şey fısıldamış giderayak! Ve de demiş ki şiirin sonunda 'Çiçek açın siz sizden olurum!' Herkes anlasın, herkese ulaşsın diye 'pop ozanlığı'nda karar kılmış, 'aşka âşıklar'dan olduğu için sahip olduğu camdan kalbi, yüzde yüz kendi tasarımı 'Deli Aysel' zırhıyla korumaya çalışmış; yaşsız, zamansız, mekânsız bir zamane dervişiydi Aysel! "Abartıyorsun" derseniz sadece "eyvallah" der ve yine onun bir çift kelamıyla sözü noktalarız: "Gül ezerim dudağımda kokusunu versem sana / Dert besledim kucağımda sebebini sorsam sana / Günüm isyan gecem isyan yine canım kurban sana / Bir mum gibi eriyorum damla damla sönsem sana" Gürel'in, kendi tercih ettiği ve bizim de yazı boyunca kullanacağımız tabirle Aysel'in şimdiye kadar yayımlanmamış, söylenmemiş bu sözleri bir albümde toplandı! Albümün adı Çınar! Sezen Aksu'dan Nilüfer'e, Şehrazat'tan Zerrin Özer'e kadar Türk popüler müzik tarihinin en önemli solistleri Aysel adını yaşatmak ve popüler müziğin çınarına selam durmak için bu albümde sesleri ve besteleriyle yeralıyor! Ama projeyi derleyen, toparlayan, bunu bir 'büyük görev' olarak alıp sonuna kadar getiren bir isim var: İlker Özdemir! Kendisi Aysel'in "manevi oğlum" dediği, Aysel tekkesinde yetişmiş genç bir müzisyen, bir sahne emekçisi! Albümün genel koordinatörü! 15 yaşında tanıştığı Aysel'in bugüne kadar hep yanında olmuş! Şarkı sözlerini birlikte gözden geçirmişler. Onun şarkılarını bestelemiş. Perdesini takmış, onun için pazara gitmiş! Sevgililerini 'her şeyi göze alarak' önce ona göstermiş! Evlenmek için onun rızasını almış! Özdemir'in 18 yaşında Aysel'in sözlerinden yaptığı bestelerden biri olan 'Çiçeksiz Bahçe Sokağı'nı Zerrin Özer söylüyor mesela bu albümde! Albümde, birini kendinin, bir diğerini Kubat'ın seslendirdiği üç beste var Özdemir'e ait! Bazılarının, ondan olmadığı bir babası, ondan doğmadığı bir annesi, aynı batından çıkmadığı bir kardeşi de vardır! İlker'le Aysel'in hikâyesi bu tür 'anne-oğul' ilişkisi! Aysel'in geride bıraktığı 5 bin şiir Özdemir'e bir nevi miras aslında! Ama bu mirası 'Aysel adını sonsuza kadar yaşatmak adına' projeler geliştirmek için kullanmaya kararlı! Hatta yeminli! Genç müzisyenle, Aysel'in dünyasını, Çınar'ın hikâyesini konuştuk! - Aysel'le yollarınızın nasıl kesiştiğini merak ediyorum ama önce sana sormak istiyorum; kimsin, kimlerdensin? Hikâyen nerede ve nasıl başlıyor? Doğum yerim İstanbul. 1976'lıyım. Anne tarafım İzmirli. Babam Bolulu. Annem ebe - hemşire, babam aşçıydı, şimdi emekli! Dedeman Oteli'nin ilk baş aşçılarındandır. İstanbul'da doğup, yedi yaşına kadar İzmir'de teyzemin yanında büyüdüm. Ailede müzisyen yok ama müziğe yeteneği olan, güzel sesli çok insan var. Ahmet Şimşek Koleji'nde okudum. Koroda başladım. Şanslıydım çünkü okulumuzun sahibi müzik âleminin önemli isimlerinden biri olan Yasemin Kumral'dı. - Aysel hayatına nasıl giriyor! Ya da şöyle soralım; sen onun hayatına nasıl dahil oluyorsun? Ben lise ikideyken Müjdat Gezen Sanat Merkezi açıldı. Sınavla öğrenci aldılar. Bir arkadaşımla birlikte klasik gitar bölümünü kazandık. Ben bir sene bu bölüme devam ettim sonra yeni açılan 'hafif müzik' bölümüne girdik. Rahmetli Esin Engin'le, Selmi Andak'ın öğrencisi oldum. Daha önce Altın Mikrofon Ödülü aldığım için, o cesaretle ne kadar müzik yarışması varsa katılmak istiyordum. 18 yaşında Kuşadası Altın Güvercin Yarışması'na katıldım. Aysel'le ilk orada tanıştık! Aradan iki sene geçti; Selmi Andak'ın bir bestesiyle Eurovision Türkiye finallerine katılmak için gittiğimizde Ankara Arı Stüdyoları'nda oldu aslında gerçek tanışmamız! Orada iki haftalık bir kamptaydık. 'Şarkılar Duysun' diye bir şarkıyla katılıyorduk finale. Müjdat Gezen'in kızı Elif, Deniz ve Özlem diye iki arkadaşımla birlikte katıldık yarışmaya! Beni orada görüp hatırlamış ve "Şu sivrisinek gibi gezen çocuğu çağırın bakayım" demiş. Çok zayıf bir çocuktum. Eliyle işaret edip beni yanına çağırdı ben de "Merhaba Aysel Abla" dedim. "Abla yok, Aysel" dedi ve dostluğumuz başladı! İki hafta kamp süresince gezdik, tozduk; birlikte yemek yedik. Dönüşte telefonlarımızı alıp, verdik! - Sonrasında nasıl ilerledi dostluğunuz? İstanbul'a döndüğümüzde evine gittim. Bendeki heyecanı, müzik aşkını görüyordu. Aysel zaten bir insanı tanıdığında onun ses tonundan, yaydığı elektrikten ona ne için yaklaştığını, niyetini anlayan, niyet okuyan bir insandı. O dönem Teşvikiye Postanesi'nin üst katında bir evde oturuyordu kızı Mehtap'la birlikte. Kendi bestelerimi çaldım. Beğendi. Sözlerimde bazı düzeltmeler yaptı ve "Böyle devam et" dedi! Onun yazdığı sözleri okuduk birlikte. Bazılarını bestelemem için bana verdi hatta o gün. Sonrasında hayatımın yarısı Aysel'le geçti. Onun bu zaman zarfında değiştirdiği neredeyse on evde de vardım ben. Küçük tahta taburelerde oturmayı severdi evde. Karşılıklı oturup sözlerini gözden geçirir, sohbet ederdik. - Binlercesi vardır belki ama işin ustası olarak özellikle 'AŞK' konusunda sana nasihatleri oldu mu?
|
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| Her hafta | Türkiye | Dünya | Toplum | Kültür Sanat | Yazarlar | Künye / İletişim | Bize ulaşın | |||
|