| |
|
 |
İlk Albümleriyle Patlayan İkizler Öykü & Berk
Berk'in aşka düştüğü an Önce Berk'in müzik macerasına bakalım. Annesinin ressam bir arkadaşının evinde dev, yağlı boya bir "matador" tablosu görüyor bir gün: "Hayatımda ilk kez pelerinli bir matador görüyorum, ilk kez boğa görüyorumÖyle bir kültürün içinde de yaşamıyoruz, ama tuhaftır; 'Ben matador olmak istiyorum' dedim birden. Komik aslında! İlerleyen günlerde yine aynı evde, annemin ressam arkadaşının bir akrabası odaya kapanmış gitar çalıyor. Çok etkilendim! İyi bir gitarist olduğu için falan değil. Bir insan kendini odaya kapatmış, gitar çalıyor. Kendi kendine bir şey yapıyor. Kendisini gerçekleştirmeye çalışıyor. Mutluğu insanın kendi içinde bulması gerekiyor önce. Bunun için de çile çekmek şart! O an aşka düştüm" Dokuz yaşında gitar dersi almaya başlıyor Berk; Öykü de aynı dönemde keman öğrenmeye. Bu arada felsefeye devam tabii. "Felsefenin uçsuz bucaksız bir atmosferi var" diyor Berk ve mevzuu detaylandırıyor: "O sonsuzlukta sen yakın hissettiğin yöne doğru gidiyorsun. Ben o yüzden hayatın gizemli olduğunu ve kimsenin caka satmaması gerektiğini düşünürüm" Bu arada şaşırmayın; bugün hâlâ iki yakın ve birbirini herkesten iyi anlayan dost olan Musa ve Serap çifti ikizler dokuz yaşındayken ayrılıyor. Hem de ikizlerin kararıyla. "Siz ayrılsanız daha mutlu olursunuz" diyor ikizlerEmir büyük yerden, söz dinliyor onlar da! Ama harcı sağlam olan dostlukları hiç bozulmuyor! İlk ve ortaokulda aynı sınıfta okuyor ikizler. Öykü ilkokuldan sonra konservatuarı kazanıyor ama aile "Dil öğrenmek şart önce bir kolej eğitimi alın" diye öneriyor! Lisede ayrılıyorlar. İkisi de farklı iki özel okula gidiyor. Ama özel okul atmosferinde, diğer varlıklı "Özal kuşağı" yaşıtlarından farklılar. Bir nevi "boyalı kuş" ikisi de! Arkadaşları çeşitli "marka"lar üzerine uzmanlaşırken ikizler çalıyor, söylüyor ayırmadan müziğin her durağına uğruyor. Tasavvuf, felsefe, edebiyat, müzik! İbrahim Tatlıses de var hayatlarında, "Maykıl Ceksın" da, rock da, flamenko da Öykü'nün hayatından keman, Berk'inkinden gitar çıkmıyor! Öykü lise döneminde keman öğrencisi bir grupla birlikte, dünyanın genç kemancılarının buluşmalarından birine gidiyor. İki ay orada da eğitim alıyor. Bu sürenin sonunda yapılan bir partide çıkıp bir Azeri türkü okuyor! Etraftaki müzik ustaları "Sen sesinin üstüne gitmelisin" diyor. Bu arada Öykü'nün sesindeki, kalbi hedef alan keskin hissiyatın membaı da keman aslında! Siz deyin üzüm üzüme baka baka kararır, biz diyelim enstrümanın tınısı bazen insanın ruhuna, sesine işler! Liseden sonra Öykü konservatuarda Klasik Türk Müziği, Berk ise özel bir üniversitede ses teknisyenliği okumaya başlıyor. Dokuz yaşında eline gitarı alan Berk, flamenkoya sarmış durumda. Arabeskten türküye, şarkıdan uzun havaya bu coğrafyaya ait her seste kendini bulan Berk için flamenko, kendi müziğinde bulduğu her tadı ihtiva eden "başka türlü bir şey"Öykü evde şarkı, türkü ayırmadan bir şeyler mırıldandığında Berk ona flamenko çalarak eşlik ediyor! Deneyler başlıyor yani!
| Haberin devamını Yeni Aktüel dergisinin 133. sayısında bulabilirsiniz! |  |
|
 |
|