AKTÜELHepoku    
Her Hafta width=3 Türkiye width=3 Dünya width=3 Toplum width=3 Kültür Sanat width=3
 
   
 
İstanbul'a bir rehber



İstanbul'a bir rehber

Murat Belge'nin İstanbul Gezi Rehberi'nin en sevdiğim yanı, İstanbul'u turistik anlamda bir görsel şenlik mekânı olmaktan çıkartıp, yürünen, beklenen, görülen, en önemlisi yaşanan bir mekân olarak yeniden konumlandırması. Şehrin hazırladığı küçük tuzakları ve sürprizleri, gelmişini, özensiz ve düzensiz bugününü anlatırken, geleceğine dair bir şeyler söylemesi.

İstanbul'a geleli 10 yıl kadar oldu. Yani acemisi sayılırım şehrin. Ne yazık ki (aslında ne iyi ki) ne İstanbul, ne de İstanbul'da yaşayanlar pek yardımsever! Şehrin tadını çıkarmak için kendi yollarımı icat etme şansı buluyorum böylece. Gerçi bunlara pek icat denmez, adımımı attığım her noktadaki kalabalık bulduğum her yolun zaten keşfedilmiş, çoğu zaman tüketilmiş olduğunu gösteriyor ve başka yollar bulmaya çalışıyorum. Biliyorum ki İstanbul'da insana en çok sezgileri yardımcı olur. O yüzden bugüne kadar tek bir turistik rehber bile almadım elime. Murat Belge'nin İstanbul Gezi Rehberi'ni bu kategoride görmüyorum elbette. Çünkü bu kitap, turistik rehberlerin aksine şehri tüketmeye değil, tecrübe etmeye, ona dokunmaya, yalnızca bakmaya değil, cesareti olan için şehrin görene nüfuz etmesine olanak tanıyan apayrı bir kitap.
Murat Belge'nin İstanbul Gezi Rehberi Tarih Vakfı Yurt Yayınları'ndan 12'inci, İletişim Yayınları'ndan ilk baskısını aynı günlerde yaptı. Kitabın Tarih Vakfı'na daha çok yakıştığını söylemeden geçemeyeceğim. Çünkü şehirler yarattıkları alışkanlıklarla kimlik kazanır. İstanbul gibi sürekli inşa ve değişim halinde olan bir şehirde ise alışkanlıklar edinmek çok zor. Murat Belge'nin İstanbul Gezi Rehberi, bu değişimi yazıldığı tarih (kitabın ilk baskısı 1993 yılında yapılmış) itibarıyla sorgulamayı mümkün kılan bir kitap olarak çok önemli. Dolayısıyla onun yurt değiştirmesi de insana bir tuhaf geliyor sanki. Her neyse...
Teknoloji insanlara acayip şeyler yaptırıyor. Turistlerin olduğu kadar, özellikle İstanbul gibi şehirlerin yerlilerinin de ellerinde fotoğraf makineleri, kameralar, her an kaydetmeye muktedir cep telefonları görmek mümkün. Görmeye ara verip, göstermek üzere biriktiriliyor sanki anlar. Ve o an, yani makinenin çıkartılıp, kılıfından soyundurulup, kadrajın ayarlanıp, deklanşöre basılıp, büyük bir hırsla içerden "evet, evet" diye atılan çığlıklar eşliğinde anı biriktirmenin tadının çıkarıldığı an, şehre canlı tanıklık edilmek için kullanılabilecek zamandan çalınıyor.
Murat Belge'nin İstanbul Gezi Rehberi'nin en sevdiğim yanı, İstanbul'u turistik anlamda bir görsel şenlik mekânı olmaktan çıkartıp, yürünen, beklenen, görülen, en önemlisi yaşanan bir mekân olarak yeniden konumlandırması. Şehrin hazırladığı küçük tuzakları ve sürprizleri, geçmişini, özensiz ve düzensiz bugününü anlatırken, geleceğine dair bir şeyler söylemesi. Kısacası, şehirde yürürken, ona bakarken bir yandan da onunla hemhal olmayı da teşvik etmesi: Karşılaştırmalar yapması, yeni karşılaştırmalar için zemin açması, bir başka deyişle İstanbul'u tüketmenin ötesine geçip, İstanbul'la şöyle dişe dokunur bir şekilde yaşamanın yollarının ipuçları vermesi. Bütün bunlar şehri yalnızca mimari eserlerden mürekkep bir nesne, bir fotoğraf olmaktan çıkarıp, neredeyse kişileştiriyor ve onunla daha doğrudan bir iletişim kurabilmeyi sağlıyor. Dolayısıyla Murat Belge, bir bakıma İstanbul'u tercüme ediyor; mimarisini, tarihini, karmaşık sokaklarını daha anlaşılır kılan bir dil kuruyor.
Kitabın en güzel yanlarından biri hiç fotoğraf içermemesi. Mimari planlar, krokiler yolu gösteriyor ama size daha önceden görülmüş kadrajların etkisinde kalmaksızın kendi bakış açılarınızı geliştirme fırsatı sunuyor. Murat Belge'nin bu kitapta sunduğu gezilerin bir özelliği de kimi zaman geri dönüşlü olmaları. Okurunu bir sokakta bazen birkaç kez yürüterek, tanışmayı zamana yayıyor Belge. Onun eşlik ettiği yolculukta yürürken İstanbul'un sırrına vakıf olmak için zaman kadar emek de sarf etmek gerektiğini anlıyoruz. Bu sayede şehre ilişkin "keyif stratejileri" üretmenin ötesine geçip, İstanbul'u acısıyla, tatlısıyla kavramanın başlı başına bir anlam ve değer içerdiğini görebiliyoruz. Murat Belge'nin bunu yapmasını sağlayansa anlattığı hikâyeler kadar hem dili hem de kendini ortaya koyuş biçimiyle o hikâyelere verdiği anlamı paylaşıyor olması. Bir başka deyişle Murat Belge, son derece şeffaf bir şekilde İstanbul hakkında kafa yorma sürecini ve biçimini paylaşıyor okuruyla. İstanbul'un yaşayan, nefes alan, kimi zaman öfkelenen, kendince derinliklerinde zamanı değişen ritmlerle öğüten bir varlık olduğunun farkına vardığımız anda, taşlar, duvarlar, tuğlalar birer fetiş öğesi olmaktan çıkıp, ifadelere, öykülere, anlama bürünüyor.

Haberin devamını Yeni Aktüel dergisinin 94. sayısında bulabilirsiniz!


1   2  
 
 
Her hafta | Türkiye | Dünya | Toplum | Kültür Sanat | Yazarlar | Künye / İletişim | Bize ulaşın  
width=10
Turkuvaz Medya Grubu Copyright © 2003-2012 Tüm hakları saklıdır.
Turkuvaz Gazete Dergi Basım A.Ş.
Üretim ve Tasarım

Turkuvaz Medya Dijital