![]() ![]() |
![]() |
|
||||||||||||||
|
|||||||||||||||
![]() |
Her "Seni Şöhret Yapacağım" Diyene İnanmayın Gerçek Bir "Muhsin Bey"
"Hepimiz kazanacağız" Birkaç türkü sonra yine gelir, teklifini yineler. "Sesini çok beğendim. Hiçbir masrafın olmayacak, gel sana albüm yapalım." Bedava olduğunu duyunca, "Kaybedeceğim bir şey yok, şansımı deneyeyim" der Doğanyıldız. Numaralar alınıp verilir. Üstelik Karadağlı'nın savurduğu vaatler de göz boyayan cinstedir. "Allah'ın izniyle güzel yerlere geleceğiz. Hepimiz kazanacağız. Sizi şöhret yapacağım. Yeni bir yıldız doğacak!" Klavyeci Ersan Uluçay'ın bir beklentisi yoktur. İki yıldır kendi albümünü hazırlıklamaktadır zira. Ağabeyi Erkan Uluçay'ın çektiği klibini yayınlatmak için 5 bin YTL'si bile hazırdır. Velhasıl görüşmeler başlar. Dilovası'na gider Ali Karadağlı. Günübirlik değil ama, yatılı! Ersan Uluçay'ın ailesiyle yaşadığı evde kalır. İbrahim Tatlıses ve Seda Sayan'ın televizyon programları başlayınca bacak bacak üstüne atar, onlarla arasının çok iyi olduğunu söyler. Hatta anlattıklarının inandırıcı olması için Özcan Deniz, Mahsun Kırmızgül ve Seda Sayan'ın cep telefonu numaralarını verip "İnanmıyorsanız arayın" der. Ergin Uluçay, "O zaman düşünemedim. Karşımdaki insanın ne düşündüğünü bilemem. Hem neden benim gibi bir vatandaşı sömürsün ki diye düşündüm" diyor. Davranışlarında göze çarpan tek şey, cep telefonunun çok sık çalmasıdır. Genelde yanlarından ayrılıp konuşur ama birkaç kez yanlarında "Mahsun'cum"lu görüşmeler yapar. Aramaların hepsi gerçek miydi, telefonun öteki ucunda gerçekten de Mahsun Kırmızgül mü vardı, bilmiyorlar. Zaman zaman, bu kadar ünlü sanatçıyla çalışan menajerin neden bu kadar ilgilendiğini merak edip sorar. Cevap vurucudur: "Sana acıdığım için bir yere getirmek istiyorum. Allah sana bir kapı açtı, o kapıyı da kapatma. Bir televizyon programına çıkartayım, iş tamamdır." Çok profesyoneldir Karadağlı. Baba şefkatiyle yaklaşır, sık sık din ve imandan bahseder. "Bir kuruşunu yiyorsam haram zıkkım olsun. Tek derdim sana ve çocuklarına daha iyi ekmek yedirmek" sözleriyle etkiler.. "500 bin'lik eserleri 3 bin'e alacağım" Gel zaman git zaman, para istemeye başlar Karadağlı. Gerekçe bellidir. Ünlü isimlerden sıfır parça alacaktır. Bu yüzden 3-5 bin YTL gibi ufak miktarlarda paraya ihtiyaç vardır. Bir ara şüphelenip "Hani masrafım olmayacaktı" diye sorsa da, "Bedavadan kastım 10-20 bin YTL. Bu para mı ki? Bir kaset en az 150-200 bin YTL'ye çıkıyor. Bu paraya stüdyo bile kiralanmaz. Durumunu ünlülere anlatıp 500 bin YTL'lik eserlerini 3-5 bin YTL'ye alacağım" cevabını alır. Sıra demoya gelir. İstanbul'a gidilmesi gerekmektedir. Lüks bir otomobille Dilovası'na giderler. Otomobili kullanan kişi, Akrep Naci lakaplı bir gençtir. Karadağlı'nın aksine uzun saçlı, küpeli, top sakallı ve yırtık kot pantolon giyen Akrep Naci ile aralarında samimi bir ağabey-kardeş ilişkisi vardır. Akşam karanlığında vardıkları İstanbul'da, Fatih'te gösterişli bir stüdyoya giderler. Hemen okumalara geçilir. Hata yapılan yerlerde "Olmadı baştan" demeden, iki türkü okur Ergin Doğanyıldız. Demo kaydının tonmaisterliğini yapan kişi de çok beğenir sesini. Sık sık "10 numara, 10 numara" tezahüratı yapar; Ali Karadağlı'ya dönüp "Sesi çok iyi, ona yeni eserler al. İnanıyorum, güzel yerlere gelecek" der. "Aslında bu sözlere güvenmedim ama stüdyo çok gösterişliydi. Bu kadar olacağını düşünemedik" diyor klavyeci Uluçay.
|
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| Her hafta | Türkiye | Dünya | Toplum | Kültür Sanat | Yazarlar | Künye / İletişim | Bize ulaşın | |||
|