AKTÜELHepoku    
Her Hafta width=3 Türkiye width=3 Dünya width=3 Toplum width=3 Kültür Sanat width=3
 
   
 

KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'a Göre, Kuzey Kıbrıs'ın Demokrasisi Türkiye'den De, Rum Kesimi'nden De İleride…

"Son sözü ben söylerim; asker değil"
MURAT YALNIZ  


Kıbrıs Türk Platformu'nun hükümeti ve kendisini hedef alan mitingleri için "Kıbrıs'ta da yollar yürümekle aşınmaz" diyen Cumhurbaşkanı Talat, adada bir ateşkes anlaşması olmadığı için Kuzey Kıbrıs'ta derin devlet sevdalılarının rahatça at oynatabileceği bir zemin olduğu görüşünde! KKTC'deki devlet dairelerinde Türkiye kökenlilere ayrımcılık yapıldığını doğrulayan Talat, "Bu, devlet politikası değil, kişisel tavır. Düzeltmeye çalışıyoruz" diyor.

- Kıbrıs'ta çözümden giderek uzaklaşılıyor mu?
Evet. Geçenlerde Rum kesimi Kuzey Kıbrıs'a dönük bir ekonomik paket açıkladı. Nereden esti? Bizle herhangi bir şey konuşmadılar. Biz yardım istemiyoruz, doğrudan ticaret ve ürettiklerimizi AB'ye satmak istiyoruz. Ama üzerinde "Northern Cyprus" yazan suyu almıyor, "Bu yazıyı silin" diyorlar. Kıbrıslı Türklerle ticareti cesaretlendirme gibi bir eğilimleri yok, her uygulamada sorun çıkarıyorlar. Çünkü Papadopulos, hedeflerinin Kıbrıslı Türkleri zaman içinde asimile etmek olduğunu açıkladı. Hem de BM Genel Kurulu'nda. Bu anlayışta bir Rum yönetiminin çözüm istemesi mümkün değil.
- Kuzey Kıbrıs'ın içinde de durum parlak değil gibi... Kıbrıs Türk Platformu, hükümeti ve sizi hedef alan mitingler düzenliyor.
Güzelyurt'taki, miting değildi; dünyanın en komik eylemlerindendi. "Güzelyurt verilemez" diyorlar. Veren kim! Tersine, Güzelyurt'un kalkındırılması için yatırım çağrıları yapıyoruz. Mitingi yapan da Güzelyurtlular değildi. Ortada fol yok, yumurta yok; zorlama bir provokasyon çabasıBuyursun yapsınlar. Kıbrıs'ta da yollar yürümekle aşınmaz! Hem kim destekleyecek onları
- Son dönemde adada askerle-hükümet karşı karşıya geldi. KKTC'nin idaresi ve izlenen politikalar noktasında bir anlaşmazlık mı var?
Bir sorun yok ama bazı gerçekler var. Bu gerçeklerin halkta ve yönetimde rahatsızlık yarattığı doğru. Kıbrıslı Türkler, Rum tarafına ve dünyaya karşı egemenlik iddiası ortaya koyarken, kendi kendini yönetmek istiyor. Bu çok meşru bir talep. Ama bu konuda Türkiye ile çatışma yok, değerlendirme süreci var. Geçmişte, günün koşullarında uygun gözüken bazı düzenlemeler, bugünün koşullarına uymuyor. Değişmeleri gerekiyor ve Türkiye'den de olumsuz yaklaşım yok.
- Nedir değişmesi gereken?
Kuzey Kıbrıs, 2004'teki referandumdan sonra dünyada ayrı bir varlık olarak görülmeye başlandı. Kendi kendini yöneten bir mekanizma olduğu yaklaşımı pekişiyor. Bunun gereği yönetim, ekonomi ve siyaset anlamında yapılmalı. Güney Kıbrıs'ın yarattığı kuşkularla dünyada sorgulanmaktan kurtulmalıyız. Örneğin Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi Başkanı Rene Van Der Linden, Lokmacı barikatı tartışmalarının ardından beni ziyaret etti. Ayrılırken, "Samimiyetle soruyorum, burada son sözü siz mi söylersiniz, Türk askeri mi?" dedi. Herhangi biri değil, Linden soruyor bunu! "Niye Rumlara kanıyorsunuz? Tabii son sözü ben söylerim, çünkü Cumhurbaşkanı benim. Kendi kurumlarımla, hassasiyetler bakımından farklılıklarım olabilir ama karar mercileri bellidir" dedim. "Anlıyorum" dedi. Bu bakış açılarını yıkmamız gerekiyor. Bunun için kurumlarımızı güçlendirmeliyiz. Kıbrıslı Türkler kurumlarına sahip çıkmalı.

"Türkiye darbe yapsa, kimden yardım isteyeceğim"
- Son sözü söyleme noktasında askerin(Sorumu yarıda kesiyor.)
Askeri karıştırmayın. Asker, askeri konularda konuşur. Bütün kararlarımızda askeri konular vardır tabii ama bunlar sınırlı. Amacını aşma ya da askerin siyasi bir konuda kararımızı değiştirmeye çalışması yok. Siyasi konularda kararları biz veririz.
- KKTC'de zaman zaman baş gösteren gerginliğin, Türkiye'deki gelişmelerle bağlantılı olduğunu düşünüyor musunuz?
Belki. Bizde de bir muhtıra olabilir miydi? BilmiyorumAma olmadı.
- Bir süre önce Sabah Gazetesi'nden Evren Mesci'ye "Türk askeriyle aramızda sorun olmamalı. Rum kesiminde bu sorun onlar açısından felaket oldu. 1974'te Türkiye'nin adaya müdahalesini sağladılar" dediniz. Biraz tehditvari bir hatırlatma değil mi bu?
Tehdit değildi; hem bize, hem Türkiye'ye, herkese bir uyarıydı. Türkiye ile çatışma lüksümüz, Rumlar'ın Yunanistan'la çatışmasından çok daha büyük bir lükstür. Çünkü Kıbrıs Rum kesimi dünyada tanınan bir devlet. Tüm dünya ile ilişkisi var. Nitekim Yunanistan Güney Kıbrıs'ta darbe yaptığında Makarios BM'ye gitti, yardım istedi. Farz edin, Türkiye Kuzey Kıbrıs'ta darbe yaptı! Nereye gidebilirim yardım çağrısında bulunmak için? Var mı gideceğim yer? BM Genel Kurulu'na gidip konuşamam. Türkiye ile çatışma lüksümüz hiç yok. Rumlar'ın bu lüksü olduğu halde Yunanistan'la çatışmaya girip Kıbrıs davasını kaybettiler.

spacer
 
1  2  
 
spacer
1   2  
 
 
Her hafta | Türkiye | Dünya | Toplum | Kültür Sanat | Yazarlar | Künye / İletişim | Bize ulaşın  
width=10
Turkuvaz Medya Grubu Copyright © 2003-2012 Tüm hakları saklıdır.
Turkuvaz Gazete Dergi Basım A.Ş.
Üretim ve Tasarım

Turkuvaz Medya Dijital