AKTÜELHepoku    
Her Hafta width=3 Türkiye width=3 Dünya width=3 Toplum width=3 Kültür Sanat width=3
 
   
 
Keleş'in Güzelliği



Keleş'in Güzelliği

Günışığı Kitaplığı, Semih Gümüş'ün editörlüğünde yeni bir dizi yayımlamaya başladı. Dizinin başlığı "Köprü Kitaplar" ve amacı da çocuklarla gençler arasında edebiyat aracılığıyla bir köprü kurmak. Bu babda yayımlanan ilk kitap ise Necati Tosuner'in Keleş Osman'ı. Okurken, Tosuner'in bir yazar olarak tam da kendisinin okumak isteyeceği türden hikâyeler yazdığını düşündüm.

Bir çocuğa kitap okutmakla, edebiyatla bağ kurmasını sağlamak aynı anlama gelmiyor. Bugünkü çocuk kitaplarının, örneğin benim kuşağımın okuduklarından en temel farkı pedagojinin işin içine bence biraz fazlaca girmiş olması. Bu söylediğimden yanlış bir sonuç çıkarılmasını istemesem de, işin içine giren kimi teknikler anlatılan hikâye ile onu okuyanın ya da dinleyenin arasına bir duvar gibi girebiliyor. Dengeyi sağlamak ise gerçekten ustalık gerektiriyor. Ben hâlâ babaannemden dinleyebileceğim türde hikâyeler okumayı tercih ediyorum kendimi gerçekten çocuk gibi hissetmek istediğimde.
Günışığı Kitaplığı, Semih Gümüş'ün editörlüğünde yeni bir dizi yayımlamaya başladı. Dizinin başlığı "Köprü Kitaplar" ve amacı da çocuklarla gençler arasında edebiyat aracılığıyla bir köprü kurmak. Bu babda yayımlanan ilk kitap ise Necati Tosuner'in Keleş Osman'ı. Tosuner'in bu kitapta biraraya gelen Keleş Osman Evden Kaçıyor ve Keleş Osman'ın Tarihle Başı Dertte başlıklı iki öyküsü 1977'de ayrı ayrı yayımlanmıştı. Keleş Osman Evden Kaçıyor, Keleş Osman'la arkadaşı Hasan'ın evlerinden kaçıp İstanbul'a gelmelerinin öyküsünü anlatıyor. İki ana teması var bu öykünün; henüz ilkokul dördüncü sınıfta okuyan iki kafadarın evden kaçma süreçleri ve çocuklar için de bir arzu nesnesi olan İstanbul'a gitme düşü, ikincisi ve asıl önemlisi ise arkadaşlık.
Hikâyenin ilk kahramanı Keleş Osman'ı tanımlayan başlıca özelliği herkesin dalga geçtiği bir isme sahip olmasına rağmen, sözlükten bu kelimenin yani Keleş'in "yakışıklı, güzel" manasına geldiğini anlayıp kimsenin sözüne kulak asmamaya başlaması. Bir de tabii ki çok iyi bir arkadaş olması. Okulda, Mahmut adlı bir çocuktan dayak yerken yardım ettiği, ondan sonra da çok yakın arkadaş olduğu Hasan'ı terk etmektense tehlikeli bir yolculuğu göze alıyor Osman. Annesi, onu gayet normal yollarla İstanbul'a gönderebilecekken, sırf daha önceden sözleştiler diye Hasan'la evden kaçarak İstanbul'a gitmeyi tercih ediyor. Endişeye mahal kalmasın, bu öykü elbette çocukları evden kaçmaya özendirmiyor. Sonunda, İstanbul'a bir kamyon şoförünün yardımıyla gelmeyi başaran ikiliyi kısmen talihsiz olduğu söylenebilecek bir sürpriz bekliyor.
Kitaptaki ikinci hikâye ise, Keleş Osman ve Hasan'ın kasabalarına dönmelerinden itibaren başlıyor, dolayısıyla romanın ikinci bölümü olduğunu da söylemek mümkün. Osman'ın babasının tayini İstanbul'a çıktığından ailece buraya taşınmak zorundalar. Bir başka deyişle Osman ve Hasan ayrılacaklar, Osman İstanbul'da yeni bir hayat kuracak. Fakat İstanbul pek de kolay bir yer değil. Hasan'ın yerini Ayşe alıyor İstanbul'da Osman için, kısa bir süre bile birbirlerini görmeseler özleyecekleri bir yakınlık doğuyor aralarında. Bu arada Osman'ın okulda, elbette tarih -aslında sosyal bilgiler- dersiyle arasında ciddi sorunlar ortaya çıkıyor. Biraz hocadan, biraz dersin içeriğinden kaynaklanıyor bu sorunlar, ama sonuçta bir okul eleştirisi yok değil.
Hikâyeler çok güzel, ama asıl güzel olan Necati Tosuner'in, çocuk okurlarının hayal güçlerini, hayat tecrübelerini ve zekâlarını hafife almayan anlatımı, ağırbaşlı ama sade dili. Mesela Hasan'ın ağabeyinden bir İstanbul tasviri var ki, alabildiğine güzel ve gerçek: "İstanbul denilen, bir koca yerdir. Bir ucundan bir ucuna taşıtla gitsen saatler çeker... Bizim buranın adamı gibi binlercesini yan yana diz, usandın mı, binlercesini apartmanlara üst üste sığıştır, işte İstanbul... Hele o deniz... Canım, deniz bir başka... Ha, ama İstanbul demek para demektir. Paran yok mu, geç İstanbul'u. Aç karnına denize bakmanın da ne tadı olacak ki?.." Okurken, Tosuner'in bir yazar olarak tam da kendisinin okumak isteyeceği türden hikâyeler yazdığını düşündüm. Elbette özenli bir anlatım ve üslubu var Tosuner'in, ama bu anlatım ve üslup "ben buradayım" diye bağırmıyor, öyküyü görünür kılıyor; çünkü mütevazı...

1   2  
 
 
Her hafta | Türkiye | Dünya | Toplum | Kültür Sanat | Yazarlar | Künye / İletişim | Bize ulaşın  
width=10
Turkuvaz Medya Grubu Copyright © 2003-2012 Tüm hakları saklıdır.
Turkuvaz Gazete Dergi Basım A.Ş.
Üretim ve Tasarım

Turkuvaz Medya Dijital