![]() ![]() |
![]() |
|
||||||||||||||
|
|||||||||||||||
![]() |
Diyarbakır Barosu Başkanı Mehmet Emin Aktar: "Kck Operasyonlarıyla İnsanlar Rehin Tutuluyor"
- Ana dilde eğitimin sınırı sizce ne olmalı? Resmdilin Türkçe olması, başka dilde eğitimin verildiği okullarda bile resmdil öğreniminin zorunlu tutulması. Bu bölgelere göre farklı şekillerde uygulanabilir. Bunun için de yerel yönetimlerin güçlendirilmesi, yerel parlamentoların öne çıkarılması gerekir. Dünyanın belli ülkelerinde Kürt kültürünü araştırmak üzere kurulmuş Kürdoloji Enstitüleri var. YÖK son olarak böyle bir enstitünün kurulmasına izin verdi ama ona da "Yaşayan Diller Enstitüsü" dendi. Kürt kelimesine karşı büyük bir direnç var. - Eyalet sistemi mi? Bir nevi öyle ancak bu bölgeler etnik temele göre değil coğrafi ve ekonomik esaslara göre oluşturulmalı. Dış politika, savunma, adalet gibi belli alanların dışında bölgenin ihtiyaçlarını bölge parlamentosu belirlemeli. TBMM bütün Türkiye'yi kapsayacak şekilde yasa hazırlayacak bir merci olarak kabul edilmeli. - Anayasa'ya Kürt ibaresinin de girmesini isteyen görüşü kabul ediyor musunuz? Mesele Türklüğün yanına Kürtlüğü de yerleştirip efendilerin sayısını ikiye çıkarmak değil. Bu demokratik bir tavır değil. Bu eleştirdiğiniz ideolojiyle aynı noktaya gelmektir. Yapılması gereken hiçbir farklılığı referans almadan anayasanın insanın insan olmaktan kaynaklanan yurttaşlık haklarını vermesi ve rızası olmadan yurttaşlıktan atılamayacağı referansını getirmesidir. - Konuşmamızın başında "Devlet aklının devreye girmesi gerekir" dediniz, nedir sizce bu akıl? Biz devleti ortak ihtiyaçlarımızı karşılasın, bizi güvende yaşatsın diye kuruyoruz. Haklarımız ihlâl edildiğinde telafisi için yargıyı kuruyoruz. Türkiye'de içinde bulunduğumuz sıkıntıların nedenlerinden biri de yargının tarafsızlık sorunudur. Hâkimler ve hukuk insanları eğitimleri süresince devleti birey karşısında kollayan bir refleksle yetiştiriliyor. İnsanlar adaletin tesis edilmediğini düşünerek kendi haklarını hukuk dışında arama yoluna gidebiliyorlar. Cumhurbaşkanı "devletin iki yüzü olmaz tek yüzü olur, o da hukuktur" dedi. Devletin derin yüzünün olması hukuk devleti olmasını engelliyor. - Son dönemlerde gerçekleştirilen KCK (Türkiye Meclisi-Kürdistan Topluluklar Birliği) operasyonlarını hukukun neresinde değerlendiriyorsunuz? DTP'nin dayandığı toplumsal kitle ile PKK tabanı arasında büyük ölçüde bir yakınlık olduğundan iki yapı arasında organik bağ olduğu iddia ediliyor. Burada siyaset yapanların PKK ile ilişkisi olduğu yönünde suçlamalar olabiliyor. KCK operasyonunun yapılması yönünde iki yıl önce Diyarbakır Cumhuriyet Savcılığı tarafından karar alınmış, deliller toplanmaya başlamış. Soruşturma gizlilik esasına göre yürütüldüğü için kimin neyle suçlandığını bilecek durumda değiliz. Bizim kuşkumuz ve kaygımız hukukun siyasete alet edildiği, yargı eliyle demokratik alana müdahale edildiğidir.
|
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| Her hafta | Türkiye | Dünya | Toplum | Kültür Sanat | Yazarlar | Künye / İletişim | Bize ulaşın | |||
|