| |
|
 |
İşte Geleceğin Türkiye İklim Haritası
Küre Isınırken Türkiye Soğuyacak!
"Pastırma yazı uzayacak" Türkiye'nin kuzeyi ve özellikle Karadeniz'de beklenen yağış artışı tabii ki iyi haberler arasında. Ancak Karaca hatırlatıyor: "Daha fazla yağış, daha fazla sel ve daha fazla heyelan demek." Bunun aslında kötü bir sinyal olduğunu söyleyen Karaca şöyle devam ediyor: "Bırakın deniz seviyesi değişimlerini, otoyollar için bile bu kötü bir şey. Biraz klasik olacak ama maalesef Karadeniz'de deniz seviyesindeki bir iki milimlik oynama bile yolların doldurma şeklinde yapılmasından dolayı büyük etkiler yaratabilir." Doğu Anadolu'nun sorunu ise sıcaklık arttığı için karın yerde kalış süresinin azalması. Kar aslında bir tür su deposu ve su ne kadar uzun süre yeryüzünde kalırsa doğa tarafından saklanması da o kadar kolay oluyor. İç Anadolu'ya gelinceKaraca buradaki yağış miktarında çok fazla değişiklik olmayacağını söylüyor. Ancak gece-gündüz farkının ortaya çıktığı özellikle ekim-kasım aylarında yaşanan ve halk arasında "pastırma yazı" adı verilen dönemin daha uzun yaşanacağını da belirtiyor. Ancak gece-gündüz sıcaklık farkı kışın artacak, yazın azalacak.
"30 yıllık artışın sebebi çarpık kentleşme" Mehmet Karaca'nın en çok üzerinde durduğu konulardan biri de arazi kullanımı. Bunun termal dengeyi bozduğunu anlatan Karaca 1700'lerden 1990'lara kadar olan süre zarfında tarım arazilerinin kapladığı alan binde 3 iken şimdilerde binde 18 civarına kadar çıktığını anlatıyor. Yani binde 15'lik azımsanmayacak bir artış! Nedeni mi? Bildiğimiz mesele: Nüfus! Dünya nüfusu 1000'li yıllarda 250 milyonken şimdi 7 milyar. Türkiye nüfusuna baktığımızda, 11. yüzyılda 20 milyon bile olmayan nüfusun şimdilerde 70 milyona çıktığını zaten biliyoruz. Hesaplamalara göre asıl kırılma 1980'lerde yaşanıyor. Bu da kırsal kesimden kente göçün en çok olduğu yıllara tekabül ediyor. İşte Karaca'ya göre asıl sorun burada başlıyor. Zira yapısı değişen şehirler birer ısı adası haline geliyor. Bu yüzden de şehirle kırsal kesim arasında sırf bu nedenle yaklaşık 3 derecelik bir sıcaklık farkı oluşuyor. Karaca'nın anlattığına göre beton ve asfalt ısı rezervuarı gibi davranıyor. Siyah, güneşi tutuyor ve daha fazla ısınmayı sağlıyor. Beyaz ise tam tersi aldığı ışınların 90'ını atmosfere iade ediyor. İstanbul'un kuzeyi ve güneyi arasında bazen üç dört derecelik farklar olmasının sebebi tam da bu. Normal şartlar altında iklim müsait ama betonlaşma ve yeşil dokunun azalması sıcaklık dengelerini alt üst ediyor. "Bunun için" diyor Karaca, "bulabildiğimiz her alanı yeşillendirmeliyiz." İTÜ'nün araştırmasına göre kiremitlerin yaydığı ısı neredeyse 30 dereceye yakın. Meteoroloji istasyonlarının şehrin içinde kaldığını söyleyen Karaca bu yüzden şu anda ölçülenin betondan yayılan radyasyon olduğunun altını çiziyor. Karaca bu mevzuyu şöyle noktalıyor: "Son 30 yıldaki ısı artışının müsebbibi çarpık kentleşmedir!"
"Suya hâkim olan dünyaya hâkim olur" Prof. Mehmet Karaca bütün bu problemlerin ancak doğru bilinçlendirmeyle düzeleceği kanaatinde olsa da iklim mühendisliğinin çözümlerini de bizimle paylaşıyor. Örneğin en çok konuşulan çözümlerden biri 'Aerosol serpmek'. Aynı mikroplarla savaşmak için üretilen antikorlar gibi bu "Volkanik Aerosoller"in güneşin yaydığı radyasyonu tutacağı ve yere inmesini engelleyebileceği düşünülüyor. İkinci bir öneriyse karbon birikmesini kayalara depolamak. Maksat atmosferdeki fazla karbon salınımını engellemek. Sıradaki ilginç çözüm önerilerinden biri de şu: Dünya yörüngesine ayna koyarak güneşten gelen radyasyonu geri göndermek.
| Haberin devamını Yeni Aktüel dergisinin 141. sayısında bulabilirsiniz! |  |
|
 |
|