| |
|
 |
Öğretim Görevlisi Başar Hatırnaz Öğrencilerine En Çok Anlattığı Konuyu Kitap Haline Getirdi!
"İyi bir duş, reytingi bilmekten geçer"
"Bir tuşla memleketin televizyon içeriğini belirliyorum!" Panel ailelerin kimlerden oluştuğu mutlak bir gizlilik içinde. Reyting ölçümü raconunda bu böyle. Eğer aile kendini deşifre ederse panelden çıkarılıyor. Ailenin normal izleme alışkanlığına devam etmesi özellikle isteniyor ve kontrol ediliyor. Ailelerin normal izleyicilerden tek farkı evde her televizyon açıldığı anda kayıt için cihazın kumandasına basmaları. Peki aileler buna nasıl razı oluyor, çıkarları ne? Hatırnaz anlatıyor: "Asla para verilmiyor. Sosyo-ekonomik statülerini değiştirmeyecek küçük ev ve mutfak eşyaları hediye ediliyor. Bana sorarsanız insanların panel aile olmayı kabul etmelerindeki en büyük etken 'Bir tuşla memleketin televizyon içeriğini belirliyorum' hissinin verdiği güç" Bu sistemle yapılan ölçüm ne kadar sağlıklı? "Tabii ki benim ve sektördeki pek çok kişinin eleştirileri var. Sosyo-ekonomik statü grupları oluşturulurken hane halkının psikografik (tüketicilerin tutumlarına ve kişisel değerlerine göre sınıflandırılması) özelliklerinin de göz ardı edilmemesi gerekir. Bir kişinin siyasi görüşü, dini inançları, kültürü, etnik kökleri, zevkleri ve kişisel özellikleri tüketim alışkanlıklarını da farklılaştırıyor. Ama şimdilik yapacak fazla bir şey yok. Reyting ölçümü gerçekten zor ve masraflı bir iş. Bir kanal tek başına yapmaya kalksa 5 milyon dolar ödemesi gerekir. Zaten o yüzden ulusal kanallar ortaklaşa yaptırıyor bu ölçümü"
Global reyting rüzgârları Hatırnaz'ın Türkiye ve dünyadaki reyting hileleri ve programcılık anlayışıyla da yakından ilgileniyor. Hatırnaz'a göre bugün reyting ölçümlerinden yola çıkarak yayın yapan kuruluşların geldiği son nokta "kendi bindikleri dalı kesmek". "Yayıncılık anlayışı da global hale geldi. Dizi ve program trendleri eş zamanlı olarak Türkiye'ye yansıyor. Bir şarkı yarışması tuttuysa aynı anda bütün kanallar benzerine başlıyor. Semtinde sayısız köfteci bulunan bir esnaf gibi sıkılan izleyici, 'Bir gün de pizza yiyelim' noktasına gelip başka kanallara yelken açıyor. Parsa hızla toplanıyor ve bitiyor, ta ki yeni trend rüzgârları esene kadar" Hatırnaz'a göre ekran geçmişi Batı'yla kıyaslandığında emekleme döneminde olan Türkiye'nin yabancı formatları alıp birebir uygulaması, sayısız handikaplar barındırıyor. Ekrandaki gerçek ve kurmaca arasındaki farkın henüz yeni yeni algılanmaya başladığı dönemlerdeyiz çünkü. Nasıl diye soranlara, çok değil 20 sene önce Türk sinemasının kötü adamlarının, günlük hayatlarında yolda, "Ahlaksız herif, nasıl kıydın o güzelim kıza" nidalarıyla taşlandığını hatırlatırızBu durumun farkında olan yayıncılar, bu zafiyeti bazen "reyting uğruna" kullanabiliyor da: "İnsanlar bilmeliler ki; televizyon adalet dağıtan, hayat kurtaran bir mekanizma değil. Yakın dönemde kadın programlarında ailevi meseleleri konuştukları için vurulan, öldürülen kadınları hatırlayın. Adalet sistemi kusursuz işleyen bir ülkede kim, niye televizyondan adalet beklesin. Evet reyting önemliBir yayıncı toplumunu tanıdığı, onun dilinden konuştuğu ölçüde reytingini arttırır. Televizyon dünyası için izleyici eşittir tüketicidir! Ama reytingi sömürü çarkına dönüştürmemek gerekir."
| Haberin devamını Yeni Aktüel dergisinin 127. sayısında bulabilirsiniz! |  |
|
 |
|