![]() ![]() |
![]() |
|
||||||||||||||
![]() |
En Çok Eleştirilen Yarışmacı İle Açık Açık… "Aslında Buzda Dans'a katılacaktım, buraya verdiler"
Kendi Tabiriyle "Şarkı Söylemek Lazım'ın Çirkin Ördek Yavrusu" Didem Uzel, Ayni Zamanda Jüriden En Çok Çeken İsim. Ama Evrenin Sırrını Keşfettiği İçin Oray Eğin'in Negatif Enerjisinden Etkilenmediğini Söylüyor! Ailede sanatçı var mı? YokAma babamın inanılmaz sağlam kulağı vardır. Çok güzel şarkı söyler. Onun evde söylediği şarkılarla büyüdüm. - Ne söylerdi? Türk Sanat Müziği söylerdi. Birçok şarkıyı ezbere bilmemin nedeni de odur. Ama hiçbir zaman yanaşmadım şarkı söylemeyeTa ki bu yarışmaya kadar. Yani ailenin bu işlere bulaşan ilk üyesi benim. Bir de kız kardeşim var. Onun bu işlerle hiç alâkası yok. - Çocukluğunuz nasıl geçti? Küçük bir yerde yetişmenin verdiği bir tat var bir kere. Aileye, gelenek ve göreneklere bağlı yetiştim. İlk kez üniversite son sınıfta bir erkek arkadaşım oldu mesela. - Üniversitede ne okudunuz? Marmara Güzel Sanatlar Fakültesi Tekstil Bölümü'nü bitirdim. Okuldan sonra oyunculuğa merak sardığım için işlere ara verip bir de Müjdat Gezen Sanat Merkezi'nde tiyatro eğitimi aldım. - Sahne işlerine bulaşmanız nasıl oldu peki? Üniversitede arkadaşlarımın gaza getirmesiyle oldu. Reklam filmi oyuncusu olmayı hayal ediyordum. Bir de çocukluğumdan beri bir erkek çocuğu gibi iyi araba kullanmak istiyordum. Üniversitede araba alırım, demişti babam, sözünde durmadı. İnsanın kaderi tesadüflere bağlıdır derler, ama artık tesadüflere inanmıyorum. Hiçbir şey boşuna olmuyor. Bir gün gazeteyi açtım, Show TV'de bir güzellik yarışması var. İlk beş güzele araba veriliyor. Üçüncü olana tek kapılı spor bir araba... "Tamam" dedim, "ben üçüncü olacağım." Yarışmaya girdim ve üçüncü oldum, istediğim arabayı aldım. Ardından sunuculuk ve oyunculuk yapmaya başladım. Ne tesadüftür ki sunuculuğa başladığım kanalın yarışmasındayım. - Çok fazla hırslı değilsiniz galiba. Siz çok uğraşmadan hayat sizi istediğiniz yerlere getirmiş gibi Çok hırsım olmadı hiçbir zaman. Ben sadece olmak istediğim yerde düşündüm kendimiBaşarıya giden yolda hırs önemlidir ama zarar verecek dozda olmamalı. Hırsı gerektiği dozda kullanabiliyorum. - Yarışma teklifi size nasıl geldi? Aslında Buzda Dans'a katılacaktım fakat kontenjan dolmuş, beni buraya verdiler. Komik ama gerçekten böyle. Hiç tesadüflere inanmak istemedim. Fatih Aksoy ile daha önce çalışmamıştım. Buzda Dans'ı çok sevdim; çocukluğumda da kaymıştım. Aksoy'u arayıp "İkincisi yapılacak mı" dedim. "Yaz dönemi olduğu için önümüzdeki kışa saklıyoruz ama başka bir proje var" dedi ve "Şarkı söyler misin" diye sordu. Farklı meslekten ünlüler bilinen şarkıcılarla düet yapacaklarHoş geldi fikir. Uzun zamandır bir rüya görüyordum. Üniversiteyi bitirememişim ve sürekli sınavlarım var, stres içindeyim. Yarışmadaki durumuma işaretmiş bu rüya. "Bir yıl önce başucuma şu sözü asmıştım: Şarkı söyle!" - İşin içinden gelmediğiniz için şarkı söylemekten çekinmediniz mi? Tiyatro eğitimi alırken şan da çalışmıştım, çok yabancısı değilim. Hayatta önüme çıkan her şeye dikkat ederim. Her objeye, her söze, aynı şeyler sürekli tekrarlanıyorsa bir mesajdır. Bundan bir sene önce okuduğum bir kitaptan bir sözü alıp yatağımın başucuna asmıştım: "Şarkı söyle!" - Niye asmıştınız o yazıyı? Bir kitapta okudum bu cümleyi. Bir meseldi (hisseli hikaye) bu: "Doğduğunuz zaman ne endişeyi ne acıyı, hiçbir şeyi bilmeyiz. Çocukların pozitif olmalarının sebebi budur. Zaman içinde korkularımız gelişir. Endişelenmek sizi negatif düşünmeye iter. Bir kuş uyandığında ne yapar? Cik cik ötmeye başlar. Ne yemek yapmayı düşünür, ne çiftleşmeyiUyanır ve şarkı söylemeye başlar. Gerektiğinde gider yemeğini bulur, yuvasını yapar. Göç etme zamanını bilir" Bu meselden yola çıkarak asmıştım o yazıyı. "Uyan ve şarkı söyle sadece" demiştim kendime. Çok enteresan; şimdi böyle bir yarışmadayım ve şarkı söylüyorum. Benim internet ortamındaki nickname'im de "şarkı söylemek lazım." - Bir ara yarışmada kuantum fiziğine meraklı olduğunuzu söylediniz Kuantum olasılıklar fiziğidir. Çok derin mevzu aslında. Şu elimdeki su şişesine dokunduğunuza inanırsanız, su şişesi vardır. İnanmazsanız yokturNe düşünürsek onu çekerizMıknatıs gibiyiz. En basit felsefe bu. Aslında bu konulara ilgim daha lise yıllarında parapsikolojiyle başladı. "Nasıl oluyor bu işler" merakı aslında her şeyin özü. "Niye varız, niye insan olarak acılar çekiyoruz, niye ölüyoruz" Aslında bütün bunlar daha iyi bir insan olmamı sağladı. Ben de üzülmüyor muyum? Tabii ki üzülüyorum. Ama sistemin nasıl işlediğini bilirseniz bu süreç çok daha kısa sürüyor. Artık yeni bir anlayış biçimi varVe bu, gün geçtikçe yayılıyor. Gerçeği arama süreci bu
|
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| Her hafta | Türkiye | Dünya | Toplum | Kültür Sanat | Yazarlar | Künye / İletişim | Bize ulaşın | |||
|