| |
|
 |
İzleyicinin Karşısına İlk Kez "kablo Kesme" Vakasından Sonra Çıkan Efsane Yönetmen Musa Çözen Anlattı
"Çoğu zaman çocuklara, kaç kaç bitti, diye sorarım"
34 yıllık meslek hayatı boyunca binlerce maçın naklen yayınını yönetti ama ilk kez bir maç sonunda mikrofon futbolculardan önce ona uzatıldı. Ağlamaklıydı, sesi titriyordu: "Ömrümden on yıl gitti, çıldıracağım." Zira yönettiği Denizlispor - Fenerbahçe maçında biri dışında tüm kameraların kabloları kesilmişti…
Musa Çözen ile buluştuğumuzda bir yandan yapılanın profesyonelce olduğunu söylüyor: "Bana kes deseler kesemezdim. Yapan arkadaşın alnından öpmek lazım, işi bilen biri. Ama vicdansızlık yapmış." Öte yandan seyirciye duyduğu mahcubiyeti anlatıyordu. "Şifreli kanalız, insanlar para ödeyerek izliyor. Milyonlara yayıncılık sorumluluğumuz var. Bizi çok zor durumda bıraktı." Aslında televizyon dünyasının çok yakından tanıdığı, futbol meraklılarının ise, ismini bilip de "kara pazar"a kadar "cismini" bilmediği bir yönetmen Musa Çözen. "Pazar günü diye rahat gitmiştim. Saç sakal birbirine karışmış, sararmışım, gözlerim dönmüş. Mikrofon uzatılınca, insanlar beni bir gördü, Toros canavarı gibiyim. Keşke bu adamı görmeseydik de hayalimizdeki gibi kalsaydı demişlerdir mutlaka." Renkli kişiliği ve kendine has diliyle tanınıyor televizyon camiasında ünlü yönetmen. Mesleğe üniversitede aldığı gazetecilik eğitiminden sonra 1974'te resim seçici olarak TRT'de başlayan Çözen, televizyon dünyasının bir nevi kara kutusu gibi. Kimlerle çalışmamış ki bugüne dek? Mehmet Ali Birand, Ali Kırca, Can Dündar akla gelen ilk isimler. Siyah beyaz TRT döneminden bugüne sayısız haber program, açık oturum, belgesel, güzellik yarışması, basketbol ve futbol maçında hep onun imzası var. O kadar ki "Anılarımı anlatsam ders yerine geçer" diyor. Sahi neden aktarmıyor deneyimlerini Musa Çözen? Yoksa teklif mi gelmiyor iletişim fakültelerinden? "Çok geliyor ama kardeşim benim iki lafımın biri küfür. En son bir üniversiteden çağırdıklarında, 'Kurban olayım, beni misafir sanatçı olarak bile çağırmayın' dedim. O yönüm yok; insanlara oturun, şu şöyle diyemem. Karakucakçıyız biz, pratiğiz. Sohbet ederek anlatmam lazım. O da küfürden olmuyor işte. Hem ben dilekçe yazamayan adamım, nasıl ders vereyim!" Anıları gibi maç rejisinin de ders olduğu söylenir hep Çözen'in. Onu izleyip mesleği öğrenmek isteyenler doluşur naklen yayın aracına ama o kimseyi görmez, duymaz. Kendini yayına çok kaptırdığını söylüyor: "Çoğu zaman çocuklara kaç kaç bitti diye sorarım."
| Haberin devamını Yeni Aktüel dergisinin 97. sayısında bulabilirsiniz! |  |
|
 |
|