AKTÜELHepoku    
Her Hafta width=3 Türkiye width=3 Dünya width=3 Toplum width=3 Kültür Sanat width=3 vimjo alışveriş
 
   
 

Psikiyatri Uzmanı Dr. Haşmet Işıklı:

"Çekingenliği Gidermenin Çaresi Var"

Peki Türkiye'deki durum? Sorularımızı Etiler Terapi Merkezi'nden psikiyatri uzmanı Dr. Haşmet Işıklı yanıtladı.
- Taraflardan biri diğerini sevdiği halde bunu ifade edemiyor. Bu neden kaynaklanıyor?
Kadın-erkek ilişkilerindeki çekingenliği yaş gruplarıyla ayrı ayrı değerlendirmek lazım. Ergen veya daha olgun kişilerin çekingenliği çok farklı sebeplerden kaynaklanabilir. Genelde Türk insanında yetişme tarzından da kaynaklanan kendini ifade etme zorluğu var. Ama en önemli sebeplerden biri reddedilme korkusu. Yani ilgi duyduğunuz arkadaşınıza, "Ben seni sevgili olarak görmeye başlıyorum, senden hoşlanıyorum" dediğinizde nasıl bir reaksiyon alacağınız meçhul. Bu daha çok ergenler için söz konusu. Daha ileri yaşlara gelince: Bazı insanların, özellikle sosyofobik olanların kendilerini ifade etme problemi var. Bunlar, özellikle otorite figürü olan insanlarla ve karşı cinsle sorun yaşıyor. Bu söylediklerim, olaya erkek-kadın ilişkisi açısından baktığımızda erkekler için geçerli.
- Bunun sebebi nedir?
Bu, erkeklerin kadınları algılamasıyla ilgilidir. Kadınları sanki daha üst kategorideki varlıklarmış gibi algılayan insanlarda bu tip reaksiyonlar, çekingenlikler daha çok ortaya çıkıyor. Bu da tamamen yetişme tarzıyla ilgili.
- Peki bu korkunun temelinde ne var?
Bu korku bireylere göre farklılık gösterir. Ama daha çocukken, özellikle de erkek çocuklara kadınların daha üstün varlıklar olduğu öğretilir. Ama lafla ifade edilen bir şey değildir bu. Aile içi dinamiklerle ilgilidir. Anne ve abla, ailede baskın konumdadır. Anne, kutsaldır. Erkek çocuğun gördüğü budur. Çocuk anneyi sadece kutsal gördüğünden değil, otorite figürü olarak da algıladığından, bunu bütün kadınlara yansıtır.
- Ya kız çocuklar?
Aile içinde babanın baskın ve otorite figürü olduğu durumda da bunun tam tersi işleyebilir. Ama kızlarda karşı cinse çekingenlik erkeklere göre daha az aslında. Fakat kızlarda da bu, kendi kişilik özelliklerine bağlı. Çekingen, güven eksikliği olan, içe dönük bir kızsa o da kendini erkeklere ifade etmekte zorluk çeker. Tamamen güvenle ilgili bir problem onların yaşadığı. Erkeklerinki biraz daha farklı. Onların da güven sorunu var, ama bunun yanında kadını algılamayla ilgili ciddi bir farklılık var. Bizim toplumumuz her ne kadar erkek egemen görünse bile, kadına fazladan bir değer yüklemektedir. Toplumun genel bilinçaltına baktığınız zaman, kadınlar sanki karşı tarafla ilişki kurmakla veya konuşmakla onlara bir şey bahşeden, bir şey bağışlayan konumundadır aslında. Öyle algılanır.
- Erkekler gururlarının kırılmasından korkuyor galiba.
Erkekler daha hassas. Erkek bir kadın tarafından reddedilirse sanki bütün kadınlar tarafından reddedilmiş gibi hissediyor. Onun için de çok zedeleniyorlar. Sanki sadece o kız değil, hangi kıza gitse aynı cevabı alacakmış gibi düşünüyor. "Beni A reddetmişti, ben bir daha başkasına teklifte bulunamam" diyorlar. Karşıdaki insanın farklı biri olduğu söylense bile artık öyle kategorize ettiği için, bütün kadınlar kendisini reddedecekmiş gibi algılıyor.
- Bu durumdaki erkek bunu nasıl yenebilir?
Bunun neden kaynaklandığı önemli. Birincisi, kişilik özellikleriyle bir sorun varsa bunun değiştirilmesi lazım. Bu, ciddiyse terapilerle olur. Ama ciddi değil de hafifçe atlatılabilecek bir sorunsa bunun üstüne gitmek lazım. Yani o insanı cesaretlendirip, önce yakın çevresindeki kızlarla arkadaş olarak belki biraz daha fazla vakit geçirmesi, sonra da bu tip isteklerini dile getirmeyi öğrenmesi lazım.
- Bu nasıl olacak?
Psikolog aracılığıyla. Çekingenlik psikolog desteğiyle kolayca aşılabilir. O zaman kişinin hayatında çok şey değişir. Bu sadece kadın-erkek ilişkilerine yansımakla kalmaz, iş ilişkilerine, toplum içindeki konuma da yansır. Özellikle sosyal fobi ise bunun mutlaka tedavi edilmesi lazım.
- İnsan bu sorunu kendi kendine aşabilir mi, örneğin kitap okuyarak?
Kitaplar size birtakım direktifler verir. Bunları yapamadığınız zaman güvensizliğiniz daha da artar. İkincisi, duygularla ilgili bir konu bu, düşünceyle değil. O da biliyor aslında bir şey olmadığını. "Bir şey yok aslında, ben kendimi kontrol edemiyorum, karşı tarafla konuşamıyorum, heyecanlanıyorum" diyor. Heyecansal bir tepki. Onun için duygusal bir şeyi, düşünceleri değiştirerek ortadan kaldıramazsınız.
- Ailenin statüsü ne olursa olsun yetişme tarzıyla ilgili bir sorun mu bu?
Bazen çok cahil insanlar o kadar güzel yetiştiriyor ki çocuklarını. Bazen de son derece eğitimli insanlar tam tersini yapıyor.
- Okullarda bu konuda ne yapılabilir?
Kız-erkek eşit gruplarla sosyal aktiviteler yapmak lazım. Çocuk kabul edildiğini hissettiği anda rahatlıyor. Okul öncesi eğitim de önemli bu konuda. Kreşlerde, anaokullarında üç yaşından itibaren kız-erkek birlikte oldukları zaman, kişilik yapısı da altı yaşına kadar oturduğu için, ailede baskı görse bile, bunu orada atlatabilir. Bunun çok büyük önemi var.

Sana Aşkımı Anlatabilsem…
"Çekingenliği Gidermenin Çaresi Var"
 
 
Her hafta | Türkiye | Dünya | Toplum | Kültür Sanat | Yazarlar | Künye / İletişim | Bize ulaşın  
width=10
Turkuvaz Medya Grubu Copyright © 2003-2010 Tüm hakları saklıdır.
Turkuvaz Gazete Dergi Basım A.Ş.
Üretim ve Tasarım

Turkuvaz Medya Dijital