AKTÜELHepoku    
Her Hafta width=3 Türkiye width=3 Dünya width=3 Toplum width=3 Kültür Sanat width=3
 
   
 
Genetiğiyle Oynanmış Futbolculara Hazır Mısınız?

250 Milyar Dolara Hükmeden Dünya Futbol Endüstrisinin En Vahşi Kapitalistleri İngilizler, Futbolu Yeniden Yaratıyor

Genetiğiyle Oynanmış Futbolculara Hazır Mısınız?
Ayçin Özkan / 


Bugün 25-26 milyar dolar olarak hesaplanan dünya futbol pazarı yan sektörler de dahil edildiğinde yaklaşık 250 milyar dolarlık bir hacme sahip! Sektörün motoruysa Şampiyonlar Ligi yarı finaline üç takım sokan İngilizler. Artık adeta bilgisayar tasarımı futbolcular üretip insan doğasını zorluyor, Premier Lig maçlarını başka kıtalarda oynamaya hazırlanıyorlar. Peki siz, dünyanın en zengin patronlarına ait takımlarda genetiğiyle oynanmış futbolcular görmeye hazır mısınız?

1980 'li yıllarda Amerika Birleşik Devletleri ve İngiltere'den esmeye başlayan neo-liberal rüzgârlar tüm dünyayı etkisi altına almaya başladığında sosyal refah devleti ilkesi yerini serbest piyasa ekonomisine bırakmaya başladı. Artık amaç tüm sınırları zorlayıp maksimum kâra ulaşmak ve her şeyin üzerinden para kazanmaktı. Peki futbol bu pazarın dışında kalabilir miydi? Asla! Böylece 1980'lerin başında Avrupa ülkelerinin çoğunda daha fazla taraftar kapasiteli yeni stadyum inşaatları toplu konut furyası gibi başladı. Bu girişimleri logolu ürün, sponsorluk ve reklam atakları izledi. İngilizler'in en köklü futbol kulüplerinden Tottenham Hotspur ise bir adım ileri giderek yeni kurduğu anonim şirketinin hisselerini 1983'de Londra Borsası'nda halka arz etti. Bu olay, 1885'de kurulan İngiltere Futbol Federasyonu'nun (FA) futbol kulüplerinin şirketlerden farklı yapılanması için sürdürdüğü mücadeleyi de kaybetmesi demekti. Futbol kulüpleri sportif bir organizasyon olarak kalmak için fazlasıyla kâr ve rekabet potansiyeline sahipti. 1990'lara gelindiğinde futbol kulüplerinin kasasını dolduran kaynakların başında artık medya ve yayın gelirleri vardı.

Dünya Kupası'ndan 2.5 milyar Euro!
Bugün ekonomistler 25-26 milyar dolar olarak hesaplanan dünya futbol pazarının yan sektörlerle beraber 250 milyar dolarlık bir büyüklüğe sahip olduğunu söylüyor.Futbol ekonomisine, medyaya ve daha pek çok yan sektöre büyük paralar kazandıran organizasyonların başını kuşkusuz Dünya Kupası çekiyor. Futbol endüstrisi hakkında uluslararası çalışmalar yürüten danışmanlık şirketi Deloitte'un araştırmasına göre FIFA'nın (Uluslararası Futbol Federasyonları Birliği) Dünya Kupası televizyon yayınlarından elde ettiği gelir 1990'da 8.2 milyon Euro iken 2006'ya gelindiğinde bu rakam 1 milyar 300 milyon Euro'ya yükseldi. 2010'da düzenlenecek Dünya Kupası'nda FIFA'nın elde etmesi beklenen naklen yayın gelirlerininse 2.5 milyar Euro olacağı tahmin ediliyor. Futbol 1980'lerden bu yana küreselleşen pazarın gereklerine başka pek çok sektörden daha hızlı ayak uyduruyor. Öyle ki futbolun beşiği İngiltere'de Premier Lig kurulmadan önceki sezon olan 1991-92'de Birinci Lig'de yer alan kulüplerin toplam gelirleri 170 milyon Pound iken, 2006-2007 sezonunda sadece bir kulüp olarak Manchester United'ın geliri 315.2 milyon Euro'ya ulaştı.
2007-2008 Avrupa Şampiyonlar Ligi'nde yarı finale kalan dört takımdan üçünün Premier Lig'den olması sadece para, pul ve bunun geldiği endüstriyel futbol dışında bir analizi hak ediyor. Neden aynı koşullara sahip başka ülke liglerinden üç yarı finalist çıkmıyor? Öncelikle İngiltere'nin futboldaki başarısında teknik olanaklar önemli avantajlar sağlıyor. İngiltere Ligi'ndeki teknik direktörlerin yararlandığı teknolojilerin başında sahaların belirli noktalarına yerleştirilen ve maç sırasında futbolcuların performansını ölçen cihazlar geliyor. Bu cihazlar futbolcuların nerede kritik hata yaptıklarını, nerede performansının yükseldiğini, nerede düştüğünü tespit ediyor. Böylece uzun vadede ihtiyaca uygun, bilgisayarla tasarlanmış gibi biyonik futbolcular yetiştirmek de mümkün oluyor.
İngiltere'nin futbolda yakaladığı bu başarıyı ekonomist ve spor yazarı Mete İkiz'se yerleşik futbol kültürüne bağlıyor: "İngiltere yaklaşık 150 senedir futbolu sistematik olarak kendine iş alanı haline çevirmiş durumda. Biz bunu nasıl endüstri haline getiririz ve nasıl daha fazla para kazanırız ki daha başarılı takımlar yaratırız diye kafa yormuşlar. Özellikle Premier Lig'e baktığımızda bugün basketbolda NBA Amerikan basketbolu neyse dünyada Premier Lig odur." 20 kulübün mücadele ettiği Premier Lig 2006'da elde ettiği 2 milyar Euro'luk gelirle Amerikan Futbolu Ligi (NFL), Amerikan Beyzbol Ligi (MLB) ve Amerikan Basketbol Ligi (NBA)'den sonra dünyanın en büyük dördüncü spor organizasyonu konumunda. Önümüzdeki senelerdeyse Premier Lig bu konumunu daha da yukarılara taşıyacak gibi görünüyor. Zira 2010-2011 sezonunda Premier Lig'de sezona bir hafta eklenerek 10 maçın Uzakdoğu, Ortadoğu, Okyanusya ve Amerika'da oynanması planlanıyor. Bu konuda son yıllardaki en başarılı performans İngilizler'de. İspanya'da daha zengin kulüpler olduğu halde dünyanın en çok konuşulan ve başarıya ulaşan futbol liginin İngiltere'de olmasının başlıca sebeplerinden biri de kuşkusuz kulüplerin sahiplik yapısı. Dünyanın sayılı işadamları özellikle İngiliz kulüplerini satın alarak futbolu da diğer iş dalları gibi kâr amacı da güden bir sektör haline getirdiler. Bu da insani olmamakla eleştirilse bile rekabeti vahşi düzeylere çıkarttı. Futbol dünyası zengin iş adamlarının futbol kulüplerine el atmasına ilk kez 1997'de Mısır asıllı İngiliz işadamı Muhammed El Fayed'in Londra kulübü olan Fulham'ı satın almasıyla şahit oldu. Bunu 2003'te Rusya'nın en zengin iş adamlarından Roman Abramovich'in Chelsea Kulübü'nü satın alması izledi. 2003-2005 yılları arasında futbolcu transferine 200 milyon Pound'un üzerinde para harcayan Abramovich'in Chelsea takımı ile kulübün önceki sahibi Ken Bates'in Chelsea takımı arasındaki farksa oldukça büyüktü. İki yıl önce Şampiyonlar Ligi'ne kalmak için mücadele eden ve buna ulaştığında şampiyonluk sevinci yaşayan bir takım varken, iki yıl sonra Premier Lig'de şampiyonluğa ulaşmış ve Şampiyonlar Ligi'nde finalden aşağısını kaldıramayan bir takım vardı karşımızda. 2005'teyse Malcom Glazer Manchester United kulübünün çoğunluk hisselerini satın alıp tek başına yönetim hakkını eline geçirdi. Her ne kadar iş adamlarının bu kulüpleri kara para aklamak amacıyla kullandığı iddia edilse de, sportif sonuç ortada. İngiliz futbolunun sahip olduğu pazar payı ve başarı Amerikalı iş adamlarının da iştahını kabartmış olacak ki basketboldan sonra şimdi de futbola el atmaya karar veriyorlar, hem de oldukça iddialı tekliflerle. Futbolun markalaşma ve pazarlama çalışmalarına talip olan Amerikalı yatırımcılar bunun için futbol oyununun yeniden kurgulanması, hiç olmazsa üzerinde bazı değişiklikler yapılması gerektiği tezini ortaya atıyorlar. Önerilen modellerden birine göre futbol karşılaşmaları NBA karşılaşmalarında olduğu gibi 4 ayrı devreden oluşmalı ve reklam ve yayın gelirlerinin artırılması gibi köklü değişiklikler yapılmalı.

Futbola hipnoterapi desteği

İngiltere Premier Ligi'nde futbolcular teknik ve fizik olarak insanüstü bir performans sergilerken futbolcuların sağlık harcamalarına yılda 104.8 milyon Euro ayrılıyor. Almanya Ligi'ndeyse sadece sigorta giderleri 40 milyon Euro civarında. Ama 21. yüzyılın haftada üç maç çıkaran futbolcularının performansını yükseltmek için yapılanlar sağlık harcamalarıyla sınırlı değil.

Haberin devamını Yeni Aktüel dergisinin 146. sayısında bulabilirsiniz!


1   2   3  
 
 
Her hafta | Türkiye | Dünya | Toplum | Kültür Sanat | Yazarlar | Künye / İletişim | Bize ulaşın  
width=10
Turkuvaz Medya Grubu Copyright © 2003-2012 Tüm hakları saklıdır.
Turkuvaz Gazete Dergi Basım A.Ş.
Üretim ve Tasarım

Turkuvaz Medya Dijital