AKTÜELHepoku    
Her Hafta width=3 Türkiye width=3 Dünya width=3 Toplum width=3 Kültür Sanat width=3
 
   
 
Diyarbakır Yas Evinde

Dağkapı'daki Bombalı Saldırıdan Sonra gittik Ve Gördük Ki Diyarbakırlı'nın Pkk İle Arası Açılıyor, Ama Devl Ete De Hâlâ Mesafeli

Diyarbakır Yas Evinde
İRFAN AKTAN / 



Fuhuş ve yoksulluk
Gazeteci Ahmet Sümbül uzun süredir, köyden gelip tıkıştırıldıkları daracık sokaklardaki loş avlulardan artık taşan genç kızları gözlemleyerek fuhuş sektöründen anlamaya çalışıyor Diyarbakır'ı. 1990'larda fuhşun aralarında kamu görevlilerinin de olduğu bir zümre tarafından teşvik edildiğini iddia ediyor, 2000'lerden itibaren sektörün devlet kontrolünden de çıktığını ve hızla büyüdüğünü aktarıyor. Defalarca teybi kapattırıp konuşan Sümbül'ün anlattığı bazı hikâyeler insanın aklını donduruyor. Fuhşun aleniliğini kanıtlamak için yanımızda bir kadın tacirine telefon edip "Elinde ne var" diye sorunca, karşıdaki ses gayet rahat yanıtı veriyor: "Gel hele, iki tane var; biri 20, diğeri 23 yaşında. Fiyatta bir şeyler yaparız. Şu anda Sokağı'nda çay ocağındayım."

"10 yaşında çocuklar esrar içiyor"
Diyarbakır'ın görülmek istemeyen yüzüne ışık tutan Sümbül'ün teyp açıkken söyledikleri de tabloyu özetliyor: "Savaş sadece ölüm bırakmadı arkasında. Varoşlara, gettolara sürülen insanların durumu gözümüzün önünde. Bu insanların geçim yolu, mesleği yok. Sur, Bağlar, Seyrantepe beldelerinde bir anda on binlerce işsiz, potansiyel suçlu ortaya çıktı. 200 bin kişi, devletten ve belediyelerden aldığı gıdayla hayatta kalmaya çalışıyor. Aynı zamanda İslamcı bazı yapılar, örgütlülüklerini artırmak için insanlara gıda desteği veriyor. Burası tam bir tezatlar şehri. 150 bin Avroluk jiple dolaşan da var, ayda 100 YTL'yle aile geçindirmeye çalışan da. Kente sürülen ailelerin reisleri iş bulamayınca reis olmaktan çıkıyor. O yüzden de ortaya binlerce işçi çocuk çıkıyor ve önemli bölümü suça bulaşıyor."
Sümbül'ün verdiği örnek ise Bağlar'dan. "Kalkıp gitsek, 'çocuklar şekerleme var mı' diye sorsak, uyuşturucu hap satan onlarca çocukla karşılaşırız. Resmi rakamlara göre sokakta çalışan 20 bin çocuk var. Tamamı köylerden gelmiş. Savaşın en büyük artığı, hayatları daha baştan alt üst olan çocuklar. Kız çocuklar ise ya eve, dar sokaklara itiliyor veya fuhuşa. Her yerde fuhuş ve suç var ama Diyarbakır'daki oran akla zarar. 5 YTL'ye uyuşturucu hap satan 10 yaşındaki çocuklarla karşılaştım. Devlet sigara karşıtı kampanya yapıyor ama 10 yaşından küçük çocukların esrar içtiğine dair görüntüler var elimde. Ne sağcısı, ne solcusu; ne devleti, ne belediyesi, kimse şehrin bu yüzünü görmek istiyor. Çünkü devlet de suçlu, yerel iktidarlar da, sivil toplum örgütleri de, PKK da! Benim gibi gazeteciler bunu haber yapınca 'Diyarbakır düşmanı' diye yaftalanıp suçlanıyor."

Diyarbakır'ın Manukyan'ı Yeşil'in sevgilisi
Ahmet Sümbül'e göre işsizliğe ilişkin en bariz veri kahvehane sayısının 10 bini aşması. Aktardığı çok önemli bir iddia da, fuhuş sektörünün suç örgütleri ve derin devletle dolaylı irtibatı üzerine: "Çocuklar bile kullanılıyor bu pazarda. Mardin'de kızını pazarlayan bir adam vardı, bugün (8 Ocak) Mardin Cezaevi'nde şişlenerek öldürülmüş. Bazı kafelerde bu iş alenen yapılıyor. Dedeman'ın tarihinde rastlanmamıştır ama üç ay önce bir hafta boyunca fuhuştan kapatıldı. Rusya, Gürcistan ve Moldovya'dan getirilip pazarlanan hayat kadınları var. Bu kadınlar inanılmaz bir şiddet sarmalında. Devlet 1990'larda bunun için neredeyse hiçbir önlem almıyordu. Şimdi istese de önüne geçemiyor. Görüştüğüm fahişelerin hepsi bu işe zorla sürüldüğünü söylüyordu. Sarı Hülya, Diyarbakır'ın Manukyan'ı olarak bilinir, onunla da görüştüm. Sarı Hülya, Yeşil'in sevgilisi. Genç kızları önce sektöre sürüyor, kısa süre sonra da başka şehirlere gönderiyorlar."
Bazı kamu görevlilerinin de pazarda yer aldığına dair kuşkular olduğunu söyleyen Sümbül, Diyarbakır'daki çaresizliğin gençleri nelere ittiğini şöyle sıralıyor: "Ya suça, ya İstanbul'un kenar semtlerindeki tekstil atölyelerine ya PKK'ya, ya da ajanlığa!" Sağduyulu ve her şeye rağmen umutlu gençlerin sayısının az olmadığını vurguladıktan sonra "PKK bitse de bu tahribat on yıllar boyunca etkisini gösterecek. Ayrıca PKK bölünürse, içinden radikal gruplar çıkabilir ve taraftar bulmakta hiç zorlanmayabilir" diyor.

"PKK'ya tepki büyüyor"
Diyarbakır Baro Başkanı Sezgin Tanrıkulu ise daha farklı düşünüyor. Şiddet eylemlerine son dönemde Diyarbakırlılar'ın karşı çıktığını ve PKK'nın bu tür eylemleri sürdürmesi durumunda ciddi bir halk tepkisiyle karşılaşacağını savunuyor. 3 Ocak'taki bombalamadan sonra şehre gelen Başbakan Erdoğan ile sorunun çözümü konusunda tartıştıkları bilinen Tanrıkulu, tartışmanın medyaya yansıdığı gibi gergin olmadığını ancak Erdoğan'ın Türkiye - Avustralya karşılaştırması karşısında hayrete düştüğünü söylüyor: "Avustralya'daki Türkler'in de iki saatlik televizyon hakkı olduğunu söyledi Erdoğan, Kürtler'in taleplerine cevaben. Basın danışmanı Akif Beki'ye dedim, 'Başbakan'a söyleyin, bu örneği başka yerde kullanmasın, insanlar güler' diye. Buradaki Kürtler'i, Avustralya'daki göçmen Türkler'le karşılaştırmak nasıl bir mantık, anlamıyorum."
12 Eylül 2006'da Koşuyolu Parkı'ndaki bombalamada çocukların ölmesi üzerine sokaklara dökülen Diyarbakırlılar'ın neden 3 Ocak'taki bombalamayı protesto etmediğini Tanrıkulu'ya sorunca şu yanıtı alıyoruz: "İnsanlar 3 Ocak'taki eyleme suskunluklarıyla tepki gösterdi. Örgütün olaydan sonra özür dilemesi anlam ifade etmiyor. Demokrasi Platformu olarak, kime ve hangi amaçla olursa olsun bu saldırı vahşettir, dedik. Orada askerler de ölebilirdi ama bu yola kesin karşıyız. 3 Ocak'taki eylem DTP'ye karşı bence. O yüzden DTP'nin çok daha sert biçimde kınaması lazım. Derin güçler bu tür eylemleri yaptığında karşı çıkıyorsak, örgüt yapınca bin defa karşı çıkmalıyız. Çünkü örgüt, Kürtler'in hakkını savunduğunu söylüyor. İyi de insan öldürerek hak savunuculuğu yapamazsın! Altını çizerek söyleyeyim, insanlar artık susmuyor. Eskiden insanların kafasında PKK'nın şiddetinin bir meşruiyeti vardı. Ama son birkaç yıldır bu meşruiyet büyük hızla azalıyor. Şiddetin Kürt meselesinde çözüm olmadığını eskiden biz söylüyorduk ama şimdi herkes söylüyor. Taraf olmuş insanlar da söylüyor."

Haberin devamını Yeni Aktüel dergisinin 132. sayısında bulabilirsiniz!


spacer
 
1  2  
 
spacer
1   2   3   4   5  
6   7   8  
 
 
Her hafta | Türkiye | Dünya | Toplum | Kültür Sanat | Yazarlar | Künye / İletişim | Bize ulaşın  
width=10
Turkuvaz Medya Grubu Copyright © 2003-2012 Tüm hakları saklıdır.
Turkuvaz Gazete Dergi Basım A.Ş.
Üretim ve Tasarım

Turkuvaz Medya Dijital