AKTÜELHepoku    
Her Hafta width=3 Türkiye width=3 Dünya width=3 Toplum width=3 Kültür Sanat width=3
 
   
 
Bir Feminen Proje Olarak Avrupa



Bir Feminen Proje Olarak Avrupa

Gültekin Emre'nin Hazırladığı "Kadın Öykülerinde Avrupa" Derlemesinde Yer Alan Öykülerin Çoğunluğunun Almanya'ya İlişkin Olması Doğal. Öykülerin Yazıldıkları Tarihler Bugüne Yaklaştıkça Londra Ve Venedik Gibi Başka Merkezler De Giriyor Devreye. İşçi Kadınların Ya Da İşçi Olan Kocasıyla Başı Dertli Kadınların Yerini, Yazarın Kendisini Yerine Koyabileceği Daha "Özne" Bir Kadın Alıyor...

Türkiye Avrupa Birliği'ne aslında 1960'larda girmeye başladı. Köylüler, İş ve İşçi Bulma Kurumu'nun kapısında kuyruklar oluşturdular Avrupa'ya girebilelim diye. Hedef Avrupa'nın savaşla yok ettiği iş gücünü ikame etmekti. O zamana kadar Avrupa, daha çok Yedi Düvel ya da Düvel-i Muazzama idi. Monşer tiplemesini, ecdadı içerden çökerten bu "ahlaksız" projeye düşkünlüğü yüzünden sevmezdi köylüler.
Ekmek davasıydı başlangıçta. Doğu'ya -Kore'ye- savaşa, Batı'ya işe gidilirdi. Derken 1970'lerde sinemalardan seyretmeye başladık buradan gidenlere ne olduğunu. Erkekler, sarışın Helgalara kaptırdılar gönüllerini. Altlarına Mercedes'leri, Vosvosları, şapkalarına tüyü çekip geri döndüler. Buradan giderken "Çok geçmez yanıma aldırırım seni" lafları havada kaldı. Karılarını beğenmiyorlardı. Kimisinin ikili hayatları oldu. Bir hatun burada, diğeri orada... Avrupa fantezimiz her yerimizden aktı... Sinemaya hikâyesi düşen kadınlarsa, kalkıp adamının izinde Avrupalara gidenlerdi. İşçi oldular, şarkıcı oldular, "bar kadını" oldular, ortak özellikleri Helgalardan öğrendikleri kadınlık makamını kendi gırtlaklarında ezerek söylemeleriydi...
Gültekin Emre, ta o zamanlardan bugüne kadın öykücülerin diline düşen Avrupa'yı toplamış bir kitapta: "Kadın Öykülerinde Avrupa" (Sel Kitap). Bu tür antolojiler, özellikle belli bir temayı takip ederek hazırlanıyorlarsa çok öğretici olabiliyorlar. İki türlü yararları var: İlkin o tema etrafında yazarları bir kez daha karşılaştırma şansı buluyorsunuz. İkincisi, söz konusu edebiyat olduğundan, o temanın buralarda nasıl bir karşılık bulduğunu iyi kötü takip edebiliyorsunuz. O karşılığın zaman içindeki değişimini anlama şansı bulmak da mümkün oluyor böylece...
Kitapta öyküleri yer alan bütün yazarları saymayı bir tarafa bırakıyorum. Özetle Leyla Erbil'den Feride Çiçekoğlu'na, Erendiz Atasü'den Tezer Özlü ve Suzan Samancı'ya, Hatice Meryem ve Karin Karakaşlı'ya diyeyim siz anlayın... Hakikaten nitelikli bir antoloji var ortada...

Haberin devamını Yeni Aktüel dergisinin 220. sayısında bulabilirsiniz!


1   2   3   4   5  
6  
 
 
Her hafta | Türkiye | Dünya | Toplum | Kültür Sanat | Yazarlar | Künye / İletişim | Bize ulaşın  
width=10
Turkuvaz Medya Grubu Copyright © 2003-2012 Tüm hakları saklıdır.
Turkuvaz Gazete Dergi Basım A.Ş.
Üretim ve Tasarım

Turkuvaz Medya Dijital