AKTÜELHepoku    
Her Hafta width=3 Türkiye width=3 Dünya width=3 Toplum width=3 Kültür Sanat width=3
 
   
 
Lokumdan Başka Bir Şeyimiz Olsun

İstanbul, 2010'da Avrupa Kültür Başkenti Oluyor, Peki Ya 2011'de?..

Lokumdan Başka Bir Şeyimiz Olsun
Emre Ünsalli / 


İstanbul 2010 yılında Avrupa Kültür Başkenti olacak. Önümüzde üç yıl var. İstanbul'da kültür merkezleri yapmak ve sergiler açmak için yeterli bir zaman. Ama aslında İstanbul'la birlikte İstanbullu'nun da değişmesi gerekecek. Peki, bu kadar az zamanda bu mümkün mü? Sorularımızı, İstanbul'un kültür başkenti olması için atılan adımlara bir yenisini ekleyen "Contemporary Istanbul Çağdaş Sanat Fuarı" direktörü Orhan Taner'e sorduk.

Avrupa Birliği İstanbul'u "2010 Kültür Başkenti" olarak seçti. Avrupa Kültür Başkenti fikrini 1985'te dönemin Yunanistan Kültür Bakanı Melina Mercouri ortaya atmıştı. 1985'ten 2000'e kadar AB üyesi ülkelerin kentlerinden biri bu payeyi aldı. 2000'de alınan kararla Avrupa Kültür Başkenti unvanı, diğer Avrupa ülkelerini kapsayacak şekilde genişletildi. Bu vesileyle İstanbul, AB tarafından 2010 Kültür Başkenti seçildi. "Toprak, Hava, Su, Ateş: 4 Elementin Kenti İstanbul" konseptiyle hızla birçok çalışma başladı. Üç yıl içinde İstanbul'un kültürel çehresi kökten değişecek; kültür merkezleri yapılacak, sergiler açılacak, kongreler düzenlenecek... Ama kafalarda oluşan birçok soruyla
İstanbul bu kadar çabuk nasıl değişecek? İstanbullu bu değişime uyum sağlayacak mı? Bize bir faydası olacak mı? İstanbul'un kültür başkenti olması için atılan adımlara bir yenisini ekleyen "Contemporary Istanbul Çağdaş Sanat Fuarı" direktörü ve aynı zamanda bir kültür ve sanat aktivisti Orhan Taner'e göre asıl iş 2011'den sonra başlayacak

"İstanbul 2010" projesi üç senede neleri değiştirebilir?
2010 bir tarih; biz de böyle tarihleri seviyoruz. 2010'un en büyük dezavantajı bir yılın içine sığan bir aktivite olması. Şu anda 2010'la ilgili toplumsal bir düşünce başladı ama buradaki kaygılardan bir tanesi 2011'de ne olacağı. Tabii ki birçok kalıcı şey duracak. Binalar yapılacak, restore edilecek, yeni tiyatrolar kurulacak, yeni projeler geliştirilecek. Ama asıl ilginci toplumsal olarak nasıl değişim yaratacak?

AB'nin verdiği bu karara biz biraz ev haliyle yakalanmış gibi duruyoruz
Bu yüzden bu projeye 2010 denmesini sevmiyorum. Keşke kısaca İstanbul Kültür Başkenti Projesi desek ve şu tarih takıntısını kendi dilimizden uzaklaştırsak. Önümüzdeki üç sene boyunca sadece İstanbul'a değil, projeyi bütün Türkiye'ye, Avrupa'ya ve dünyaya anlatabilirsek başarılı olabiliriz. İstanbul 2010 Projesi, İstanbullular'ın kendileriyle ve içinde yaşadıkları kentle barışmaları için bir şans. O yüzden en büyük temennim kalıcı toplumsal ve kentsel barışın sağlanması.

Proje bu barış için bir katalizör işlevi görebilir mi?
İstanbullular birbirleriyle de, yaşadıkları kentle de barışık değiller. Bugün İstanbul'da insanların ilişkileri, İstanbul hakkındaki şikâyetleri düzeyinde. 2010'un bir katalizör etkisi olmasını canı gönülden istiyoruz. Ama bu birkaç kültür merkezi kurarak, iki üç önemli sergiyi İstanbul'a getirerek ya da var olan üç etkinliği geliştirerek olmuyor. Bunlar yukardan yapılan yapay girişimler olarak kalmaya mahkûm. Bunun için hakikaten bir anlamda sokağa inmek lazım. İnsanlara bunun değerlerini anlatmak lazım. Ben inanıyorum ki sokağa indiğimizde, değişikliğe, hatta bir anlamda devrime hasret kalmış tahmin ettiğimizden çok fazla insanla karşılaşacağız. Onları bir şekilde tabandan örgütleyerek yukarıya doğru gittiğinizde yarın herhangi bir kültür merkezi yıkılıp yerine alışveriş merkezi yapılırsa, zaten trafik yüzünden yaşanması zor hale gelmiş bir şehre dört tane daha yeni bankanın genel müdürlükleri taşınırsa çok ciddi bir toplumsal reaksiyon ortaya çıkaracaktır.

Anlattıklarınız aslında yarım kaldığı söylenen Kültür Devrimi'nin devamı gibi
Kesinlikle öyle. Ama ben bunu Kültür Devrimi'nin devamı olarak görmüyorum. Bir kültür devrimi olarak görüyorum. Bence o yarım kalan kültür devrimini geride bırakalım, yeni kültür devrimi yapalım. İstanbul'un artık nostaljiye ihtiyacı yok; yeni zihniyete ihtiyacı var.

Nedir yeni zihniyet?
Elbette alışveriş merkezleri yapmalıyız ama İstanbul'u sadece finans merkezi yapmak zihniyetiyle hareket etmemeliyiz. Ben bu projenin böyle bir devrimin kıvılcımlarını oluşturabileceğini tahmin ediyorum.

Haberin devamını Yeni Aktüel dergisinin 133. sayısında bulabilirsiniz!


 
 
Her hafta | Türkiye | Dünya | Toplum | Kültür Sanat | Yazarlar | Künye / İletişim | Bize ulaşın  
width=10
Turkuvaz Medya Grubu Copyright © 2003-2012 Tüm hakları saklıdır.
Turkuvaz Gazete Dergi Basım A.Ş.
Üretim ve Tasarım

Turkuvaz Medya Dijital