AKTÜELHepoku    
Her Hafta width=3 Türkiye width=3 Dünya width=3 Toplum width=3 Kültür Sanat width=3
 
   
 

Mevlana Ve Kadın

"İnsan Men Edildiği Şeyin Üstüne Düşer"

Abdülbaki Gölpınarlı'nın İnkılap Kitabevi tarafından 1951 yılında yayımlanan "Mevlana Celaleddin" kitabında Mevlana'nın kadının kapanması konusundaki şu satırları dikkat çekici:
"İnsan men edildiği şeyin üstüne düşer. Hele o ekmeği koltuğuna vurur, göstermemek için inada kalkışır, ısrar eder, durursan görmek isteyenlerin hırsı, rağbetleri büsbütün artar. Kadına gizlen diye ne kadar emredersen et, onda kendini göstermek isteği o kadar artar. Halk da gizlendiği için daha fazla üstüne düşer. Şu halde sen oturmuş, iki tarafın da rağbetini körüklüyorsun, sonra da bu iş ifsadın (fenalık, zulmetmek) ta kendisiyken, ıslah sanıyorsun." Gölpınarlı kitabında, Mevlana'nın birçok kadın seveni olduğundan bahsediyor. 13. yüzyıl İslam alimi Muineddin Pervane'nin karısı Gürcü Hatun, Kayseri'ye giderken Mevlana'nın hasretine dayanamayacağını düşünerek Aynüddevle adlı bir Rum ressama resmini yaptırmış. İşçi ve esnafın kadınları da Mevlana'yı sever, toplantılarında onu evlerine çağırır, gelince üstüne güller saçar, beraber sema ederlermiş. "Kadın hak nurudur, sevgili değil, yaratıcıdır, yaratılmış değil" diyen Mevlana, hayatı boyunca tek kadınla geçinmiş.
Abdülbaki Gölpınarlı'nın yine İnkılap Kitabevi tarafından 1983'te yayımlanan "Mevlana'dan sonra Mevlevilik" kitabında da, kadınların Mevlevi şeyhi olduklarına dair bilgi yer alıyor; Sultan Veled'in kızı Şeref Hatun, Konyalı Arife-i Hoş-likaa, Şah Mehmed Çelebi'nin kızı Destina, Güneş Han gibiGölpınarlı, Mevleviliğin ilk devirlerinde kadınların cemiyet dışına atılmadığını, özellikle köylere kadar yayılan Mevleviliğin kadını erkekten aşağı görmediğini, bu yüzden kadınların sema meclislerine katıldığı görüşünde olduğunu yazmış. Mevlevilik iktidara dayanınca, devletle uzlaşınca, köylerden şehirlere inince, kadınların özgürlüğü de yara almış. Özellikle 17. yüzyıldan itibaren kadın halifelere de rastlanmıyor. Gölpınarlı, 1848'de ölen, Kulekapısı Mevlevihanesi'nin mezarlığında yatan şair Leyla'nın gözyaşları dökerek, "Yarabbi, şu kadarcık bir et parçasını benden niçin esirgedin" demesinin Mevleviler arasında dilden dile aktarıldığını da yazmış.

 
 
Her hafta | Türkiye | Dünya | Toplum | Kültür Sanat | Yazarlar | Künye / İletişim | Bize ulaşın  
width=10
Turkuvaz Medya Grubu Copyright © 2003-2012 Tüm hakları saklıdır.
Turkuvaz Gazete Dergi Basım A.Ş.
Üretim ve Tasarım

Turkuvaz Medya Dijital