| |
|
 |
Semboller hiç aşık olur mu?
Sibel Eraslan, "Balık ve Tango"da biraraya getirdiği öykülerin büyük bir çoğunluğunda kendilerine "yürüyen sembol" muamelesi yapılan başörtülü kadınları anlatıyor. Eraslan'ın öykülerindeki kadınlar dolaysız ve büyük bir içtenlikle paylaşıyorlar iç dünyalarını.
Sibel Eraslan, 2001'de yayımlanan bir söyleşisinde 28 Şubat sürecinin ceremesini başörtülü kadınların çekmek zorunda kaldığını söylemişti. Kamusal alanda getirilen kısıtlamalar pek çoğunun geleceğini umutsuz, bugününü yaşamasız bırakmıştı. Çünkü "dindar kesim"de bir "başı açık eş modası" başlamıştı. Başörtülü kadınlar imam nikâhıyla el altında tutuluyor; hayatları, varsa çocuklarına annelik etmekle sınırlanıyor; erkeklerse "başı açık" kadınlar alarak kendilerine daha ferah bir temsilci atamış oluyorlardı kamunun mekânında. Eraslan, astarı yüzüne uymayan siyasetten rahatsızlık duyuyor, üstelik rahatsızlığını dile getirmekten de sakınmıyordu. Sibel Eraslan gazetelerde yazdı, konferanslarda konuştu derdini anlatmak için. Daha önce iki de kitabı yayımlandı (Fil Yazıları, Birun, 2002; Can Parçası, Hazreti Fatıma, Selis, 2006). İlk öykü kitabı da geçenlerde Dergah Yayınları'ndan çıktı: "Balık ve Tango." Balık ve Tango'yu elime alırken, Eraslan'ın, yaptığım bir akademik çalışma sebebiyle beni tanıştırdığı başörtülü genç kızları düşündüm önce. Yıllardır siyasetin dilinde süründükçe içi boşalan örtülerini ayaklarına dolayan, üstelik arsızca onların adına konuşmaktan sıkılmayan adamlardan hayatlarını çekip kurtarmaya çalışıyorlardı. İki taraflı bir haksızlığa kurban gidiyorlardı. Hayata katılmalarına izin vermeyen yönetmelikler tarafından evlerine mahkûm ediliyor, başka türden mahkûmiyetlerden kurtulma umutları olan eğitimden alıkonuyorlardı. İçlerinden biri açıkça isyan etmişti: "Neden bizim de insan olduğumuzu anlamıyorlar" diye. Sokakta onlara bakan yüzlerde gördükleri ifade kalıplarını ezberlemişlerdi. Kimi onları birer azize gibi görüyor, kiminin yüzü ekşiyordu. Yaptıkları en ufak bir "hata"da her an tuzla buz olacak kalıplara indirgeniyorlardı. Üstelik "hata" kelimesinin işaret ettiği şeylerin listesi iki tarafından çekiştirilerek uzatılmış ve genişletilmişti.
| Haberin devamını Yeni Aktüel dergisinin 69. sayısında bulabilirsiniz! |  |
|
 |
|