![]() ![]() |
![]() |
|
||||||||||||||
|
|||||||||||||||
![]() |
Yıkılması Tartışılan Akm'nin Mimarı Hayati Tabanlıoğlu'nun, Binanın Telif Hakkını Devralan Mimar Oğlu Konuştu… "Babam da olsa değiştirirdi"
2005'te Kültür Bakan'ı Atilla Koç'un "Atatürk Kültür Merkezi'ni (AKM) yıkacağız" demeci tepkilere neden olmuştu. Yaklaşık bir yıllık sessizliğin ardından AKM'nin kültür varlıkları listesinden çıkarılacağı haberiyle tartışma yeniden alevlendi. AKM'nin mimarı Hayati Tabanlıoğlu'nun mimar oğlu Murat Tabanlıoğlu'na göre ise yıkılmasa bile binanın kesinlikle revizyondan geçirilmesi gerekiyor! - 2005'te Atilla Koç'un bir konuşmasında "AKM'yi yıkıp yeniden yapacağız" demesiyle konu gündeme gelmişti. O zamanlar sizden yenilemeniz için proje sunmanız istenmişti. Sonra ne oldu? Aslında ondan öncesi var. Her yıl babamın ölüm yıldönümü olan 1 Mart'ta AKM'de bir anma günü gerçekleştiririz. Bundan 10 yıl önce zamanın Kültür Bakanı İstemihan Talay ile AKM'nin nasıl yaşatılabileceğiyle ilgili bir toplantı gerçekleştirdik. Kültür ve ekonomi açısından binanın bugünün şartlarına nasıl ayak uydurabileceği, nelerin değişmesi gerektiği konuşuldu. Yaklaşık 600 kişilik bir toplantıydı. AKM'ye tekrar dikkat çekmek istiyorduk, bunu da bir vakıf ya da işletme kurup gerçekleştirmek istedik. İşin aslı, Erkan Mumcu Kültür Bakanı'yken bizden proje istedi. Çalışmalara başladık, ancak devam eden süreçte kültür bakanı yine değişti ve Atilla Koç'un demecinden sonra zaten ses soluk çıkmadı projeyle ilgili. - Sizin tam olarak dikkat çekmek istediğiniz neydi? Bizim istediğimiz her tarafı çok dolu bir bina yapmak. AKM yaşamıyor. Ama yaşatabilecek potansiyeli var. Bunun ilk şartı opera ve balenin kalkınması. Türkiye'de eğer özel bir firma getirmediyse bir yabancı bale ya da operanın geldiğini duymadım. Ama İngiltere'ye, Fransa'ya bakın; hatta Kazakistan'ın binası AKM kadar teşekküllü olmamasına rağmen daha çok enternasyonal sanatçı sahne alabiliyor. - Bu sadece Kültür Bakanlığı'nın desteği ile olabilecek bir şey mi? Sonuçta başka ülkelerde yapılabiliyor. Kültür Bakanlığı "Param yok" diyor. İşte biz de onun için yarı özel bir model oluşturalım, dedik. Burada yaklaşık 10 bin metrekarelik özel sektöre kiralanabilecek alan var, bunları kullanmalıyız. Örneğin AKM'nin yanındaki otoparkın altı olduğu gibi eski dekorların muhafaza edildiği bir depo. Ama Londra'da metrekaresi çok daha ucuz olan bir arsa alınarak üzerine yapılan depoda saklanır. - Bu depoların varlığı bina için tehlike mi? Bir yandan tehlikeye sokuyor, bir yandan da Taksim'in orta yerinde bir depo bulunması demek; dünyanın en pahalı deposuna sahibiz, demektir. Buranın yerine sinemalar, sanat galerileri gelebilir. Ama bu alanların çok dikkatli kiralanması gerekiyor. Buraya gelen kitapçı çok iyi bir kitapçı olmalı, lokanta çok düzgün olmalı. O zaman yeni bir hayat başlar. Bir de buradaki malzemeler İsviçre'den, Almanya'dan getirilmiş kaliteli malzemeler. Ama günümüzde bu malzemeler maalesef Çin'den getiriliyor ki bunlar ikinci sınıf. İkinci bir konu da binanın bugünün şartlarına göre restore edilmesi. Yangın sistemlerinin ve deprem uygunluğunun sağlanması lazım. Eğer böyle bir karar alınırsa bir ön projeyle birlikte bütçe çıkarılmalı. Ama yıkma taraftarlarının söylediği "Restore edilirse 110 milyon dolarlık bütçe çıkar" kısmına inanmıyorum. Üzerinde başka fonksiyonlar olmasına ve yapısının klasik değil de piramit şeklinde olmasına rağmen Kazakistan'daki opera binasını 65 milyon dolara bitirdik. Bu maliyet neye göre çıkarılıyor, onu bilemiyorum açıkçası. - Sizin bahsettiğiniz şartlar geçerli olursa ve uygun ortamlar yaratılırsa yıkılmayıp yenilenmesi gerektiğini mi söylüyorsunuz? Binayı hastalıklı bir insan gibi düşünün. Hasta diye öldürür müsünüz, iyileştirir misiniz? Benim duyduğum Bakan'ın "Yıkacağız, yerine 100 bin metrekarelik bir alan yapacağız" demesi. Genişleme alanı olmadığına göre buraya gökdelen yapılacağı anlamına gelir ki Taksim'e yüksek bir bina yapmak doğru değil. Bazı kesimler beğenmiyor olabilir ama AKM modern mimarinin tek örneği sayılabilir, maalesef başka yok. Türkmenbaşı bir diktatördü ve Ruslar'dan kalan binaları kendi zevkine göre yaptırmak için yıktırıyordu. Hiç kimse kendi zevkine göre bina yaptıramaz, bu topluma ait bir yerdir. Bu bina modern mimari devrinin bir mesajıdır. Yani bu binanın kalması lazım! Ben de bu binanın müellifi olarak yaşadığım müddetçe bunun korunması için savaş vereceğim. - Diyelim ki engellenemedi ve yıkıldı Bir senaryo kuralım: Bu binayı yıkıyoruz. 2010 yılında kültür olayımız var. O yıla kadar bu bina yerine 100 bin metrekarelik bir bina zaten yapılamaz. O zaman İstanbul 2010 projesinin başındaki isimlerden biri olan Nuri Çolakoğlu'na "2010 yılında İstanbul'un kültür merkezi olmayacak" deriz. Bu kabul edilebilir mi? İkincisi Türkiye bu kadar zengin mi? - AKM'nin kültür varlığı listesinden çıkartılması doğru mu sizce? O da garip. Çünkü Türkiye'de Anıtlar Kurulu diye bir müessese var; bu profesörlerden, mimarlar, sanat tarihçileri, şehir planlamacıları gibi bu işi bilenlerden oluşuyor. Onlar birkaç sene önce bir karar alıp listeye ekliyorlar, şimdi karar değişiyor. Mimar Sinan'ın bir camisine bir gün güzel, deyip ertesi gün çirkinmiş, diyebilir misiniz? Dünya tarihinde böyle bir şey yok. Bunun arkasındaki amaç çok daha farklı olmalı. Herhalde yıkıma engel olarak tek bu listede olmasını görüyorlar ama yanılıyorlar. Burası hepimizin malı, böyle yıkılmasına kimse karar veremez. - Yıkılmak istenmesinin sebebi ne sizce? Bunun iki nedeni var: Birincisi birileri bu binayı beğenmiyor olabilir. İkincisi buradan daha farklı, kârlı ne yapılabilir düşüncesi olabilir. Devletin seneler önce başladığı ama tamamlanmayan Ayazağa Kültür Merkezi var. Demirel zamanında oraya çok para yatırıldı. Ama öyle duruyor. Önce onu bitirsinler.
|
||||||||||||||||||
|
|||||||||||||||||||
| Her hafta | Türkiye | Dünya | Toplum | Kültür Sanat | Yazarlar | Künye / İletişim | Bize ulaşın | |||
|