| |
|
 |
Mevlana'nın Dilinden Algıdaki Değişiklik
- "Ebedilik vasfı aşk medresesini kuralı sevenle sevilenin arasındaki fark kadar zor bir mesele ortaya çıkmadı. / Kıyastan, deverandan başka yollar var ama meseleyi çözmeye çalışan bu yollar, fıkıh bilgisini bilene de kapalı, hekime de, kendini yıldız bilgini sanana da. / O şekilde de, bu şekilde de nice keskin düşünce, bahislere girişti, düşünceye daldı da yed-i beyza gösterdi. / Birçok farklardan bahsettiler, fakat hepsinin de yolları bağlandı; camiye yüz tuttular, orda daha yüzlerce fark meydana çıktı. / Fikir sınırlıydı; toplayanın, ayıranınsa sonu yokSınırlı olansa sınırsızda yok oldu gitti. / Yok oluş sarhoşluktur, yok oluşun ardında, mutlaka bir kendine geliş var. Gölge ne kadar uzarsa uzasın, ardında güneş vardır. / Bu "Göğü dürer" sırrının dille anlatılamamasındandır; çünkü böyle bir şeyin ispatı, varlığı yok bilmekle, yok etmekle olur. (Gök kubbenin üstünde bir başka, bir görülmemiş oyun oynama vardır sana." (Cilt 7-1, gazel 50, s. 538)"Ne ben benim, ne sen sensin, ne bensin; hem ben benim, hem sen sensin, hem sen bensinA Hutenli güzel seninle öyle bir haldeyim ki yanılıyorum; ben mi senim, sen mi bensin?" (Gölpınarlı, Rubai 244)
|
 |
|