![]() ![]() |
![]() |
|
||||||||||||||
|
|||||||||||||||
![]() |
Aşklarını İfade Edemeyenlerin Sorunu Çocukluk Yıllarına Dayanıyor Sana Aşkımı Anlatabilsem…
Bir erişkinin karşı cinse "Seni seviyorum" demekte zorlanmasının altında ne yatıyor? Konuyu mercek altına alan Fransız uzmanlar, büyüklerin yanlış referanslarının zamanla çocuğu dışa kapanan, kendi hislerinden bile şüphe duymaya başlayan bir yapıya ittiğini belirtiyor. Bu ruhsal durumun ilerde özellikle kadın-erkek ilişkilerinde olumsuz bir tablo ortaya koyduğuna işaret eden uzmanlar, bir erişkinin aşkını ifade edememesini, "Seni seviyorum" diyememesini de çocukluktaki bu sürece bağlıyor. Türkiye'de de durum neredeyse aynı ama bir farkla; uzmanlara göre bu konuda tehlike çanları özellikle erkekler için çalıyor ülkemizde… Kadın-erkek duygusal ilişkilerinde yaşanan sorunlar, dünyada en çok araştırma yapılan konuların başında geliyor. Fransız Psychologies dergisi de son sayısında kendini ifade sorununu taşıdı sayfalarına. Dergide yer alan şu sözler, 32 yaşındaki bir kadının samimi itirafı: "Ben bir türlü, 'Seni seviyorum' diyemiyorum. Aşkımı, sevgilime, aileme söylemek isterdim. Hatta bunu haykırmayı arzu ederdim. Ama ne yazık ki kelimeler boğazımda düğümlenip kalıyor." Peki ama insan neden böyle kilitlenip kalır? Konu hakkında görüşlerine başvurulan uzmanlar bunun nedeninin çok eskilere, çocukluğa kadar gittiğini belirtiyor. Uzmanlar çocuklukta duyguların, büyüklerle olan ilişkilerle şekillendiğine ve başkalarıyla birlikte hareket eden insanların, canlıların çevre ile benzeşmesi mekanizmasını sağlayan "ayna" nöronlardan faydalanarak, kendi kendilerini inşa ettiklerine işaret ediyor. Uzmanlar, çocukların da hislerini adlandırmayı, tanımlamayı ve değerlendirmeyi öğrenirken, büyüklerle olan ilişkilerini referans aldıklarını vurguluyor. Bu ilişkilerin sağlıklı olup olmaması, duygusallığı, dolayısıyla da ergenlikteki ilişkileri etkiliyor. Yetişme tarzının önemi Ülkemizde de durum daha farklı değil. Görüştüğümüz uzmanlar kendini ifade etme zorluğunun özellikle yetişme tarzından kaynaklandığına dikkat çekerken, Türkiye'de bu sorunun erkekler arasında daha yaygın olduğunu belirtiyor. Buna göre erkekler, kadınları daha üst kategorideki varlıklarmış gibi algılıyor ve dolayısıyla da reddedilme korkusuyla çekingenleşiyorlar. Etiler Terapi Merkezi'nden psikiyatri uzmanı Dr. Haşmet Işıklı'nın sorularımıza verdiği yanıtlara geçmeden, konuya ilişkin olarak Fransız uzmanların ne dediklerine göz atalım önce. Olumsuz duruma örnek Fransız uzmanlar "Eğer bir çocuk, erişkinlere acısını, korkusunu ve tiksintisini ifade ederken, onlardan 'önemli bir şey değil, bir şey yok' cinsinden umursamaz cevaplar alırsa, bu değerlendirme onu ikna etmez" diyor. "Tam tersine, çocuk bu kez kendi hislerinden şüphe duymaya başlar. Aslında güvenilir bir mesaj verdiğini zanneden erişkin ise çocuğa bir güvensizlik mesajı aktarmış olur. Artık büyüklerden sakınması gerektiğine inanmaya başlayan çocuk, kendi kendine ve başkalarına karşı duygusuzlaşma riskiyle yüz yüze kalır." Bu durumda çocuk, yavaş yavaş, hislerin okunuşlarına ve algılamalarına karşı engelleyici bariyerler koyuyor kendine. Nahoş, acı veren, hoş veya keyifliÇocuğun tüm bu duyguları ifade etmesi veya edememesi, büyüklerle olan referanslarına bağlı oluyor ve yıllar sonra çocukluklarından miras kalan bir inançlar ağında buluyorlar kendilerini. Bu şema içinde ergin hale gelen kişinin cinselliği keşfetmesi, daha da hassas bir durum yaratıyor. Kendi bedeninin verdiği mesajı soğukkanlılıkla karşılamayı öğrenmeyen biri için cinsellik itici ve "mastürbasyonla sınırlı" kalma riski taşıyor.
|
||||||||||||||||
|
|||||||||||||||||
| Her hafta | Türkiye | Dünya | Toplum | Kültür Sanat | Yazarlar | Künye / İletişim | Bize ulaşın | |||
|