| |
|
 |
Geçen Yıl Türkiye'de 27.6 Milyon Kutu Antidepresan Satıldı
Kimyasal mutluluk bağımlılığı!
Her antidepresan her hastaya iyi gelmez Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi Birim Şefi, Araştırma Merkezi Başkanı Psikiyatr Doç. Dr. Mehmet Emin Ceylan bu tür araştırmaların temel itibariyle gerçeği yansıtamayacaklarını belirtiyor: "Bu araştırmalar temel olarak ilaç - hasta seçimi yapılmadan, körlemesine ilaç uygulanan çalışmalardır. Bu çalışmaların tarafsız yapılması ve FDA onayına sunulması için her depresyon hastasında etkili olması beklenir. Fakat biliyoruz ki bazı ilaçlar bazı hasta gruplarda etkisizken, bazı gruplarda çok etkili olabilir. Çünkü, antidepresiflerin etkisi, depresyonun alt gruplarına, hastaların metabolizmalarına göre değişiklik gösterir." Aynı zamanda farmakolog da olan Doç. Dr. Ceylan'a göre söz konusu araştırma da depresyonun türüne bakılmaksızın, her ilacın her hastada aynı derecede etkili olacağı beklentisiyle yapıldığı için sonuçların plasebodan farksız çıkması kaçınılmaz: "Örneğin bir hasta grubu vardır, hastalık depresyondur ama alt grubu farklıdır; hasta hiperaktivite ve uykusuzluktan şikâyetçidir. Bir ilaç bu grupta başarılı sonuçlar gösterirken başka bir antidepresif de depresyonun durağanlık, iştahsızlık, enerjisizlik yarattığı, hastanın yataktan kalkmak istemediği öbür alt grubunda etkisini gösterir. Klinisyen, antidepresifin bu özelliklerini bilirse ve buna göre ilaç seçerse tedavi etkili olur, ama körlemesine ilaç seçilirse o zaman da etkisi plasebodan farksız olur." Türkiye Kilinik Farmakoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Cankat Tulunay ise araştırmanın yeni nesil antidepresanlarla ilgili saklanan gerçekleri gün ışığına çıkardığını iddia ediyor: "Araştırma, yöntemlerinden araştırmayı yapanların psikologlar olmasına kadar pek çok konuda eleştirildi. Çünkü hiçbir psikiyatr antidepresanların etkisiz olduğu gerçeğiyle yüzleşmek istemiyor. Serotoninin depresyon hastalığıyla bağlantısı yıllar evvel keşfedildikten sonra, SSRI adı verilen beyinde serotonin salınımını düzenleyen antidepresan grubu ilaçlar piyasaya sürüldü ve bu ilaçların tedavide çok başarılı olduğu söylendi. Keşke depresyon bu kadar basit bir hastalık olsa! Ne var ki bu rahatsızlığın çok daha karmaşık bir yapısı var ve sadece serotoninle çözülemez!" Prof. Dr. Tulunay hastalarına antidepresan ilaç yazan doktorların bu araştırmaya önem vermeleri gerektiğini vurgularken, ülkemizde hiçbir psikiyatrın hastalarına plasebo vererek etkisini gözlemlemediğini belirtiyor: "Bu grup ilaçların başarısından nasıl bu kadar emin olabiliyorlar ki, belki de sözünü ettikleri başarı hasta üzerindeki plasebo etkisinden kaynaklanıyor."
Antidepresanların yan etkileri Prof. Dr. Cankat Tulunay'ın üzerinde önemle durduğu diğer bir konu da özellikle serotonin düzenleyici ilaçlardan kaynaklanan ciddi yan etkiler! Uzman bu ilaçları kullanan ya da kullanmayı kesen hastaların kendilerine ve çevrelerine zarar verme eğilimlerinin artabileceğini savunuyor: "SSRI grubu antidepresanlar, serotonini bloke ederek hastalığı düzeltmiyor. Ama serotonin fizyolojik bir madde ve bloke edildiğinde beynin işleyişinde de değişiklikler meydana geliyor. Bu değişikliklerden biri de büyük ihtimalle intihar temayülü. Geçenlerde ABD'de bir üniversitede yedi kişiyi öldüren öğrenci, daha önce Prozac kullanıyormuş ve birdenbire ilacı bırakmış. Bugüne kadar FDA'ya bildirilmiş raporlar arasında buna benzer 70 vaka bulunuyor." Prof. Dr. Tulunay aynı durumun ülkemiz için de geçerli olduğunu ama konuyla ilgili hiçbir araştırma yapılmadığı için aradaki bağlantının çözülemediğini söylerken bir hayli iddialı: "Örneğin geçen günlerde 14 yaşındaki bir çocuğun babaannesini defalarca bıçaklayarak öldürdüğünü okuduk. Daha evvel de, antidepresan tedavisi gören bir işadamının önce ailesini öldürdüğünü sonra da intihar ettiğini yazmıştı gazeteler. Ama ne yazık ki günümüzde 'canım sıkılıyor' diyen herkese antidepresan veriliyor." Doç. Dr. Mehmet Emin Ceylan ise, antidepresanların intihara neden olduğu iddiasının yanlış bir kanı olduğunu belirtiyor: "Depresyonda iki sorun vardır; biri düşünceyle diğeri de enerjiyle ilgili yaşanan problemlerdir. Mesela bir depresif hastanın enerjisi yoktur ayrıca düşüncesi bozulduğu için intihar etmek isteyebilir. Prozac'ın yaptığı şey hızla enerjiyi yükseltmektir. Fakat düşünceyi daha sonra düzeltir. Düşünce bozukluğu değişmeden o bir hafta içinde hızla enerjisi yükseldiği için, hasta intihar edecek gücü bulabilir. Halbuki intihar riski çok yüksekse, başlangıçta Prozac verilmez ya da kontrollü verilir." Prof. Dr. Cankat Tulunay ise bu görüşe katılmadığını şu sözlerle açıklıyor: "Depresyon hastası felçli değildir ki elini kaldıramasın. Kullandığı ilacın bir kutusunu içebilecek kadar bile mi enerjisi kalmıyor!"
| Haberin devamını Yeni Aktüel dergisinin 140. sayısında bulabilirsiniz! |  |
|
 |
|