![]() ![]() |
![]() |
|
||||||||||||||
|
|||||||||||||||
![]() |
Köşelerinden Akıl Veren İlişki Yazarlarının Aşk Hayatını Merak Ediyor Musunuz? Medyanın aşk doktorlarından itiraflar…
Hemen her gazetenin ilişkiler konusunda ahkâm kesen bir yazarı var. Hepsi farklı taktikler verip masaya yatırıyor kadın erkek ilişkilerini. Peki gerçekten çözmüş olabilirler mi aşkın matematiğini? Siz onların reçete gibi yazdığı tavsiyeleri soluksuz okurken onlar sevgililerinin kollarında mutlu mesut günlerini gün mü ediyor? Sahi nasıl yaşıyorlar ilişkilerini? Merak ettik sorduk. İşte "aşk" yazarlarının gerçek "aşk"ları… Sabah Gazetesi'nin ilişki yazarı Öncel Öziçer, yanıtına kahkaha atarak başlıyor, ardından "Ele verir talkını kendi yutar salkımı" atasözüyle devam ediyor. "Yazdığım kadına okuyan aşık olabilir. Gerçekten onu inanarak yazarım. Ama uygulamada beceremiyorum. Mümkün değil, olamıyorum." İlişkilerindeki tek problemin "dominant" olmasından kaynaklandığını söylüyor Öziçer. "Hata yaptığımı, neyi yapmamam gerektiğini biliyorum. Yapmam gerekenleri yapıyorum ama yapmamam gerekenlerde kendimi durduramıyorum. O yüzden de çok sağlıklı değil. Çok hareketli ilişkilerim oluyor ama hepsi fırtınalı. Hayatımda hiç huzurlu bir ilişki yaşayamadım." Halbuki biz yazılarından hep huzurlu ilişkiler yaşadığını zannediyoruz Öziçer'in. "O özlediğim ilişki işte" diyor, "Tamamen kafamdaki, özlediğim ruh hali. Mesela arayıp da adamın üstüne gitmemek gerektiğini biliyorum. Hatta öyle kadınlarla dalga geçerim yazılarımda ama o kadınlardan biri de benim. Arayıp 'Neredesin, neden aramadın' diye sorarım. Vıdı vıdıcı, adamın başının etini yiyen, bunaltıcı, kıskanç bir kadınım." 37 yaşındaki Öncel Öziçer, ilk evliliğini 25 yaşında yapmış ama beş yıl sürmüş. Boşanma sebebini soruyoruz. "Adama kadın değil, anne gibi davranıyordum çünkü. Çok büyük hata olduğunu biliyorum ama beraber olduğum adamın çocuğum gibi sağlığıyla, iş görüşmeleriyle ilgileniyorum. Bana ne halbuki. Ama böyle bir tarafım var. Her şeyi bilip yönlendireceğim adamı. Kadın-erkek ilişkisinden ev arkadaşlığına döndü. Sesimizi bile yükseltmedik beş yıl boyunca, hakaret de etmedik. Melek gibi bir adam. Boşanmaya el ele gitmiştik." Boşandıktan sonraki ilişkileriyse genelde uzun soluklu olmuş aslında; ilki iki, öteki ise bir yıl. Kısa olmadığını hatırlattığımızda "Ama 37 yaşındayım" diyor izdivaç özlemi içinde bir ses tonunda. Ya son ilişkisi? Bir ay önce nihayete ermiş, iki ay süren ilişki. İyi ama neden? "Ona göre çok ilgiliydi ama bana göre yeterli değildi. Ben de yordum adamcağızı. Erkeklerin sevme yetenekleri bizden az, biliyorum. Elinde değil, iç dünyasıyla ilgili. Benim kadar verici, düşünceli olamaz. Ahmet gittikten sonra Mehmet'in de aynı olacağını biliyorum ama elimde değil. Çok vericiyim ve aynısını karşı taraftan da istiyorum. Mutsuz olunca da 'İki kişi mutsuz olacağımıza tek kişi mutsuz olayım' diyorum." Peki nasıl biter Öncel Öziçer'in ilişkileri? "Sert kavgalar oluyor. Hepsi eşim gibi değil." Hiç terk edilmiş mi peki? "Terk edildim, kötü geçti o dönem. Kötüymüş o duygu. O dönemki yazılarımı okuyunca çok utanıyorum. Çok sert, karşı tarafa mesaj vererek yazmışım." Kalbi boş Öziçer'in ama memnun değil, "Yalnız yaşanmaz" diyor. "Ben de aldatıldım" Posta Gazetesi'nin "Aşk Doktoru" Mehmet Coşkundeniz, dört yıllık bir ilişkinin ardından "Evet" demiş nikâh masasında. Ama bu mutluluk beş buçuk yıl sürmüş. "Dışarıdan bakıldığında, 'Aşk Doktoru'nun kendi yarasına sürecek merhemi yok, baksanıza evliliğinde bile başarılı olamamış' denebilir. Oysa eşimle gayet medeni bir şekilde, oturup konuşarak bitirdik evliliğimizi. Aşk bitmiş, birbirimizi yemeye başlamıştık. Saygımız azalacak, sevgi bitecek, iyisi mi bitirelim dedik. Çok iyi anlaşıyorduk ancak evli kalamıyorduk." İlişkilerinin kendini aşka çok kaptırmasından dolayı sorunlu olduğunu, bu yüzden terk bile edildiğini söylüyor Coşkundeniz. "Kadınlar, 'Beni deli gibi sevsin, romantik, anlayışlı, duyarlı, kibar, centilmen olsun, benzerlerine 18. yüzyılda rastlanan aşıklar gibi olsun' derler. Olursunuz, bu kez de fazla ilgiden sıkılırlar. Aşk anlayışımda sınırlama yoktur, bir ilişkiyi sürdürmek adına kendi aşkımı engellemem. Bu nedenle aşkımı gönlümce, dilediğimce yaşamayı tercih ederim. Bu yüzden demişlerdir ki, 'Aşkın bana ağır geliyor, gidiyorum.' Yapacak bir şey yok. Peki bu bir başarısızlık mı, dışardan bakıldığında evet, başarısızlık." Kadınları, diğer erkeklere göre daha iyi tanıdığını, bir kadının nasıl etkileneceğini bildiğini söylüyor Coşkundeniz. Ama buna rağmen aldatıldığını da saklamayacak kadar cesur bir "Aşk Doktoru" o. "Aldatan Kadınlar Anlatıyor kitabımdaki örneklerden biri de beni aldatan kadının hikâyesidir. Üstelik çok aşıkken, çok severken üstelik onun da beni sevdiğine çok inanmışken aldatıldımBüyük bir yıkımdı benim için." İyi ama anlamaz mı bir "Aşk Doktoru" aldatıldığını? "Aşıkken anlayamam, mümkün değil. Aşık insan görmek istediğini görür, duyar. Çok samimi bir arkadaşım aldatıldığıma tanık olduğunu söylediğinde, 'Yanlış görmüşsündür' dedim. Güvenmekten öte, hastalıklı hale gelmişti. İnanmak istiyordum onun da çok sevdiğine. Nitekim kendisi itiraf edene kadar da inanmadım. Aşıkken bodoslama dalıyorum, ilişki sürer mi, kültürel farklar, zevkler düşünmedenÇoğunlukla da duvara tosluyorum." Peki aşık olduğunu nasıl anlıyor? "Vücut kimyam ele veriyor. Titriyorum, utanıyorum, alınıyorum, konuşamıyorum. Sadece yutkunuyorum. Bir laf söylüyor, alınıp küsüyorum. Ama zaten aşk budur, yaşanacaksa böyle yaşanacak, bunları şikayet için de söylemiyorum. Böyle olmaktan mutluyum." Aşk neler yaptırıyor ona? "Sürpriz yapmayı, hediye almayı, gönül okşamayı severim, bunları yaparken sırf onu mutlu etmek için değil, ben de o aşkın içinde olduğumdan yaparım. Bir saat görebilmek için bin kilometre yol yapıp, sonra döndüğümü bilirim." |
|
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| Her hafta | Türkiye | Dünya | Toplum | Kültür Sanat | Yazarlar | Künye / İletişim | Bize ulaşın | |||
|